BASINA VE KAMUOYUNA
İSTANBUL İSTİKLAL CADDESİNDE GERÇEKLEŞTİRİLEN SALDIRIYI LANETLİYORUZ!
Artık Yeter Diyoruz!
Bugün İstanbul İstiklal Caddesinde gerçekleştirilen acımasız saldırı sonucunda resmi rakamlara göre 5 kişi hayatını kaybetmiş, 37 kişi yaralanmıştır. TÜRK-İŞ, DİSK, KESK TMMOB olarak gerçekleştirilen bu katliamı lanetliyor, yakınlarını kaybedenlere başsağlığı, yaralılara acil şifalar diliyoruz. Geçen hafta Ankara`da bugün de İstanbul`da bir kez daha katliamı yaşadık.
Ülkemiz, tarihinde olmadığı kadar büyük katliamları geçtiğimiz sekiz ay içerisinde yaşamıştır. Tek bir yetkili bile bu katliamlardan sonra eksiğini, kabul edip istifa etmemiştir. Bu katliamlarda hükümet yetkililerinin dışında herkes suçlu ama hükümet yetkilileri hiçbir sorumlulukları olduğunu kabul etmek istememektedirler. İstikrar için oy isteyenler, ülkenin kalbinde patlayan bombalardan sonra ülkeyi nasıl bir istikrarsızlık içerisine soktuklarını görmek istememektedirler. Hükümet şehirlerimizin merkezlerinde patlayan bombalardan yürütme erki olarak sorumludur. Stratejik Derinlik diyerek başlattıkları dış politikada geldikleri nokta itibariyle stratejik çöküşü yaşayan hükümet Orta Doğu`daki istikrarsızlığı Türkiye`ye taşımıştır. Stratejik yayılma politikalarının iflası olan bu durum ülkemizi de gün geçtikçe Orta Doğu gibi istikrarsızlaştırmıştır.
5.Haziran.2016 tarihinde Diyarbakır`da 20.Temmuz.2015`de Suruç`ta 34 yurttaşımız, 10.Ekim.2015`de 101 yurttaşımız, 12.Ocak.2016 tarihinde Sultanahmet Meydanı`nda 11 Alman turist 17.Şubat.2016 tarihinde 29 yurttaşımız 13.Mart.2016 tarihinde 37 yurttaşımız bugün de 5 yurttaşımız bombalı saldırılarda katledilmiştir. 10 Ekim saldırısı sonrasında kendilerini seçim hükümeti olması sebebiyle sorumluluk kabul etmeyenler, Ankara`da ve İstanbul`da yaşanılan katliamdan sonra seçim hükümeti olmadıklarını hatırlamalı, eksikliklerini kabul etmek, gereğini yapmak durumundadırlar.
Daha önce olduğu gibi, bugün ki saldırı sonrasında da "jet hızıyla" yayın yasağı getirilmesi dikkat çekicidir. Bu saldırının neden, nasıl ve kimler tarafından gerçekleştirildiğine ilişkin bilgilerin kamuoyu ile paylaşılması gerekmektedir. Saldırıyla ilgili gerçekler tüm açıklığıyla ortaya çıkarılmalı, sorumlular, saldırının arkasındaki güçler hesap vermelidir.
Bu ve benzeri saldırıların sonuçları kadar, nedenleri de sorgulanmalıdır. Siyasi iktidarın "Ya başkanlık ya kaos" anlayışı doğrultusunda başlatmış olduğu "İçeride savaş, dışarıda savaş" politikası, Türkiye`yi böylesi saldırı ve katliamların hedefi haline getirmektedir. Ülkemizde ve Orta Doğu`da yaşanılan süreçler ülkemizi gün geçtikçe Orta Doğu bataklığına çekmektedir. Analar ağlamasın derken, gün geçtikçe çok daha fazla ananın kaybettikleri evlatları için gözyaşı döktüğünü görmekteyiz. Dört bir yanımız kan, barut kokuyor. Ne bugünümüzün ne de yarınımızın en ufak bir güvencesi kalmadı. Son bir yıl içinde yüzlerce insanımızın yaşamını yitirmesine yol açan saldırı ve katliamlara rağmen Cumhurbaşkanının hala "endişe etmeyin" demesinin kendisi en büyük endişe kaynağıdır. Toplumsal kaygı ve güvensizlik ortamını kendi hedefleri için desteğe dönüştürmeye çalışan AKP Hükümeti bu şekilde yeni katliamlara davetiye çıkarmaktadır.
Bu politikalar Ortadoğu`daki etnik ve dini çatışmaların ülkemize taşınması demektir. Başkanlık rejimi dışında herhangi bir derdi ve çalışması olmayan Hükümet derhal istifa etmeli, toplumun tüm kesimlerine güven verecek, toplumsal barışı sağlayacak ve ülkemizi uçurumun kenarından çekip alacak adımlar hızla atılmalıdır.
AKP hükümetinin Orta Doğu`da izlediği yanlış dış politikanın ülkemize yansıması olan bu tür saldırı ve katliamlar ancak Yurtta, Ortadoğu`da ve Dünyada barış politikasıyla ve komşu ülkelerle girilecek dostluk ilişkileriyle engellenebilir. Komşu ülkeler ile sonu belirsiz bir savaşa girmek, stratejik derinlik adı altında mezhepçi bir stratejik yayılma politikası çözüm olmadığı gibi ülkemizi Orta Doğu bataklığında sonu belirsiz maceralara sürükleyecektir.
Yapılması gereken, iç ve dış politikada ayrıştırıcı ve kutuplaştırıcı söylem ve uygulamalardan uzak durmaktır. Ülkemizin meydanlarında özgürce gezmek ve kardeşçe ve barış içerisinde yaşamak istiyoruz. Çocuklarımız ve bizler özgür, eşit ve bağımsız bir ülkede meydanlarda özgürce koşmak, el ele olmak, bir arada yaşamak istiyoruz. Biz eşitlik, adalet, özgürlük, emek, demokrasi ve bağımsızlık mücadelesi veren konfederasyonlar, sendikalar ve meslek odaları olarak ülkemizde yaşanan bu katliamları yapanları nefretle kınıyoruz. TÜRK-İŞ, DİSK, KESK TMMOB olarak 19. Mart`ta İstanbul`da yaşanan katliamda hayatını kaybedenlerin yakınlarına başsağlığı, yaralılara acil şifalar diliyoruz.
TÜRK İŞ, KESK, DİSK, TMMOB adına
İsmail YAVUZ
KESK Dönem Sözcüsü