Tüm Haberlere Dön
ENERJİ SEMPOZYUMU`NDA KURUCU MÜCADELE VURGUSU
Haberler Genel Merkez

ENERJİ SEMPOZYUMU`NDA KURUCU MÜCADELE VURGUSU

10. TMMOB Enerji Sempozyumu’nun açılış bildirisini sunan Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden Prof. Dr. Filiz Zabcı, özelleştirmelere karşı kamu yararı için verilen mücadelenin, 2000’li yıllardan itibaren kamusal ortak alanları korumak üzere halka yayıldığı yeni bir evreye geçildiğini bildirdi. Yurttaşlık kültürünün gelişmesi olarak değerlendirdiği bu evreyi, “umut verici” olarak nitelendiren Zabcı, Cumhuriyet değerlerini içeren “kurucu” nitelikte bir mücadele gerekliliğine vurgu yaptı. Zabcı, “TMMOB, öncü ve kritik demokratik kitle örgütü olarak “alternatif kurucu kamusallık” açısından öncü bir rol üstlenebilir” dedi.

EMO tarafından 3-4 Aralık 2015 tarihlerinde Samsun`da ve 5 Aralık 2015 tarihinde Sinop`ta gerçekleştirilen 10. TMMOB Enerji Sempozyumu`nun açılış bildirisini Prof. Dr. Filiz Zabcı sundu. Zabcı, 1980`lerde dünyada ve Türkiye`de gelişen neoliberal politikalar üzerinden başlayan özelleştirme sürecine karşı önce hukuki mücadele verildiğini anımsattı. Kamu iktisadi teşebbüslerinin özelleştirmesine karşı kamu yararını korumak için başlatılan bu hukuki mücadelede TMMOB, KİGEM ve sol partilerin başı çektiğini kaydeden Zabcı, 2000`li yıllarda ise yeni bir evreye geçildiğine işaret etti.
"Yaşam Hakkının Savunusu"
Zabcı, derelerin, ovaların, yaylaların, suyun, otlakların, parkların, limanların yani kamusal ortak alanların özelleştirildiği bir sürece geçildiğine dikkat çekerek, şöyle konuştu:
"Sermayenin kar mantığına dayandığı bu süreçte parklar, otlaklar, dereler bizim olmaktan çıktı. İşte bu noktada toplumsal mücadele hattı; tabana, halka doğru yayılmaya başladı. Yerel inisiyatifler, kamusal ortak alanlarını korumak için mücadele etmeye başladı. Parklarına sahip çıkmak için TOMA`ların önünde siper oldular.
Olumlu ve umut verici nokta, toplumsal mücadelenin özelleştirmede halka doğru tabana doğru yayılmış olması. Ortak değerleri sahiplenme anlamında eksiklik duyduğumuz yurttaşlık kültürünün yayılması anlamına da geliyor; doğrudan katılımcı, daha demokratik bir siyaset anlayışının biçimlenmesi açısından da çok önemli. Yaşam hakkının savunusu şeklinde bu ifade ediliyor. Su hakkı olarak, başka türlü olarak dallanıp budaklanan bu hakkın savunulmasının, emek mücadelesiyle de iç içe girerek gelişeceğini düşünüyorum."
Kamusallıkta Kurucu Mücadele
İkinci önemli noktayı da devlet ve kamu yararı arasındaki farkın görünür hale gelmesi olarak ortaya koyan Filiz Zabcı, "Devlet kamu yararını gerçekleştiren bir kurumdur. Yaşadığımız süreç bunun hiç de böyle olmadığını gösterdi. Kamulaştırma yapıyor, ama bunu özel ellere sermayeye şirketlere devrediyor" dedi. Batı dünyasında devlet ve kamu arasındaki ayrıma bakıldığında; kamusallığın "devletten ayrı, hesap soran, devleti denetleyen bir halk inisiyatifi" olduğunu ifade eden Zabcı, bugün "savunmacı kamusallık" hareketini aşan "kurucu", "bilgi edinme ve bilgiyi ortak iradeye çevirmeye doğru ilerleyen bir sürece" doğru gidilmesi gerektiğine vurgu yaptı. Filiz Zabcı, yeni döneme ilişkin görüşlerini şöyle aktardı:
"Bilgiyi kurucu bir iradeye doğru çevirmeye doğru gittiğimizi söylemek isterim. Birlikte ne yapabiliriz? Devletin sol yayını güçlendirmek çok önemli. Devlet bizden bu mücadelelerden ayrı bir varlık değil. Farklı bir kamusallık derken, Cumhuriyet değerlerini içeren, kamusal ve yurttaşlık etiğinin içinde yer aldığı bir Cumhuriyeti hayal ederek, aynı zamanda kurucu niteliğinde olan, daha eşitlikçi daha özgürlükçü bir yönde ortak iradeyi nasıl devreye sokabiliriz, bu bizim için çok ciddi bir ihtiyaç. Toplumsal mücadele içinde olan kurum ve kuruluşların da buna doğru yönelmiş olduğunu da görüyorum. Tanıma, teşhis değil, aynı zamanda alternatif politikalar ortaya koyabilme, reçeteler koyabilme yönünde de gelişmeler olduğunu görüyorum. TMMOB, öncü ve kritik demokratik kitle örgütü olarak "alternatif kurucu kamusallık" açısından öncü bir rol üstlenebilir diye düşünüyorum!"