Tüm Haberlere Dön
“KİRALIK İŞÇİLİK TEŞERONLUK VE KIDEM TAZMİNATI” KONULU PANEL DÜZENLENDİ
Haberler Ankara

“KİRALIK İŞÇİLİK TEŞERONLUK VE KIDEM TAZMİNATI” KONULU PANEL DÜZENLENDİ

Elektrik Mühendisleri Odası’nın 18. Dönem Yönetim Kurulu Üyeliği, 19, 20, 21, 22, 23 ve 24. dönemlerde EMO Onur Kurulu Üyeliği görevinin yanı sıra EMO Ankara Şubesi 6. ve 7. Dönem Yönetim Kurulu Üyeliği görevlerini üstlenen Halil Eker anısına 08 Nisan 2016 Cuma günü “Kiralık İşçilik Taşeronluk ve Kıdem Tazminatı” konulu panel düzenlendi.

Yöneticiliğini EMO Ankara Şubesi Yönetim Kurulu Yazman Üyesi Alaattin Ali Yolcu`nun yapacağı panele DİSK Genel İş Sendikası Araştırma Dairesi Müdürü Dr. Özgün Millioğulları, DİSK Sosyal- İş Sendikası Uzmanı Onur Bakır, KESK Eğitim- Sen Eğitim Uzmanı Dr.Erkan Aydoğanoğlu konuşmacı olarak katıldı.

Halil Eker`in yaşamından kesitlerin yer aldığı video gösteriminin ardından Halil Eker`in eşi Gülcan Eker katılımcılara ve EMO Ankara Şubesi`ne düzenlenen etkinlikten dolayı teşekkür etti.

EMO Ankara Şubesi Yönetim Kurulu Yazman Üyesi Alaattin Ali Yolcu panelin açılışında kısa bir konuşma yaparak, Türkiye`de taşeron işçilik, kamuya alınacağı belirtilen özel sözleşmeli işçilik, özel istihdam büroları ve kiralık işçilik kavramlarına değindi. Alaattin Ali Yolcu`nun ardından DİSK Sosyal-İş Sendikası Uzmanı Onur Bakır yurt dışında olduğu için daha önce hazırladığı video görüntü aktarıldı.

"Türkiye`de taşeronlaştırma son 10 yılda hızla yaygınlaştı"

Onur Bakır sunumunda şunları söyledi; "Herkese iyi akşamlar diliyorum. Aslında bugün bu panelde konuşmacı olarak fiziken sizinle birlikte olacaktım ancak çalıştığım sendikanın yurt dışı toplantısı nedeniyle Ankara`da olamayacağımdan böylesi bir çözüm üretmek zorunda kaldık. EMO Ankara Şubesi`ni ayrıca tebrik etmek lazım. Eski yöneticilerine ve üyelerine yönelik onları anmak için bu tür etkinlikler yaptığını biliyorum. Halil Eker`i de saygı ve sevgiyle anmak istiyorum. Bugünkü panelde benim anlatacağım başlık taşeronluk işçilik, Türkiye`de taşeronlaştırma son dönemde hükümetin açıkladığı yasal düzenleme. Kiralık işçilik konusu ve işçi sınıfının en önemli gündemlerinden biri olan kıdem tazminatı konusu da panelin başlıkları arasında. Türkiye`de taşeronlaştırma uygulamaları son on yılda hızla yaygınlaştı. AKP hükümetinin iktidara geldiğinde  toplam 400 bin olan taşeron işçi sayısı bugün 2 milyonu bulmuş durumda. Kamuda halen 720 bin civarında taşeron işçi çalışıyor. Son yıllarda İş Yasası`na aykırı şekilde taşeron işçiliğe gidildiği biliniyor. Kamuda uygulanan muvazaa uygulamasına karşı işçilerin ve sendikaların açtığı çok sayıda dava var. İş Yasası`na aykırı dava var muvazaa dediğimiz hileli hukuka aykırı taşeron ilişkisini tespit eden müfettiş raporu ve bunu kesinleştiren yargı kararları var. İş Yasası`nın 2. Maddesine göre taşeron çalışmanın kanuna aykırı olduğu tespit edilirse işçiler başlangıçtan işe ilk girdikleri tarihten itibaren asıl işverenin işçisi sayılıyorlar. Kamunun kendi işçisi olduğunu ispatlayan çok sayıda mahkeme kararı mevcut ancak AKP hükümeti bu kararları uygulamadı. Bazı sendikaların ısrarlı mücadelesi neticesinde kamudaki taşeron uygulaması sürdürülemez hale geldi. Bir önceki seçim öncesi hükümet taşeron işçilere kadro vaadinde bulunmak zorunda kaldı. Hükümetin yaptığı açıklama asıl işlerde çalışan işçilere kadro verileceği yönündeydi. Asıl iş yardımcı iş kavramlarından söz etmek gerekmekte. Yardımcı iş asıl işin yapılmasına bağlı olarak ortaya çıkan ihtiyaçlar neticesinde gördürülen işlerdir. Metal fabrikasında otomobil yapımı asıl iştir, işyerinin güvenliği temizliği yardımcı işlerdir. Seçimden sonra Başbakan Davutoğlu bir açıklama yaptı. Davutoğlu dedi ki, ‘asıl işlerde çalışan personelimizi kadroya alıyoruz, yardımcı işlerde çalışan kardeşlerimizi de işe alacağız. Dışarıda taşeron işçi kalmayacak` dedi. Dışarıda tek bir taşeron işçi bile kalmayacağını söyledi. Bunun üzerinden 24 saat geçmeden Maliye Bakanı tam karşıtı açıklama yaptı. 720 bin taşeron işçinin değil belirledikleri koşulları yerine getirenlerin kamuya alınacağını söyledi. Başbakan ‘dışarıda kalan tek bir işçi olmayacak` dedi Maliye Bakanı bunun tam zıddını söyledi. Özel sözleşmeli personel statüsüne geçeceklerini sözleşmelerin yenileceğini ifade etmiş oldu. Hâlâ Başbakan ve Maliye Bakanı görevde. Maliye Bakanı, Başbakanın yaptığı açıklamasını açıkça yalanlamış oldu. Maliye Bakanı kamuya geçme konusunda çok sayıda koşul getirdi. Taşeronda çalışan işçilerin özel sözleşmeli personel olarak alınabilmek için şimdi sayacağım koşulları sağlamış olmaları gerekmekte. Dışarıda kalacakları söyleyelim; 1 Kasım 2015 sonrası işe girenler kapsam dışında olacaklar, emekli işçiler emekli olmuş hale hazırda taşeronda çalışan işçiler kapsam dışında olacaklar, emekliliğe hak kazanıp henüz emekli olmamış olanlar , yılda 12 aydan az çalışanlar kapsam dışında olacaklar. MEB`te yılda 10 ay çalıştırılan işçiler var bu işçiler yılda 12 aydan az çalıştıkları için kapsam dışında olacak, part time çalışanlar olmayacak. Bilindiği gibi kamuda farklı ihale türleri mevcut. Anahtar teslim ihalelerde çalışan işçiler kapsamda olmayacak. On binlerce işçiyi kapsam dışında bırakacak. Kamu kurumlarının yemekhanesinde çalıştırılan işçiler için anahtar teslim ihale oluyor. İhale personel çalıştırmaya yönelik değil anahtar temsil ihaleler var. Daha önce taşeron işçi olarak çalışıp yasanın çıkacağı tarihte fiilen çalışmayan işçiler de kapsam dışında olacak.İşten çıkartılıp işe iade davası açıp davasını kazanıp iş başı yaptırılmayanlar da kapsam dışında olacaklar.Memuriyete atanma koşullarını taşımayan işçiler de kapsamda olmayacak kamuya alınmayacak. Örneğin ilkokul mezunu olmayanlar memuriyete atanmamakta. On binlerce ilkokul mezunu olmayan işçi kamuya alınmayacağı gibi  belli suç işleyenler de kapsamda olmayacaklar. Kamu kurumları ayrıca kendi mevzuatlarında belli koşullar belirlemişlerse kurumların kendi koşullarını taşımayanlar da kapsam dışında olacaklar. İşçi genel memuriyet koşullarını taşıyabilir ancak alınacağı kurumun kendi koşullarını taşımayan işçiler de kapsam dışında olacak. Güvenlik soruşturmasından geçemeyen işçiler de kapsam dışında olacak. Sakıncalı piyade sayılacak işçiler başvuru dahi yapamayacaklar. Bir işçi bütün bu koşulları yerine getiriyor olsa bile kurumların yapacağı sınavlara girecek. Bu sınavlarda başarılı olmak zorunda işçiler. Kurumları yapacağı yazılı ve sözlü sınavlarında başarılı olamayan işçiler kamuya alınmayacaklar. Sözlü sınavlar mülakatlar işçilerin elenmesi için hükümetle aynı siyasi görüşte olmayan farklı mezhep ve ulusta olan işçiler aleyhinde bu düzenleme kullanılabilecek.

Kurumlar iş yerinde fiilen çalışan işçi kadar değil istediği sayı için Maliye Bakanlığı`na başvuru yapabilecek. Bir iş yerinde bin işçi varsa, Maliye Bakanlığı`na kurum 750 işçi için başvurmuşsa Maliye Bakanlığı 500 işçi için kadro verebilecek. Belediyelerde çalışan işçiler kamuya alınmayacaklar. Belediyelerde bağımsız taşeronlarda çalışan işçiler belediyenin şirketlerine geçirilecekler."

"İşçiler kadro istiyor güvence istiyor"

İşçiler kadro ve güvence istediğinin altını çizen Onur Bakır sunumunda sözlerini şöyle sürdürdü; "Taşeron işçiler kamuya özel sözleşmeli personel olarak alınacaklar. Ne işçi olacaklar ne de memur olacaklar. Ne işçilik haklarından ne memurluk haklarından yararlanabilecekler. 3 yıllık sözleşme ile çalıştırılacaklar her 3 yılda bir işten atılma korkusuyla çalışacaklar. Ne işçilerin ne de memurların haklarından yararlanabilecekler ne işçi ne memur ücreti alabilecekler. İşçi sendikalarına üye olamayacaklar, memur sendikalarına üye olabilecekler. Taşeronda aldıkları ücret ne ise bu ücret ile kamuya geçirilecekler. Taşeronda asgari ücret alıyorlarsa kamuda da aynı ücret alacaklar. Özel sözleşmeli personel olarak alınacak işçiler aynı işi yaptıkları işçilerin yararlandığı sosyal haklarından , ikramiyelerinden yararlanamayacaklar. Aynı işi yapan işçiler arasında uçurum devam edecek. İşçi sendikalarının imzaladığı toplu sözleşmeden yararlanamayacaklarını söyleyelim. Geçmişe yönelik hak talep edenler, dava açanlar işçiler ya davandan vazgeç ya da kamuya alınmayacaksınız denecek. Kıdem tazminatı belirsizlik içinde. Yanacak demek doğru olmak kıdem tazminatını ya alıp kamuya alacaklar. Emeklilik konusunda işçi sayılacak. Kamuya alınmayacak işçilerin akıbetleri belirsiz olacak. 2017`nin başında bir kısmı kamuya özel sözleşmeli işçi olarak çalışacak diğerleri işsiz kalabilecekler. Kapsamı daraltan bir düzenleme ile karşı karşıyayız. Özel sözleşmeli personel statüsü ile hükümet kamu personel statüsünde değişiklik için adım atmış oluyor. Çalışma koşulları hakları hükümetin inisiyatifine terk edilmiş yeni personel istihdam statüsü getirilmiş olacak. Emekten yana olan tüm güçlerin sendikaların mücadelesine destek olması gerekiyor. Hükümet kiralık işçilik vasıtasıyla taşeronluğu aratacak düzenlemeyi hayata geçirmeye çalışıyor. Kıdem tazminatı hakkını fiilen ortadan kaldırarak güvencesi yaşamı dayatıyor."

"Kıdem tazminatı 80 yıllık bir mücadelenin sonucudur"

Onur Bakır`ın sunumunun ardından DİSK Genel İş Sendikası Araştırma Dairesi Müdürü Dr. Özgün Millioğulları Kaya "Ulusal İstihdam Stratejisi ve Kıdem Tazminatı" başlıklı sunumunu yaptı. Millioğulları Kaya şunları söyledi, "EMO Ankara Şubesi`nin mücadelesine değer katan ve hayatını bu mücadeleye katan Halil Eker`i saygı ve sevgiyle anmak istiyorum.  Bilinçlenmemiz önümüzdeki dönemde karşımıza çıkan yeni tehditler karşısında etrafımızı bilinçlendirmek bakımından önemli olduğunu düşünüyorum. Kıdem tazminatı hakkına çok uzun zamandır sahip olduğumuzu vurgulamak için dünyada tarihinden bahsetmek istiyorum. Kıdem tazminatının tarihçesi.Kıdem tazminatı 130 yıla yaklaşan geçmişiyle muhtemelen dünyada en yaygın uygulamaya sahip tazminat veya gelir desteği programıdır.  İlk olarak 1889 yılında Almanya`da Zeiss Fabrikası`nda uygulanmaya başlamıştır. 1930`lu yıllarda 12 milyon işçinin kıdem tazminatını hakkının tanındığı toplu iş sözleşmeleri bulunmaktadır. II. Dünya Savaşı`ndan sonra da yaygınlaşmıştır.  Kıdem tazminatı Türkiye`de 80 yıllık bir mücadelenin sonucudur.Kıdem tazminatı nedir?
Kıdem tazminatı, işçinin işyerinde çalışması karşılığında, çalışırken hak kazandığı ve işyerinden ayrılırken aldığı kendine özgü bir ücrettir. İş kaybına karşı bir gelir güvencesi, işten çıkarmaları cazip olmaktan çıkarıp işsizliği önleyen bir araç, uzun dönemli çalışma ilişkisi teşvik ederek işgücün devamlılığını sağlayan bir koruma mekanizmasıdır. Ülkemizde kıdem tazminatı tartışması 1950`li yıllarda başladı.24 Ocak 1980 Ekonomi Kararları ile kıdem tazminatı tavanı düşürüldü. 1982 yılında çıkarılan 2320 sayılı Kanun ile daha önce kıdem tazminatı tavanı asgari ücretin 8 katı iken, bugün 3 katına kadar gerilemiştir.2002 yılında Kıdem Tazminatının Fona Devrine İlişkin Kanun Tasarısı hazırlandı. Ancak gelen tepkiler nedeniyle geri çekildi. 2003 yılında çıkarılan 4857 sayılı Kanun`a madde eklendi:Kıdem tazminatı için bir kıdem tazminatı fonu kurulur.2012 yılında tekrar bir kanun tasarısı hazırlandı. 2012 ve 2014 yıllarında hazırlanan Ulusal İstihdam Stratejilerinde de kıdem tazminatının fona devredilmesi gerektiği belirtildi.

İşverenler neden kıdem tazminatının fona devredilmesini istiyorlar?İşverenlerin fona devredilmesini şu gerekçeleri öne sürüyorlar: İşgücü maliyetleri yüksek olduğu için rekabet edilebilirliği azaltıyor.Kıdem tazminatı tutarı çok yüksek.Ödeme konusunda sorunlar yaşanıyor.İşsizlik sigortası ve iş güvencesi uygulaması olduğu için kıdem tazminatına gerek yok.Birçok ülkede kıdem tazminatı uygulanması yok.Kıdem Tazminatı Birçok Ülkede Var! Hatta çok az ülkede yok!" Kıdem tazminatı tek başına işçiler için iş güvencesi değildir!Çünkü iş güvencesi sadece işten atılmaya karşı sağlanan hakları içermez. İş güvencesi, işçilerin işlerini devam ettirirken ya da işten çıkarılırken sağlanan koruyucu hakları kapsamaktadır. Kıdem tazminatı ise işten ayrılma-çıkarılma sonucu işverence yapılan ödemeyi içerir. Kıdem tazminatı, işsizlik sigortası yerine de geçmez! Kıdem tazminatı, işsizlik sigortasını da karşılamamaktadır. İşsizlik sigortası işçinin işten çıkarılması durumunda belli koşulları sağlayan işçiye, işten çıkarılmanın yarattığı gelir kaybını belirli süreliğine ve kısmen önlemek için sağlanan bir haktır.  Kıdem tazminatı ise sadece işten atılma koşuluna bağlı değildir.

Kıdem tazminatı, işçinin emekli olması veya kadın işçilerin evlenmesinde olduğu gibi işgücü piyasasından tamamen çıkma hallerinde de kullanılabilmektedir. İşsizlik Sigortası ve İş Güvencesi Düzenlemesi, Kıdem Tazminatının yerini tutamaz!

Nasıl bir fon sistemi öngörülüyor? Bireysel hesaba dayalı kıdem tazminatı fonu kurulacaktır.Kıdem tazminatının aylık prim şeklinde işçi adına açılan bireysel hesaba yatırılacak ve bu hesabın da özel emeklilik şirketleri tarafından işletilmesi öngörülüyor. İki tür öneri bulunmaktadır.1. Kıdem tazminatı prim tutarı % 8,3`den % 3 veya % 4`e düşülecek.2. Kıdem tazminatı ödeme gün sayısı 30 günden 15`e güne indirilecek.

İşçiler Ne kaybedecek?

İşçilerin tek aldığı şey kıdem tazminatı bu nedenle çok önemli.

1) Kıdem tazminatı hakkı yok edilecek. Zorunlu tasarruf fonuna dönüşecek.

2) Kıdem tazminatı iş güvencesi olmaktan çıkacak. Kolay işten çıkarma dönemi başlayacak. Sendikal örgütlülük zarar görecek

3) İşveren işçiyi işten çıkardığında tazminat ödemeyecek, işçi işten ayrıldığında tazminat alamayacak.

4) Toplu sözleşmeyle hak artırmanın akıbeti belirsiz. İşçinin sürekliliğinin olmaması sendikalaşmayı da engelleyen bir durum. Sendikalaşma ciddi anlamda zedelenmiş. Özel istihdam büroları geliyor, taşeron ayrı bir sorun. Sözleşmeli personeli de sendikalı yapmakta zorlanacağız. Artık fona devredileceği için kıdem tazminatı tutarını artırmamız söz konusu olmayacak.

5) Prim yatmazsa ne olacak belirsiz. Eksik yatarsa, belirsiz…

6) Kıdem tazminatı son giydirilmiş brüt ücret üzerinden ödenmeyecek. Fona ne kadar prim yatmışsa ve bu miktar ne kadar nemalanmışsa, işçi o kadar alacak.

Ne Yapmalı?

Kıdem tazminatı tüm işçiler için, çalışma yılı şartı olmaksızın kullanılabilen bir hak olmalıdır. Kıdem tazminatı, her türlü işten ayrılma durumunda işverenler tarafından ödenen ve ödenmemesi durumunda devlet tarafından güvence altına alınan bir hak olarak yeniden düzenlenmelidir.İşyerinin iflas etmesi ve icra durumunda işçi alacakları öncelikli olmalıdır. İşveren için bir koruma olan kıdem tazminatı tavan uygulaması kaldırılmalıdır. Kıdem tazminatı işçilerin aylık kazançları üzerinden hesaplanmalıdır.Basın işçilerinin kıdem tazminatına hak kazanabilmesi için uygulanan 5 yıl çalışma şartı kaldırılmalı ve eşitlik sağlanmalıdır. Emeğin kazanılmış haklarına yönelik her türlü saldırıya karşı ortak mücadele etmeli."

"Kiralık işçilik hayata geçtiği zaman kıdem tazminatını fona devretmeye gerek kalmayacak çünkü ortada kıdem tazminatı diye bir şey kalmayacak!"

Panelde son olarak konuşan KESK Eğitim- Sen Eğitim Uzmanı Dr.Erkan Aydoğanoğlu "Güvencesizlik ve Kiralık İşçilik" konusunu anlattı. Kiralık işçilik yasasının hayata geçirildiği zaman kıdem tazminatının fona devredilmesine gerek kalmayacağını çünkü ortada kıdem tazminatı diye bir şeyin kalmayacağının vurgulayan Erkan Aydoğanoğlu özetle şöyle konuştu; "Kıdem tazminatı komisyondan geçti ancak  hükümetin de bir tedirginliği var aslında tepkiler yükselmeye başladı. Kıdem tazminatının bu haliyle rafa kaldırıldığını düşünüyorum en azından böyle duyumlar alıyoruz. Bütünden parçaya gitmek daha mantıklı. Büyük fotoğrafı görmek ondan sonra parçaya gitmek gerekiyor. Yaşadığımız emek sürecinin dönüşümü süreci. Bu AKP ile başlamadı. Kapitalist sistemle bağını asla dışarıda tutmamak lazım. İşçilerin birbiriyle üretim araçlarıyla ve üretim araçları sahipleriyle kurduğu ilişkilerden kaynaklanıyor. Sermayenin dönemsel ihtiyaçlarına göre yeniden yapılandırmak dönüşüm yapılmak isteniyor. Emek sürecinin dönüşümüne bakmamız gerekiyor.

Emek sürecinin önceden belirlenmiş hedefler doğrultusunda, sermayenin dönemsel ihtiyaçlarına uygun olarak, esnek, kuralsız ve güvencesiz bir içerikte düzenlenmesi ve yeniden yapılandırılması

Dönüşümün tarihsel evreleri:

24 Ocak 1980 Kararları…

 Hizmet Ticareti Genel Anlaşması (GATS)

 AKP İktidarı (2002- …)

Temel hedef güvencesiz çalışma.

Güvencesizlik

İstikrarsızlık

İşçi simsarlığının tarihçesine de kısaca bakalım.

Kapitalizmde işçi simsarlığının ilk örnekleri ABD ve İngiltere`de, özellikle göç ettiği ülkenin dilini bilmeyen göçmen işçilerin işçi simsarları tarafından fabrikalara çok düşük ücretlere kiralanması sürecinde ortaya çıkmıştır…  İngiltere`de ayrıca işçileri daha yüksek ücretle işe sokmayı vaat eden simsarlık faaliyetleri, daha sonraları özel istihdam büroları şeklini almış ve istihdam aracılık hizmetleri «kurumsal» bir kimlik kazanmıştır… Uluslararası Çalışma Örgütü 96 Sayılı Sözleşme ile Özel İstihdam Bürolarının çalışmasına ilişkin bir düzenleme yapmış ve son olarak 181 Sayılı Sözleşme ile çalışma ilişkilerinde yaşanan "yeni" gelişmelerin etkisiyle ortaya çıkan «esnek istihdam» şekillerinin belli bir düzen içinde yürümesi amacıyla Özel İstihdam Bürolarını ayrıntılı bir şekilde düzenleyen bir sözleşme onaylamıştır… Osmanlı`nın Medeni Kanunu Mecelle`de çalışma süresi ve ilişkisi «icare akdi» ile köle-efendi ilişkisi gibi düzenlenmiştir. Kiralık işçilik, benzer bir ilişkiyi yeniden gündeme getirmektedir…Kiralık işçilik ve işçi simsarlık büroları.İşçi sınıfı "kiralık işçilik" adı altında «modern köle pazarları» kurularak kölelik ilişkilerine mahkum edilmek isteniyor. İşçi simsarlık büroları ile ve özellikle göçmen, genç ve kadın işçiler üzerinden «işçi ticareti» yapılacak… İşten çıkarma maliyetleri düşecek, işçiler kullanılıp kapı önüne konulacak…Uzun çalışma saatleri açısından dünyada zirvede yer alan Türkiye`de, kiralık işçiler yoğun çalışma temposuyla ağır bir sömürü çarkı içinde girecek...

İşçi simsarları (dayıbaşı, çavuş vb gibi) yüzlerce işçiyi fabrikalara kiraya verebilecek bunun karşılığında komisyon alacak… İşçi kiralama uygulaması "kadrolu"  işçilerin üzerinde sürekli bir baskı ve tehdit oluşturacak…Kiralık işçiler fabrikalarda çalışıyor olsa bile, işyerleri çalıştıkları fabrika değil, kayıtlı oldukları ÖİB`ler olacak… İşçilerin sigortaları, ücretleri ve her türlü hakkından çalıştığı fabrikanın sahibi değil, ÖİB sorumlu olacak. İşten atılmaları durumunda tazminatları çalıştıkları işyerinden değil, kayıtlı oldukları özel istihdam bürolarından talep edecekler…Kiralık işçiler sendikalaşmak isterse bugün olduğu gibi fabrikada çalışan işçi sayısına göre değil, özel istihdam bürosunun kiraladığı toplam işçi sayısına göre örgütlenmek zorunda kalacaklar…İŞKUR işlevsiz hale gelecek, devletin emek piyasasındaki sorumlulukları adım adım tasfiye edilecek…

Hangi durumlarda kiralık işçi çalıştırılabilecek?

Mevsimlik tarım işleri…

Asıl işçinin doğum iznine ayrılması…

Asıl işçinin askere gitmesi…

Asıl işçinin hamilelik, izin, hastalık gibi iş sözleşmesinin askıya alınması halleri…

Hasta, yaşlı ve çocuk bakımı gibi ev hizmetleri…

İşletmenin günlük işlerinden sayılmayan ve aralıklı olarak sürdürülen işler…

İş güvenliği bakımından acil olan işlerde veya üretimi önemli ölçüde etkileyen zorlayıcı nedenlerin ortaya çıkması…

İşletmenin iş hacminin öngörülemeyen ölçüde artması…

Dönemsellik arz eden iş artışları…

Dünyadaki işçilerin yüzde 1,8‘i  kiralık işçi. Toplam kiralık işçi sayısı 46 milyon. Hindistan, yüzde 50 oranla kiralık işçinin en yüksek olduğu ülke. AB ülkelerinde  yüzde 1,7; Amerika‘da ve Japonya‘da yüzde 2…

Güvenceli istihdam kavramına bakacak olursak.Tam zamanlı çalışma,Kayıtlı işgücü,Sürekli bir işte çalışma,Düzenli çalışma saatleri,Tüm yıl boyu çalışma,Tek bir işyerinde çalışma,Sosyal güvenlik hakkından tam yararlanma

GÜVENCESİZ İSTİHDAM

Yarı zamanlı çalışma, kayıt dışı işgücü, gündelik ve değişik işlerde çalışma, düzensiz çalışma saatleri, mevsimlik, geçici veya  belirli süreli çalışma,Birden fazla işyerinde çalışabilme,Sigorta primlerinin eksik yatırılması. Kısaca herkese güvenceli iş, güvenli gelecek istiyoruz."

Sunumların ardından izleyicilerin panelistlere soru sorması ve soruların yanıtlanması ile etkinlik sona erdi.