Tüm Haberlere Dön
10. TMMOB ENERJİ SEMPOZYUMU SİNOP`TA
Haberler Samsun

10. TMMOB ENERJİ SEMPOZYUMU SİNOP`TA

Elektrik Mühendisleri Odası tarafından TMMOB adına Enerjide Toplumsal Yarar ve Kamusallık” ana teması adı altında düzenlenen 10. TMMOB Enerji Sempozyumu son gün etkinlikleri Sinop`ta yapıldı. Nükleer oturum ve panelin düzenlendiği Sinop`ta açılışta da EMO Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Yeşil, Rusya ile yaşanan gerilime dikkat çekerek, nükleer santral projelerinin dışa bağımlılığı artıracağını, bu süreçten ders çıkarılarak nükleer santrallardan vazgeçilmesi gerektiğinin altını çizdi. Yeşil, yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik üretim maliyeti azalırken, nükleer gibi atık sorunu çözülmemiş, riskli ve pahalı olan nükleer santral sevdasını “çılgınlık” olarak nitelendirdi.

 

10. TMMOB Enerji Sempozyumu‘nun Sinop‘ta gerçekleştirilecek oturum ve panel öncesinde kısa bir açılış töreni gerçekleştirildi. Saygı duruşunun ardından EMO Sinop İl Temsilcisi Saygın Doğan tarafından etkinliğin açılışı yapıldı. Doğan, Sinop‘ta nüklere santral kurulmak istendiği için, 3 günlük etkinliğin son günkü bölümünün, Sinop‘ta yapılacağını ve daha çok nükleer enerji üzerine konuşulacağını söyledi.

Sempozyum Düzenleme ve Yürütme Kurulu Başkanı Teoman Alptürk de konuşmasında, bu yöredeki olağanüstü elektrik üretim tesisleri yatırım girişimleri bulunduğunu anımsatarak, bunları değerlendirebilmek için Samsun ve Sinop‘un adres olarak seçildiğini kaydetti. Bu mücadelenin uzun soluklu olduğunu belirten Alptürk, başarılar dileyerek konuşmasını tamamladı. 

EMO Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Yeşil, konuşmasına başlamadan önce kadınların seçme ve seçilme hakkını aldıkları gün olması nedeniyle kadınları kutladı. Suruç, Ankara, Beyrut ve Paris katliamlarında yaşamlarını yitirenleri ve cinayete kurban giden Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi‘yi anarak konuşmasına başlayan Yeşil, içinde bulunduğumuz bu ortamı görmezden gelerek etkinliğe ilişkin birşeyler söylemeyeceğinin altını çizerken, "İçinde bulunduğumuz ortamı değerlendirmezsek insanlığımızdan çıkmış oluruz diye düşünüyorum" dedi.  

Yeşil, konuşmasında Elçi cinayetinin aydınlatılmasının engellenmeye çalışılmasını eleştirdi ve iktidarın kamuyounu bilgilendirmeye çalışanlar üzerindeki kurduğu baskıya tepki gösterdi. Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar ve Ankara Temsilcisi Erdem Gül‘ün hukuk kuralları da hiçe sayılarak, haberleri nedeniyle içeride tutulduklarını ifade eden Yeşil, faşist yönetime karşı özgürlük, barış ve demokrasi mücadelesinin yürütülmesi gerektiğini vurguladı. 

Rus uçağının düşürülmesiyle yaşanan gerilime değinen Hüseyin Yeşil, şöyle konuştu: 

"Bugün uluslararası düzeyde ülkemizin en üst kademesinde yer alan isim ve ailesi IŞİD‘le petrol alışverişi yapmakla suçlanmış, uluslararası kamuoyu bunun gerçekliğini araştırmaya başlamıştır. Bunlara yanıt ise kabadayıvari laflarla verilmeye çalışılmakta,  yalanlar birbirine dolanmaktadır. Cumhurbaşkanı Erdoğan İran televizyonunun da geçmişte bu tür suçlamalarda bulunduğunu, ama telefonla Ruhani‘yi arayarak "Bedelini ağır ödersiniz" dediğini ve 10 gün sonra sitelerinden bu iddiaları kaldırdıklarını söyledi. Daha birkaç gün önce Rus Dışişleri Bakanı tarafından "Putin‘i aradım, telefonuma çıkmadı" sözleri yalanlanmışken, dün de İran Cumhurbaşkanı Ruhani tarafından yalanlanmıştır."

EMO Yönetim Kurulu Başkanı Yeşil, doğalgazdaki Rusya‘ya bağımlılık nedeniyle doğalgazın kesilmesi durumunda ısınma ve elektrik üretiminde yaşanacak sorunlara dikkat çekti. Yanlızca kaynak ya da yatırım yapılarak enerjide arz güvenliğinin sağlanamadığını 31 Mart‘ta tüm Türkiye‘de sistem çökmesiyle yaşanan elektrik kesintisi üzerinden anlatan Yeşil, bu karanlığın arkasında özelleştirme ve serbestleştirme politikalarının bulunduğunu bildirdi. 

Hüseyin Yeşil, dışa bağımlılık ve nükleer enerji santralları konusunda da şunları söyledi: 

"Elektrik üretiminde ithal kaynak bağımlılığı esas itibarıyla AKP iktidarları döneminde sürekli artış göstermiştir. 2014 yılında gerçekleşen elektrik üretiminde ithal kaynak payı yüzde 62.6 oranına tırmanarak pik yapmıştır. 2015 yılı başlarında özellikle su gelirlerinin artması bu oranın yüzde 53-54 seviyesine gerileyerek bir ölçüde düşmesine neden olmuştur. Bu kadar dış bağımlılığı olan Türkiye`nin yakıtı dışarıdan getireceği ve işletmeciliğini de yabancılara bırakacağı yapılanmalarla nükleer santral kurma hevesini anlamak mümkün değildir. 

Üstelik alım garantisi verildiği için, savundukları piyasa şartlarını da yok edici bir içeriğe sahiptir. Yani piyasada fiyatlar daha düşük oluşsa dahi nükleer santrallardan pahalıya elektrik alımı yapılmaya devam edilecek ya da doğalgazda olduğu gibi kullanılmayan elektriğin parasını ödeyeceğiz."

Rusya‘nın uçağın düşürülmesinin ardından yapacağı yaptırımlar kapsamında nükleer santral durdurmasının iyi olacağını ifade eden Yeşil, iktidarın bu süreçten ders çıkararak, Rusya vazgeçmese de kendisinin nükleer santrallardan vazgeçmesi gerektiğini kaydetti. 

"Bugünkü Dünya konjonktüründe nükleer santral sevdasına düşülmesi gerçekten her anlamıyla çılgınlıktır" diyen Yeşil, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Terör olayları, katliamlar, siber saldırılar gibi her geçen gün daha can yakıcı olarak yaşadığımız güvenlik sorunları olan bir dünyada kimsenin nükleer güvenlikten söz etmesi dahi mümkün değildir. 

Kaldı ki insan eliyle yaratılmayan doğal afetler karşısında da Japonya`da olduğu gibi nükleer felaketler yaşayacağımızı gördük. Fukuşima Felaketi bir kez daha tüm dünyaya nükleer santralların gerçek yüzünü göstermiş, Nükleer Rönesans denilen süreç çoktan sona ermiştir. 

Türkiye ise Fukuşima gerçeğinin ardından ‘tüp de patlar‘ gibi bilimsellikten yoksun akıldışılık örneği beyanatlarla, üstelik Japonlarla Sinop`ta bir nükleer santral kurma hevesi içine girmiştir. 

Tüm bunlar nükleer santralların güvenlik maliyetlerini giderek artırmaktadır. Yani nükleerden elektrik üretimi giderek pahalılaşmaktadır. Buna karşılık yenilenebilir enerji kaynaklarının maliyeti gelişen teknolojiyle birlikte aşağı düşmektedir. Güneş enerjisi tesislerinde megavat (MW) başına kuruluş bedeli 1.2 milyon ABD Doları seviyesine düşmüştür. Rüzgar santrallarında ve büyük güçlü su santrallarında bu rakam daha düşüktür. Nükleer santrallarda yatırım maliyeti ise MW başına 6 milyon dolardan fazladır."

Atık sorunu çözülememiş, tehlikeli ve pahalı nükleer santral tercihi yerine, ülkemizin yerli ve yenilebilir kaynaklarını değerlendirmek üzere yatırımlar yapmaya, daha da ötesi bu alanlarda kendi teknolojisini geliştirip üretmeye ihtiyaç vardır.

Özelleştirmenin ardından yaşanan kayıp ve kaçak, elektriğin pahalılaşması, özelleştirme sonrası piyasaya çıkan üretim ve dağıtım şirketlerinin "iflas" feryatlarıyla fiyat artış baskısı yaptıklarını anlatan Yeşil, "Bu lobi faaliyetlerine verilecek tek bir yanıt vardır: Madem serbest piyasa deniliyordu, serbest piyasanın işleyişinde kar etmek kadar kaybetmek de vardır. Buna katlanmayı da bilmelidirler" diye konuştu. 

Yeni hükümetin Enerji Bakanı olarak Cumhurbaşkanı‘nın daha önce özel bir şirketin genel müdürlüğünü yapmış ola damadının atanmasına da "akraba ve şirket ilişkilerinin kabineye taşınmış olması" nedeniyle tepki gösterdi. Hükmetin Programı‘nda geçen yıl elektrik talebindeki durmayı gözardı ederek,  hızlı kalkınan bir ülke olarak enerji kaynaklarımızın ihtiyacı karşılayacak düzeyde olmadığından söz edildiğine dikkat çeken Yeşil, son söz olarak yine nükleer santrallarla ilgili şu mesajı verdi: 

"Akkuyu, Sinop ve İğneada‘da yapılacak nükleer santrallarla ilgili olacaktır. Bir santralın inşaatı yaklaşık 10 yıl uzatmalarla 12 yıl bu da 3 hükümet dönemini kapsar. Üstelik Dünya, Türkiye ve Ortadoğu konjüktürü gözönüne alındığında ve bizlerin ünü bir tanesinin bile inşaatına başlıyamazlar, başlasalar bitiremezler, bitirseler de çalıştıramazlar ve sonunda kapatırız. Biz bunu her yerde söylüyoruz, söylemeye de devam edeceğiz."