Adnan Korkmaz konuşmasında şunları söyledi;
"TMMOB`nin uzunca bir süredir değişik kentlerde düzenlediği kent sempozyumları halkasına bir yenisini de 2 gün boyunca burada yapacağımız "samsun kent sempozyumunu " ekliyoruz. TMMOB olarak yaptığımız bu etkinlikler ve çalışmalar göstermiştir ki; yaşadığımız kentler çağdaş toplumlara yakışır bir biçimde yönetilmemektedir. Kentlerde sağlık, çevre, altyapı, ulaşım barınma ısınma , eğitim, kültür ve benzeri bir çok konularda sorun bulunmaktadır. Diğer yandan kentlerimiz deprem, sel, heyelan ve yangın gibi afetlere hazırlıklı değildir. Bu durum mevcut yerel anlayışımız içerisinde toplumsal çıkarların ve insan yaşamının yeterince önemsenmediğinin en açık göstergesidir.
TMMOB, kentlerimizde var olan sorunların aşılması, sağlıklı kentsel çevrelerin üretilmesi ve kentsel yaşam kalitesinin iyileştirilmesini öngörmekte, kent halkının ve meslek örgütlerinin demokratik katılımını ve denetimini sağlayacak bir anlayışının geliştirilmesini, öncelikli ve temel gerek olarak görmektedir.
Bugün içerisinde yaşadığımız kentlerin, mekânsal ve çevresel bağlamda, sağlıksız büyümesinin ardında birçok etken ve neden bulunmaktadır. Bunların en genel hatları ile; piyasa güçlerinin kent ölçeğinde de tek egemen olduğu siyasal zeminin yaratılması, sadece arazi rantına endekslenmiş bir kent ekonomisi anlayışı, sürekli ve plansız büyüme, toplumsal alanda yaşanan sosyal ve kültürel yozlaşma olarak özetlenebilir.
Kentlerde yaşayanların büyük bir kısmı eğitim, sağlık, barınma ve beslenme gibi temel haklardan yoksun bırakılırken, başta su, elektrik, doğalgaz ve ulaşım olmak üzere temel kentsel alt yapı hizmetleri ile eğitim, kültür, sağlık, çevre v.b. alanlarda sağlanan sosyal hizmetler özelleştirilerek, ticarileştirilmekte; kamusal kaynaklarımız yerli ve yabancı tekellere aktarılmaktadır. Emekçilerin, yoksulların ve tüm ezilenlerin sosyal, ekonomik ve siyasal yaşamdan tümüyle dışlandığı yıkıcı bir ortamda yoksulluk ve yoksunluk derinleşerek sürmektedir.
Kentsel dönüşüm ve yeniden yapılanma olarak adlandırılan süreçlerde belirlenen kent parçalarının, "kentsel dönüşüm" adı altında, içinde yaşayanlardan bağımsız, yeni imar hakları verilerek sermaye çevrelerine pazarlanması, özelleştirilmesi, satılması yada tahsis edilmesi belli kesimler, için "köşe dönme " aracı haline getirilmiştir."
Korkmaz sözlerine şöyle devam etti;
"Her zaman ve her yerde söylediğimiz gibi TMMOB her yerde
TMMOB Soma`da; Ermenek`te, Zonguldak`ta;
TMMOB, Atatürk Orman Çiftliği`nde;
TMMOB, bu ülkenin toprağının altını üstüne getirenlere karşı Kazdağlarında,
TMMOB, emperyal güçlerin dayattığı nükleer santrallere karşı Mersin`de, Sinop`ta;
TMMOB, suyumuzun ticarileştirilmesine karşı Karadeniz`de, Akdeniz`de, Ege`de;
TMMOB, Alakır vadisinde, Artvin Cerattepe`de, Yırca`da, Diyarbakır Hevsel bahçelerinde, Burdur`da, Bartın`da, Sakarya Karasu`da;
TMMOB, Taksim`de, Gezi`de, Anadolu`da, kentte, kırda bu ülke insanının yaşadığı her yerde "
Bahattin Şahin ise özetle şunları söyledi:
"Kentler ve yerel yönetimler ülke politikalarının doğrudan uygulama alanıdır. Bu nedenle kentler ve yerel yönetimler siyasetin ve sermayenin de ilgi odağındadır.
12 yıllık iktidarında üretimden vazgeçerek ülke ekonomisini arazi rantı üzerinden temellendiren AKP, bugüne dek görülmemiş ölçüde, hiçbir insani, hukuki, ulusal ya da evrensel değer ve kural tanımaksızın ülkeyi, kentleri yağma ve talana açarak yeni rant kaynaklarının yaratılmasını sağlamıştır.
Sanayiden eğitim ve sağlığa dek birçok kamu hizmetindeki serbestleştirme, özelleştirme bu çerçevede gerçekleşmiştir. "Yerel Yönetim Reformu" adı altında yapılan düzenlemelerle belediyeler, il özel idareleri, mahalli idareler ve İller Bankası`nın sunduğu hizmetler piyasaya açılmıştır.
KHK ile kurulan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı`na yeni ve olağanüstü yetkiler devredilmiş ve tanınmış, bakanlığa tüm ülkenin tapusunu istediği gibi kullanma yetkisi verilmiştir.
Şehir plancılığı hizmetlerinde kamusal fayda anlayışından vazgeçilmiş, serbestleştirme, özelleştirme, ticarileştirmenin aracı haline getirilmiş; rant odaklı projelere teslim edilen kentlerde plansızlık egemen kılınmıştır.
Bugün içinde yaşadığımız kentlerin mekansal ve çevresel bağlamda, niteliksiz yapılaşmasının, sağlıksız büyümesinin ardında; piyasa güçlerinin kent ölçeğinde tek egemen olduğu siyasal zeminin yaratılması ve sadece arazi rantına endekslenmiş bir kent ekonomisi anlayışı bulunmaktadır. Bu anlayışın ortaya çıkardığı sürekli ve plansız büyümenin sonucu enerji, ulaşım, su, çöp, atık su gibi teknik altyapı hizmetlerinin yetersizliği ve eğitim, sağlık, kültür tesisleri, açık yeşil alanlardan yoksun yerleşim alanları olurken, toplumsal alana da sosyal yarılma, ayrışma ve kültürel yozlaşma olarak yansımıştır. Gelir eşitsizliğini, sosyal kutuplaşmayı, mekânsal ayrışmayı, kentsel gerilimi arttırmaktan başka bir şeye yaramamış, sorunlar çeşitlenmiş ve derinleşmiştir.
Kentlerde yaşayanların büyük bir kısmı barınma eğitim, sağlık ve beslenme gibi temel haklardan yoksun bırakılırken, başta su, elektrik, doğalgaz ve ulaşım olmak üzere temel kentsel altyapı hizmetleri ile eğitim, kültür, sağlık, çevre vb. alanlarda sağlanan sosyal hizmetler özelleştirilerek, ticarileştirilerek; kamusal kaynaklarımız yerli ve yabancı tekellere aktarılmıştır. Emekçilerin, yoksulların ve tüm ezilenlerin sosyal, ekonomik ve siyasal yaşamdan tümüyle dışlandığı yıkıcı bir ortamda yoksulluk ve yoksunluk derinleşerek sürmektedir.
Kent parçalarının, "kentsel dönüşüm" adı altında, içinde yaşayanlardan bağımsız, yeni imar hakları verilerek sermaye çevrelerine pazarlanması, özelleştirilmesi, satılması ya da tahsis edilmesi belli kesimler için köşe dönme` aracı haline getirilmiştir.
Kentlerde lüks konut alanlarının, alışveriş merkezlerinin yaygınlaşması kentleri bir arada tutan unsurları ve ortak kullanım alanlarını ortadan kaldırmaktadır. Kentler, giderek artan biçimde bütünlüğünü yitirerek birbirinden bağımsız ve ilişkisiz parçacıklara bölünmekte, varsıl ve yoksul kesimler arası ayrışma ve uzaklaşma fiziksel mekana da yansımaktadır. Böylece sosyal kırılmalar hızlanmakta, bu kırık parçalarını toplumsal yaşama tehdit olarak geri yönlendiren süreçler de egemenler tarafından bilinçli şekilde yönetilmektedir.
1980`den bu yana, kent ve kenti çevreleyen ortamlarında doğal ve kültürel varlıkların yağması artarak sürdürülmüş, yerelleşme` aldatmacasıyla sadece yağmayı derinleştirmeye hizmet edilmiştir. Son dönemde, izlenen birçok haber ve olaydan, görülen binlerce dava dosyasından anlaşılacağı gibi yerel yönetimler, merkezi vesayet altında birer çıkar tezgahı gibi çalışmaya devam etmiştir. Tüm kentsel kamusal hizmetlerin pervasızca özelleştirilmesi; planlama, imar, kentsel altyapı ve ulaşım hizmetlerinde yolsuzlukların artması, kentsel rantın yandaş ve varsıl kesimler lehine yönlendirilmesi son dönemde de birçok yerel yönetimin temel hedefi olmuş, icraatları arasında yerlerini almıştır.
Kentsel alanlardaki nüfus yığılmasının yarattığı sorunlarla birlikte, bütüncül planlamanın benimsenmemiş olması denetimsizlik, yanlış arazi kullanım politikaları, cumhuriyet tarihine koşut kaçak yapılaşma ve imar affı süreçleriyle de beslenmiş, sağlıklı, güvenli ve yaşanabilir kentsel çevreler oluşturulmamıştır. Özellikle ortak yaşam ve kentlilik bilinci geliştirilememiş, kentsel yaşam ve aktiviteler sadece ekonomik ilişkilere indirgenmiştir.
Plansızlığın ve denetimsizliğin ağır sonuçlarının son örnekleri olan 1999 ve 2011 yılında yaşanan depremlerle tekrar göz önüne serilmesine karşın, geçen süre içerisinde yaşanan acı deneyimlerden ders çıkardığımız ve oluşabilecek yeni afetlere yeterince hazır olduğumuz söylenemez.
Tüm bu sorunlara ve olumsuzluklara karşın, demokratik katılımın sağlandığı yerel yönetimlerin oluşturulması ve çözüm üretilmesi olanaklıdır.
Bugün, kentlerimizin ve toplumun ihtiyacı olan temel yaklaşım, "toplumcu demokratik ve halkçı bir yerel yönetim" anlayışıdır. Bu anlayış, katılımcılığın önünü açan, toplumun değişik kesimlerine, karar alma, uygulama ve denetleme süreçlerinde söz hakkı tanıyan politika ve uygulamaların hayata geçirilmesidir."
Konuşmalardan sonra oturumlara geçildi.
1. günün ilk oturumu "Kentleşme ve Samsun" idi. Oturum Başkanı İnşaat Mühendisleri Odası Samsun Şube Başkanı Cevat Öncünün olduğu oturuma konuşmacı olarak,
Güvenli Yapılar ve Kentsel Dönüşüm konusuyla Erdoğan Balcıoğlu (İnşaat Müh.)
Kent, Kimlik, Sürdürülebilirlik ve Yaşam Kalitesi konusuyla Prof. Dr. Derya Aktay (OMÜ Mimarlık Fakültesi Dekanı)
Kentsel Tasarım ve Yaya Ulaşımı konusuyla ise Cem Ayık (OMÜ Mimarlık Fakültesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü Öğrt. Gör.)
katıldı.
İkinci oturum ise "Samsun`da Enerji Sanayi ve Çevre Sorunları" idi. Elektrik Mühendisleri Odası Samsun Şubesi Eski Başkanı Suat Yılmazın başkanı olduğu oturuma konuşmacı olarak,
Samsunda Enerji Yatırımı ve Termik Santraller konusuyla Mehmet Özdağ (Elektrik Mühendisleri Odası Samsun Şube Başkanı)
Samsunda Sanayinin Durumu konusuyla Aycan Türkel (Makina Mühendisleri Odası Samsun Şube Y.K. üyesi )
Enerji Üretimi ve Çevresel Etkileri konusuyla Yrd. Doç. Dr. Sema Arıman (OMÜ Havacılık ve Uzay Bilimleri Fakültesi Meteoroloji Müh. Bölümü)
katıldı.
Mimarlar Odası Samsun Şube Başkanı İshak Memişoğlunun başkanı olduğu 1. günün son oturum ise "Kent Planlamasında Sayısal Uygulamalar" idi. Oturuma konuşmacı olarak,
Heyelan Duyarlılık Analizleri konusuyla Emre Doğramacı (Jeoloji Müh.)
Arkeojeofizik Çalışmalar konusuyla Hakan Cebeci (Jeofizik Müh.)
Coğrafi Bilgi Sistemleri ve Samsun Uygulamaları konusuyla Yrd. Doç. Dr. Aziz Şişman (Harita Müh.)
katıldı.
2. günün ilk oturumu ise "Tarım ve Samsun" idi. Ziraat Mühendisleri Odası Samsun Şube Başkanı Hayati Tosunun başkanı olduğu oturuma konuşmacı olarak,
Tarımsal Kuraklık ve Samsun konusuyla Doç. Dr. Tekin Kara (Ziraat Mühendisleri Odası Samsun Şube Y.K. üyesi)
Samsunda Tarım Arazilerinin Amaç Dışı Kullanımı konusuyla Murat Akar (Ziraat Yüksek Müh.)
Süt Üretimi ve Sokak Sütçülüğü konusuyla Doç. Dr. Savaş Atasever (OMÜ Ziraat Fakültesi)
katıldı.
Sempozyum Elektrik Mühendisleri Odası Samsun Şube Başkanı Mehmet Özdağın yöneticisi olduğu panelle sonlandırıldı. Panele,
Çevre Hukukunda Meşru Müdafaa Hakkı konusuyla Av. Burhan uyan (Türkiye Barolar Birliği)
TMMOB Yasası konusuyla Av. Nurten Çağlar Yakış (TMMOB Hukuk Müşaviri)
katıldı.