Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) üyeleri, 15-16 Haziran 1970 tarihlerinde gerçekleşen işçi sınıfının büyük direnişinin 44. yıldönümünde maden faciasının yaşandığı Somada bir yürüyüş düzenledi. Çok sayıda işçi ve maden mühendisinin hayatını kaybettiği facia ve çağdışı çalışma koşulları ile kamuoyunun da gündemine oturan Somada buluşan TMMOB üyeleri Türkiye Kömür İşletmeleri Genel Müdürlüğüne (TKİ) bağlı Ege Linyit İşletmeleri (ELİ) Müdürlüğü önünde yürüyüş korteji oluşturdu.
Aralarında Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Bahadır Acar, Yönetim Kurulu Yazmanı Hüseyin Önder, TMMOB Yüksek Onur Kurulu Üyesi Cengiz Göltaşın yanı sıra EMO şubelerinin yöneticileri ve üyelerinin de yer aldığı çok sayıda kişinin katılımı ile oluşturulan kortej, "Yüreğimiz Somada Öfkemiz Sokakta" pankartı arkasında iş cinayetlerini protesto etmek için yürüyüşe geçti. TMMOB yöneticileri, TMMOBa bağlı oda merkez ve şube yöneticileri ile oda üyeleri buradan Beşyol Kavşağında bulunan Madenci Anıtına kadar sloganlar eşliğinde yürüdü.
Madenci Anıtı önünde saygı duruşunda bulunan ve karanfiller bırakan TMMOB üyeleri buradan da Hükümet Meydanına yürüdü. 301 madenciyi temsilen baretlerin bırakıldığı Hükümet Meydanında TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Soğancı yaşanan madenci katliamına ilişkin konuşmasında, yaşamını yitiren madencilerin ailelerinin acılarını paylaştıklarını söyledi.
Soğancı tarafından okunan basın açıklamasında, 15-16 Haziran Direnişi ve o dönemde yaşananlar ise şu ifadeler ile anlatıldı:
"Türkiyede işçi sınıfı sendikal yasaklara ve barajlara karşı tarihinin en büyük işçi direnişini 15-16 Haziran 1970 tarihinde gerçekleştirdi. 1970 yılında, çalışma yaşamı ve sendikal mevzuatı düzenleyen İş Yasası ve Sendikalar Yasasında değişiklik öngören yasa tasarısı ile temel işçi hakları tasfiye edilmeye çalışılmış, buna karşı büyük bir işçi direnişi yaşanmıştı.
15-16 Haziran 1970 tarihlerinde 168 fabrikadan 150 bin işçinin gerçekleştirdiği direnişe şiddetle müdahale edilmesi sonucu 3 işçi ölmüş, 200den fazla işçi yaralanmış, sıkıyönetim ilan edilmiş, yüzlerce sendikacı 12 Mart mahkemelerinde yargılanmış, olayların ardından 5 bini aşkın işçi işten atılmıştı. İki yıl sonra Anayasa Mahkemesi söz konusu değişiklikleri iptal etmişti. 12 Mart döneminde sermaye çıkarları doğrultusunda yeterince düzenlenemeyen çalışma yaşamı, 24 Ocak 1980 ekonomi kararlarının gerektirdiği 12 Eylül düzeni ile çalışanların aleyhine yeniden biçimlendirilmişti."
AKP İktidarının 12 Eylülün devamı niteliğindeki politikaları hayata geçirdiğine dikkat çekilen açıklamada, bu dönemde ise 2003 yılındaki yapılan İş Yasası değişikliği ile başlayan ve torba yasalarla süren onlarca değişiklik yapıldığına dikkat çekildi. Açıklamada, şöyle denildi:
"Bu düzenlemelerin tamamı, sermaye güçlerinin azami kâra ve yoğun emek sömürüsüne endeksli çıkarları içindir. AKP iktidarı döneminde taşeronlaştırma, esnek, güvencesiz istihdam biçimleri yaygınlaşmış, işçi sağlığı ve iş güvenliği hizmetleri piyasaya açılmış, serbestleştirme, kuralsızlaştırma ve kamu denetiminin kaldırılması doğrultusunda önemli düzenlemeler yapılmıştır. Bir ay önce 13 Mayıs 2014 tarihinde Somada 5i mühendis 301 emekçinin ölümüne yol açan katliamın altyapısı da gerçekte böylece hazırlanmıştır."
Somada 13 Mayıs günü yaşanan facianın sebebinin, özelleştirme, taşeronlaştırma, rödevans, sendikasızlaştırma, kamu madenciliğinin yok edilmesi olduğu vurgulanan açıklamada, neoliberal politikaların kamu kurumlarında uzun yıllar sonucu elde ettiği madencilik bilgi birikiminin dağıtılmasına neden olduğu kaydedildi.
AKP İktidarı döneminde üretimin teknik bilgi ve altyapı olarak yetersiz, deneyimi veya deneyimli uzmanı bulunmayan kişi ve şirketlere bırakıldığına işaret edilen açıklamada şöyle denildi:
"Kamusal denetimin de yeterli ve etkin bir biçimde yapılamaması iş cinayetlerinin Soma da olduğu gibi katliama dönüşmesine neden olmuştur.
Burada yaşanan kaza değil cinayettir. 301 maden emekçisinin ölümü kader değil katliamdır. Bu katliamın sorumluları hesap vermelidir.
Burada yaşanan facianın sebebi, madenciliği, mühendisliğin bilim ve tekniğinden uzaklaştıran ve mühendisi işverenin insafına bırakan yanlış madencilik politikalarıdır. Maden Mühendisleri Odamızın 2010 yılında hazırlamış olduğu Madencilikte Yaşanan İş Kazaları Raporunda Soma havzasına ilişkin tespitler yapılmış ve burada bir facia yaşanabileceği konusunda siyasi iktidar uyarılmıştır."
Hükümetin "Bu işin fıtratında var" diyerek bilim ve tekniğin karşısında olduğunu ilan etiğine yer verilen açıklamada, "Katliamın baş sorumlusu siyasi iktidardır, istifa etmelidir" denildi. Kuralsız ve denetimsiz çalışma yaşamına mahkum edilen emekçilerle birlikte mühendis, mimar ve şehir plancılarının da faciaların odağına konularak, sorumlu tutulmaya çalışıldığına dikkat çekilen açıklamada, "Bu ortamı yaratan gerçek sorumlular, devlet, hükümet, işyeri sahipleri bu şekilde kendilerini temize çıkarmaya çalışmaktadır" vurgusu yapıldı.
"Soma faciası bizlere bir kez daha göstermiştir ki; kuralsız, esnek çalışma dayatması, resmiyette olup fiiliyatta olmayan sendikal anlayışlar, resmiyette olup gerçekte olmayan denetimler sürdüğü sürece facialar son bulmayacaktır" değerlendirmesi yapılan açıklamada, facia sonrası yaşanan gelişmelere de yer verildi:
"Çok yakın zamanda böylesine bir facia yaşanmışken, Hükümetin sorumluluğu gereği istifa etmesi beklenirken, taşeronluk kaldırılsın denirken ne yazık ki Hükümet taşeronlaşmayı daha da yaygınlaştıracak düzenlemeleri içeren bir torba yasa tasarısını Meclise getirmiştir.
İşçi sağlığı ve güvenliğinden uzak koşullarda, düşük ücretle, günde 10 saate kadar çalıştırılan 301 maden işçisinin hayatına mal olan hileli taşeronluk düzenlemesi rödevans (kiralama) sisteminin gerçek yüzünü ortaya çıkaran Soma faciasının ardından Meclise getirilen tasarıda, madenlerde rödevans sisteminin, taşeronlaşmanın yasaklanmasına ilişkin hiçbir düzenleme olmadığı gibi diğer sektörlerde taşeron çalışma yasallaştırılarak kapsamı genişletilmektedir."
Soma benzeri facialara kapıyı açacak bu tasarıya karşı mücadele etmenin tüm demokratik kitle örgütleri ile birlikte TMMOBnin görevi olduğuna yer verilen açıklamada, "TMMOB; aşırı kar hırsıyla, mesleklerimizin doğru icrasını sınırlayan, meslektaşlarımızın baskı altında kaldığı taşeronluğun tamamen kaldırılması ve güvenceli bir çalışma yaşamının mesleklerimizin icrası için olmazsa olmaz olduğunu bilerek, güvenceli çalışma için mücadele edecektir. Evet Somadan buradan TMMOB bir kez daha sesleniyor: kaza değil cinayet, kader değil katliam" denildi.
TMMOB adına yapılan açıklamadan sonra siyah balonlar uçuruldu ve etkinlik sona erdi.