Tüm Haberlere Dön
SOMA’NIN YIL DÖNÜMÜNDE ENERJİ YAĞMASI KONFERANSI YAPILDI
Haberler Samsun

SOMA’NIN YIL DÖNÜMÜNDE ENERJİ YAĞMASI KONFERANSI YAPILDI

16.05.2015 tarihinde Elektrik Mühendisleri Odası Samsun Şubesi ve KESK tarafından Konuşmacı olarak katılan Yrd. Doç. Dr. Deniz YILDIRIM ın katıldığı `Soma`nın Yıl Dönümünde Enerji Yağması` konulu konferans düzenlenmiştir.

 

Yıldırım konuşmasında;

"

Maden cinayetleri, AKP`nin yeni enerji stratejisinden bağımsız okunamaz; aksine ölümlerin artışı bizzat bu stratejinin ürünüdür. Bu açıdan 2012 yılı bir dönüm noktası. Ne oldu 2012`de? Olan şu: ekonomik büyüme oranlarında düşüş; sıcak para bolluğunun sona ermeye başlaması, "teğet geçti" denilen krizin etkilerinin yüzünü göstermesi. Tüm bunlara AKP`nin yanıtı talanı/yağmayı derinleştirmek oldu. Yapılacak şey belliydi, sıcak paraya bağımlı bir ekonomi olarak akıllarına gelen ilk formüllerden biri; enerjide "dışa bağımlılığı" azaltmaktı. Türkiye`nin elektrik enerjisi üretiminde aslan payı doğalgazda. Enerji Bakanı Taner Yıldız o dönem bu yeni politikayı "cari açığı düşürmek için yerli kömüre dayalı üretime geçiş" olarak açıkladı. Özetle, elektrik üretiminde doğalgazın/ihracatın payı azaltılacak, yeni yerli kömür maden sahaları açılacak, açılan yerli kömür sahalarındaki üretim 2005`ten bu yana test edilen karlı kiralama yöntemiyle sermayeye sunulacak, böylece üretim/emek maliyetleri düşürülecek, yerli kömüre dayalı santrallerin kurulması teşvik edilecek ve halihazırda kamunun elinde üretim yapan termik santraller de özelleştirme kapsamına alınacaktı. AKP`nin krizle ve cari açıkla mücadele stratejisi olarak sunduğu bu model hem "ekonomik canlılık" getirecek, hem de Taner Yıldız`ın sözleriyle "2023`e kadar doğalgazdan 12 milyar dolar tasarruf sağlayacaktı".

Nitekim Sayıştay raporlarında gerçek ortaya çıktı. Türkiye Kömür İşletmeleri (TKİ) yani devlet 2012 yılında Soma Holding`le arasındaki sözleşmeyi yenilemiş; yıllık 1.5 milyon ton olan alım garantili üretim talebini 2.6 milyona çıkarmış; Soma Holding bu teşvikten cesaret alarak üretimi 3.8 milyon ton olarak gerçekleştirmişti. Devlet, kömürü alacağını garanti etmişti. Ortada bir "üretim zorlaması" vardı ve bu zorlamayı yapan siyasi iktidar ve onun yağma ekonomisinin gereklilikleriydi.

Bitmedi, 2012 yılında Bakanlar Kurulu`nda yerli kömüre dayalı elektrik üretiminin teşvik edilmesi için bir dizi yeni karar alındı ve teşvikler 15 Mart 2013 tarihinde yine Resmi Gazete`de yayınlandı. Böylece maden sahalarının ‘üretimi arttırmak, sermayeye yeni kar alanları açmak ve emek maliyetlerini düşürmek` olarak özetleyebileceğimiz politikayla özele sunulmasının ardından; bu kez aynı firmalara maden sahalarının yanına kömüre dayalı termik santral kurmaları için büyük teşvikler sunuldu. Bugün Soma`da Yırca Köyü`nün yürüttüğü zeytinlik mücadelesi tam da bu teşvikten yararlanarak ilk kazmayı vurma cesaretini alan Kolin Grubu`nun santraline karşıdır.

Bugün Soma`da, Ermenek`te işçilerin katledilmesi, Yırca`da ‘acele kamulaştırma` ile köylünün toprağından özel termik santral için sürülmesi, Yatağan`da, Seyitömer`de termik santrallerin özelleştirilerek havuza sunulması programı aynı stratejinin farklı ve birbirini bütünleyen ayakları. Soma`da ‘emek maliyetlerini düşüreceğim, üretimi arttıracağım` diyerek işçileri ölüme gönderen taşeron programıyla, Türkiye`nin birçok bölgesinde köylüyü toprağından özel termik santraller için süren yağma programı kollarını birleştirip Yatağan`da ve memleketin başka köşelerinde termik santrallerin özelleştirilmesi saldırısına güç katıyor. Açık ki AKP`nin yeni enerji politikası madenlerde ölümlere ve ekonominin genelindeki yağmaya ivme kazandırıyor. Rejim, krize emeğe ve halkın kamusal kazanımlarına saldırıları yoğunlaştırarak yanıt veriyor ve vermeyi sürdürecek, buna mecbur. Bu yüzden belirtelim; Ermenek son olmayacak.

"

demiştir.