TOPRAĞIMIZA, SUYUMUZA, KENTLERİMİZE SAHİP ÇIKIYORUZ
5-16 Haziran 1972`de Stockholmde düzenlenen ve 113 ülkenin katılımıyla gerçekleşen Çevre Konferansında 5 Haziran DÜNYA ÇEVRE GÜNÜ ilan edilmiştir.
15-16 Mart 2014 te gerçekleştirilen Çevre Mühendisleri Odası Genel Kurulunda; Dünya Çevre Günü`nün 42. Yılında, bu haftanın (31 Mayıs-5 Haziran) "Çevre ve Ekolojik Yıkımla Mücadele" haftası olarak kutlanmasına karar verilmiştir.
Dünya çevre günü ülkemiz için ne yazık ki, kutlamaların yapılabileceği bir gün değildir! Gittikçe artan çevre sorunları, çevre mevzuatındaki tahribatlar, bu sorunlarının çözümünde kilit role rahip mesleklerimizin yok sayılmaya çalışılması gibi birçok gerekçe, bizleri bugünü kutlamaktan alı koymaktadır.
Bu hafta, yaşam alanlarımızı yok eden, talan ve rant projeleri, nükleer, termik, hidroelektrik santraller, kentsel dönüşüm ile yok edilen kentlerimiz ve doğamız için, mücadeleye çağrı haftasıdır.
1972 yılında "Çevre ve İnsan" merkezli oluşan çevre politikaları, 1992 yılında "Çevre ve Kalkınma" 2000li yıllarda ise "Sürdürülebilir Kalkınma" kavramı çerçevesine daraltılmıştır.
Bu yaklaşım, çevresel değerler ve doğal varlıklardan çok ekonomik kalkınma, serbest piyasa ve rant dürtülerini temel almaktadır. İçinde bulunduğumuz en büyük çevresel riskler; içme suyu kaynaklarının yetersizliği, iklim değişikliği, hızlı nüfus artışı, fosil yakıt kullanım ve nükleer enerjidir.
Gelecek nesillerin ihtiyaçları göz ardı edilerek, doğal kaynaklarımız vahşi bir şekilde yok edilmektedir. Ormansızlaştırılan alanlardan, kentsel dönüşüme, enerji politikalarından, madencilik faaliyetlerine, yaşanan doğal afetlerden, tarım ve gıda uygulamalarına kadar geniş yelpazede yaşanan olumsuzluklar tüm gerçekliğiyle ortadadır.
Çevre Mevzuatı hiçe sayılarak uygulamaya konulan çılgın projeler;
Bursa Atatürk Stadyumunun ranta açılması,
Kentimizin en verimli toprakları üzerine turizm merkezi kurulması,
Kentimize kurulması planlanan, kapasite ve uygulama açısından yetersiz olan atık yakma tesisleri,
Yurdumuzun çeşitli yerlerinde kurulması planlanan nükleer ve termik santraller,
Köylerimizdeki içme suyu kaynaklarını yok eden mermer ocakları,
Ormanlık alanların Orman Kanunundaki değişikliklerle ranta açılması,
Çevre sorunlarının çözümüne yönelik somut ve kararlı adımlar atılmaması,
Meslek Odalarının sindirilip işlevsizleştirmeye çalışılması gibi sebeplerden dolayı,
Sermayenin ve iktidarın doğayı, kentlerimizi, yaşam alanlarımızı ticarileştirme yolunda, her türlü hukuksuzluğu/şiddeti/propagandayı kendisine hak gördüğü bir dönemde;
5 Haziranın toprağımıza, suyumuza, havamıza, kıyılarımıza, meralarımıza, ormanlarımıza, tohumumuza, mahallemize, parkımıza, kısaca tüm yaşam alanlarımıza sahip çıkacağımız ve mücadelemizi ortaklaştıracağımız bir gün olması dileğiyle...
Saygılarımızla.
TMMOB-BARO-DOĞADER
05.06.2014