Tüm Haberlere Dön
GÜNEYDOĞU ENERJİ FORUMU YAPILDI
Haberler Genel Merkez

GÜNEYDOĞU ENERJİ FORUMU YAPILDI

Elektrik Mühendisleri Odası ve Makina Mühendisleri Odası Gaziantep şubeleri tarafından düzenlenen 4. Güneydoğu Enerji Forumu’nda; ülkenin ve bölgenin enerji alanındaki sorunları masaya yatırılırken, çözüm önerileri ve özellikle var olan potansiyeli nedeniyle bölgeyi yakından ilgilendiren yenilenebilir enerji kaynakları değerlendirildi.

Güneydoğu Enerji Forumu, 7 Kasım 2015 tarihinde MMO Gaziantep Şube Konferans Salonu`nda gerçekleştirildi. Forumun açılışında, EMO Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Yeşil, MMO Yönetim Kurulu Üyesi Şayende Yılmaz, EMO Gaziantep Şube Yönetim Kurulu Başkanı İslim Arıkan, MMO Gaziantep Şube Yönetim Kurulu Başkanı Başar Küçükparmak ve Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkan Yardımcısı Latif Karadağ konuştu.

 

EMO Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Yeşil, açılış konuşmasına 10 Ekim Ankara Katliamı`nı kınayarak ve yaşamını yitiren 102 yurttaşımızı anarak başladı. "Bu çatışma ortamında bizler mesleğimizi sağlıklı yapamıyoruz hatta hiç yapamıyoruz" diyen Yeşil, bu süreçte meslekleri başında bacağını yitiren meslektaşlarımız olduğunu anımsatarak, konuşmasını şöyle sürdürdü:

 

"Öncellikle PKK`nın ancaksız, amasız silahlı eylemleri durdurmasını ve bununla birlikte operasyonların da durmasını istiyoruz. Kısaca herkesin elini tetikten çekmesini ve sorunlarımızı ve seçimlerimizi de barış ortamında yapmalıyız."

 

Etkinliğin hazırlanmasında emeği geçenlere teşekkür eden Yeşil, konuşmasında etkinlik konulara ilişkin güncel tartışmaları ele aldı. Yenilenebilir enerji kaynakları konusunun kamu ve ülkemiz çıkarları ötesinde özel çıkarlara teslim edilmesinin büyük sıkıntılara yol açtığına dikkat çeken Hüseyin Yeşil, "Yalnızca kar amaçlı yanlış uygulamalar nedeniyle hem var olan yenilenebilir enerji potansiyelimiz tam olarak değerlendirilememekte hem de yapılan uygulamalarda doğaya, çevreye büyük zararlar verilmektedir" dedi.  

 

Enerjide Krizin Perde Arkası

 

Yeşil, kamunun enerji alanında geri plana itilmesiyle tam bir plansızlık yaşandığını belirterek, enerji alanında var olan krizi şöyle değerlendirdi:

 

"Özellikle HES`ler alanındaki plansız yatırımlar, ülkemizdeki enerji arz talep dengesinin sağlanmasına yönelik adımlar bir tarafa yedek güç fazlalığı ortaya çıkarmıştır.

 

Bunun karşılığında üretici şirketler fiyatların artırılması için baskı yapmaya başlamışlardır. Hükümet ise seçim süreçleri nedeniyle elektrik fiyatlarındaki zam baskısına göğüs gerebilmek için elektrik sistemini bütünüyle tehlikeye sokan işletme anlayışını yürürlüğe sokmuş, bu nedenle de 31 Mart karanlığı yaşanmıştır.

 

Gaziantep bölgesi de ciddi elektrik kesintilerinden muzdarip olan bir bölgemizdir. Kesintiler ulaşımdan, eğitime, sağlıktan sanayiye varıncaya kadar tüm ülkemizi olumsuz etkilemektedir.

 

31 Mart karanlığı ve yaşanan kısmi kesintiler göstermektedir ki, elektrikte arz güvenliğinin sağlanabilmesi için arz-talep dengesini sağlayacak yatırımlar yapılması kadar bu yatırımların idaresi, yani elektrik sisteminin bütüncül kamu yararına idaresini gerektirmektedir."

 

Özelleştirme Sonrası Tufan

 

Dağıtım şebekelerinin özelleştirilmesinin ardından yaşanan süreci de "fiyasko" olarak nitelendiren EMO Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Yeşil, "Ne kayıp ve kaçak oranları indirilmiştir, ne gerekli yatırımlar sağlanabilmiştir, ne de denildiği gibi kamu için kaynak yaratılabilmiştir" dedi. Yeşil, dağıtım özelleştirmelerinin ardından yaşanan sorunları şöyle gündeme getirdi:

 

"Tam tersine kayıp ve kaçak kullanımları dağıtım şirketlerine kar aktarımının bir aracı haline getirilmiş, sürekli kayıp ve kaçak hedefleri yükseltilmektedir. Bunun faturasını da vatandaşlar ödemektedir. Yatırımların yapılıp yapılmadığı konusunda sağlıklı bir denetleme dahi bulunmamaktadır. EPDK şirketlerin bildirimleri üzerinden kabul yapmaktadır.

 

Dağıtım özelleştirmelerinden gelir elde edildiği iddiaları da gerçeklerden çok uzaktır. Öncelikle özelleştirme işleminde yapılan yeni bir yatırım söz konusu değildir. Yapılan iş yalnızca mülkiyet ve paranın el değiştirmesinden başka bir anlam ifade etmemektedir.

 

 

 

Dağıtım özelleştirmelerinde milyar dolarla ifade edilen kamuya gelir sağlandığı iddiasının çöküşü bugünlerde ilan edilmektedir. Dağıtım şirketleri, iflas bayrağı çekerek, devlet kapasına dayanmaktadır. Kur artışı gibi gerekçelerle iflas etmek üzere olduklarını söyleyerek, faturanın halka ve sanayicilere kesilmesi için lobicilik faaliyetleri yürütmektedirler.

 

Bu lobi faaliyetlerine verilecek tek bir yanıt vardır: Madem serbest piyasa deniliyordu, serbest piyasanın işleyişinde kar etmek kadar kaybetmek de vardır. Buna katlanmayı da bilmelidirler.

 

Eğer elektrik hizmetini de riske sokacak bir durum oluşursa, bugünlerde medya kuruluşları üzerinde gözde bir yöntem olarak uygulanan kayyum atamasının dağıtım şirketlerine de yapılabileceğini söylemek isterim. EMO olarak kesin çözüm önerimiz ise bu şirketlerin derhal yeniden kamulaştırılmasıdır."

 

Hüseyin Yeşil, kaçak enerji kullanımına karşı yürüttüğü mücadelede hain bir saldırıyla aramızdan alınan Hasan Balıkçı`nın mücadelesini sürdüren EMO`nun kaçak enerji kullanımına karşı temel önermelerini de şöyle sıraladı:

 

"1-Haksız Kaçak Tahsilatına Son Verilsin: Şirketlerin özelleştirme ihaleleri sırasında verdikleri kayıp ve kaçak hedefleri esas alınarak; halktan fazladan tahsilata izin verilmemesi, bugüne kadar yapılan haksız tahsilatların da iade edilmesi gerekmektedir.

 

2- Kayıp ve Kaçakta Ödül-Ceza Sistemi Uygulansın: Özelleştirmenin verimlilik getireceği iddiasındaki iktidar, yöneticiler ve şirketler, bunun gereğini yerine getirmeli; kayıp ve kaçak hedefini tutturamayan dağıtım şirketlerinin bu nedenle oluşan açığı kendi gelirlerinden karşılamaları sağlanmalıdır.

 

3- Kayıp ve Kaçak Tahsilatları İade Edilsin: Yargının verdiği kararlar doğrultusunda kayıp ve kaçak enerji tahsilatları halka iade edilmelidir. Hukuk devletinin gereği budur.

 

4- Çözüm Kamu Yararında: Kaçak enerji kullanımı yalnızca ekonomik değil toplumsal bir sorundur. Bu sorunun yalnızca adli ve tek taraflı ekonomik bakış açısıyla çözümü mümkün değildir. Siyaset-sermaye arasındaki ilişkiler yerine kamu yararı dikkate alınarak çözüm üretilmeye çalışılmalıdır.

 

5- ‘Eşit` ve ‘Adil` Önlemler Alınsın: Kaçak enerji kullanımına karşı kamu yararı anlayışı içerisinde getirilecek adli ve ekonomik önlemlerin, ‘eşitlik` ve ‘adalet` gözetilerek uygulanması şarttır. Bu yerine getirilebilirse sorunun çözümünde ortak paydada buluşulabilir. Bunun için de ‘siyasal yandaşlık` temeline indirgenmiş sosyal destekleme anlayışı yerine ‘enerjinin temel bir insan hakkı` olduğundan yola çıkılarak, Türkiye`de yaşayan tüm insanların asgari düzeyde de olsa enerjiye ulaşımı hak olarak tanımlanıp, gerekiyorsa ücretsiz sağlanmalıdır.

 

6- Hasan Balıkçı`lara Sahip Çıkılsın: Adli önlemlerin başarıya ulaşabilmesi için, Hasan Balıkçı gibi kaçak elektrik kullanımına karşı mücadele veren dürüst insanlara sahip çıkılması öncelikli şarttır.

 

7- Bölgesel Tarifeden Vazgeçilsin: Diğer önemli bir şart ise toplumda enerjiyi tasarruflu kullanma bilincini oluşturmak ve toplumsal bütünlüğe zarar vermeyecek ‘eşitlik ve özgürlük` temelinde politikalar üretmektedir. Bu çerçevede bölgesel tarife uygulaması planından vazgeçilmelidir."

 

Konuşmasında enerji verimliliği konusunun "yasak savar" zihniyetle ya da "medya şovu" anlayışıyla ele alınmasını eleştiren Hüseyin Yeşil, Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planı Taslağı`nda Türkiye`de var olmayan kurumlara yer verildiğini, sehven yanlışların yapıldığını, dağıtım şirketlerine yeni teşvikler öngörülürken, elektrik tüketicilerine yeni vergiler getirilmek istendiğini anlattı.

 

EMO`dan PUS`a Karşı Kampanya

 

Konuşmasının son bölümünü EMO üyelerini yakından ilgilendiren Proje Uzmanlık Sertifikası konusuna ayıran Hüseyin Yeşil, Odamızın ve SMM üyelerimizin itirazlarının Bakanlık tarafından dikkate alınmayarak hak kayıpları yaratan yönetmeliğin yürürlüğe konulduğuna dikkat çekti. EMO`nun başlattığı hukuksal mücadeleyi de aktaran Yeşil, Elektrik Tesisleri Proje Yönetmeliği ile getirilen olumsuzlukları da tek tek sıraladı. EMO`nun mühendislik alanına yönelik temel görevleri kapsamında üyelerine belge verdiğini belirten Yeşil,

 

 "Bakanlığın ayrıca mühendisleri sınava tabi tutması, belgelendirmesi meslek alanımıza bilimsel, hukuksal ve etik açılardan darbe vurucu niteliktedir. Yaşanan bu olumsuzlukların giderilmesi amacıyla bir yandan hukuki süreçlerimiz devam ederken, diğer yandan Odamız ve meslektaşlarımızla birlikte, Bakanlığı bu yanlıştan dönmesini sağlamak amacıyla çeşitli çalışmalar yapılmasını planladık. Bu kapsamda üyelerimizin hazırlanacak bir başvuru metnini imzalayarak Odamıza göndermesi ve Odamız tarafından da Bakanlığa iletilmesi sağlanacak" diye konuştu. Yeşil, konuşmasını üyelere EMO tarafından başlatılan kampanyaya destek çağrısıyla tamamladı.

 

"Enerji İthalatında Üst Sıradayız"

 

Forum Düzenleme Kurulu adına konuşan EMO Gaziantep Şube Yönetim Kurulu Başkanı İslim Arıkan, Türkiye`nin enerji ithalatında üst sırada olduğuna dikkat çekerek, "Tükettiğimiz enerjinin kaynağının yaklaşık dörtte üçünü dışarıdan ithal ediyoruz. Yani elektrik üretiminde ithal kaynakların payı yüzde 65 gibi çok yüksek bir orandadır" dedi.

 

Türkiye`nin, OECD ülkeleri içerisinde de son 10 yıllık dönemde enerji talep artışının en hızlı gerçekleştiği ülkelerden biri olduğuna vurgu yapan Arıkan, "Güvenli enerji temini için,  yenilenebilir enerji kaynaklarımızdan yeterince faydalanamadığımızı, enerjiyi verimli kullanamadığımızı gözlemliyoruz, bu iki konuya dikkat çekmek istiyoruz" diye konuştu.

 

Arıkan, Avrupa`nın yüzde 100 yenilenebilir enerjiye geçmeyi planlarken, Türkiye`nin bu konuda geride kalmaması gerektiğini belirterek, "Sanayicilerimize ve yatırımcılarımıza buradan sesleniyorum, gelin sanayi şehri Gaziantep için biz de hedef koyalım ve ilimiz 2050 için tükettiği enerji payını yenilenebilir enerji yatırımı yaparak karşılasın" diye seslendi.

 

Küçük güneş ve rüzgâr enerji santrallarından elde edilen elektriğin yerinde üretilip, yerinde tüketildiğini anlatan Arıkan, şu uyarıları yaptı:

 

"Bu durum şebekeyi rahatlatacağından enerji kayıpları azalacağından, ekolojik denge için, arz güvenliğini için küçük boyutlardaki santrallerin teşviklerinin arttırılmasını ve mevzuatların basitleştirilmesini bekliyoruz. Bizim gibi gelişmekte olan ülkelerin en önemli eksikliği stratejik vizyon ve planlamadır. Böyle bir eksikliğin oluşmasında hepimiz sorumluyuz ve hepimize görevler düşüyor."