Tüm Haberlere Dön
SİNOP`TA NÜKLEER KARŞITI MİTİNG DÜZENLENDİ
Haberler Ankara

SİNOP`TA NÜKLEER KARŞITI MİTİNG DÜZENLENDİ

Mersin Akkuyu’nun ardından Sinop’ta kurulmak istenen nükleer santral girişimi, Çernobil nükleer felaketinin 28. yıl dönümü olan 26 Nisan günü Sinop Uğur Mumcu Meydanı’nda düzenlenen miting ile protesto edildi. Nükleer Karşıtı Platform tarafından gerçekleştirilen miting için başta Ankara olmak üzere Türkiye’nin dört bir yanından Sinop’a gelen nükleer santral karşıtları protesto gösterisinde bulundular.

Eski terminal mevkisinde toplanan nükleer karşıtları, kortej oluşturarak ellerinde pankart ve dövizlerle sloganlar eşliğinde Sakarya ve Atatürk Caddeleri boyunca yürüyerek Uğur Mumcu Meydanı‘na geldi. Burada çevre mücadelelerinde hayatlarını kaybedenler için bir dakikalık saygı duruşunda bulunulmasının ardından katılımcılar nükleer ve HES karşıtı sloganlar attılar.

Kurulacak nükleer santrallerin ülkeye felaket getireceğini belirten NKP Dönem Sözcüsü Zeki Karataş, 28 yıl önce meydana gelen Çernobil faciasının unutulmaması gerektiğini söyledi. Zeki Karataş şunları söyledi; "Türkiye‘nin değişik yörelerinden gelerek bizleri yalnız bırakmayan, bu kente gönül verenlerle sizleri selamlıyoruz. Kuzey komşumuz Ukrayna‘da 28 yıl önce gerçekleştirilen deney sonrası, art arda gelen ihmallerle, insanlık tarihinin en büyük felaketi yaşandı. Hiç bir tel örgünün onu engelleyemediğinin tanığı olduk. Çernobil‘in mağduru çocukların fotoğraflarına baktınız mı, ya onların başındaki sevdiklerine. Bu yüzden kaç kişi intihar etti? Peki, bu insanlara ne olduğu konusunda devlet görevlilerinin açıklama yaptığını duydunuz mu? Çernobil sonrası kimine göre 1 milyon, kimine göre 30-40 kişi, kimine göre 230 bin kişi yaşamını yitirdi. Börtü böceği saymadılar bile. Çernobil‘in diğer reaktörleri 14 yıl daha çalıştırılmaya devam ettirildi. Peki, ülkemizde ne oldu? Azıcık radyasyon kemiklere iyi gelir diyen darbeci generallere ne oldu? Yardımsever devletimiz tarafından o dönemde ilkokul çocuklarına fındık dağıtıldı. Toprağımıza suyumuza radyasyon geçti. Börtü böceği sayan yine olmadı. Tüp gaz patlaması ile nükleer santral arasında kurulan derin bağlantı, darbeci generallerin bile aklına gelmemişti. Bütün egemenler aynı, hayallerindeki dünyayı kurduklarına hiç kimse sanırız insan formunda olamayacak."Mitinge katılmak için Mersin, İzmir, İstanbul, Ankara, Denizli, Kastamonu, Trabzon, Ordu, Giresun, Amasya, Çorum, Samsun, Yalova ve Tunceli‘den gelen vatandaşlara teşekkür eden Karataş, "Nükleere inat, yaşasın hayat" ifadesini kullandı.

Elektrik Mühendisleri Odası adına konuşan Cengiz Göltaş ise Sinop‘a nükleer santral kurulmasını istemediklerini belirterek, "Bunun için mücadelemizi vereceğiz. Bugün burada bizlere destek veren bütün vatandaşlarımıza teşekkür ediyorum" dedi.

Nükleer Karşıtı Platform temsilcilerinin konuştuğu mitingde, Telvin Sanat Tiyatrosu tarafından pandomin gösterisi ile Karadenizli Çılgın Gençler tarafından konser verildi.Elektrik Mühendisleri Odası (EMO), Çernobil faciasının yıldönümünde yaptığı basın  açıklaması ile nükleer enerji santrallerin risklerine dikkat çekti. Nükleer santral kurma girişimin kaza riskinin Rusya veya Japonya`dan ithal edilmesi anlamına geldiğinin vurgulandığı açıklamada, " Çernobil`in yıldönümünde, en riskli ve pahalı enerji üretme yöntemi olan nükleer santraller yerine, Sinop`ta rüzgar, Akkuyu`da ise güneş santralleri kurulacağının açıklanmasını bekliyoruz" denildi.

EMO`dan Çernobil`in Yıldönümünde Uyarı…

NÜKLEER KAZA RİSKİ TÜRKİYE`YE İTHAL EDİLMEMELİ

Bundan 28 yıl önce bugün (26 Nisan 1986) Çernobil Nükleer Enerji Santralı`nda yaşanan kaza, yıkıcı sonuçları ile tarihe en büyük nükleer kazalardan biri olarak geçti. Kaza sonrası yayılan radyasyona, ilk etapta santral görevlileri başta olmak üzere bölge sakinleri maruz kaldı. Çernobil`den tüm dünyaya yayılan radyasyondan ağırlıklı olarak Karadeniz Bölgesi olmak üzere ülkemiz de etkilendi. Türk Tabipleri Birliği`nin 2006 yılında gerçekleştirdiği çalışmada, Karadeniz Bölgesi`nde kanser görünme sıklığının kazadan 20 yıl sonra dahi diğer bölgelere kıyasla yüksek olduğu tespit edildi.

Çernobil sonrası nükleer santrallara ilişkin alınması gereken güvenlik önlemleri konusunda yoğun çalışmalar yapıldı. Yeni nesil nükleer santralların kurulum, işletme ve maliyetleri oldukça yüksek düzeylere çıktı. Ne yazık ki teknolojik gelişmeler ve nükleer sanayi için sık sık ifade edilen "Nükleer Rönesans" kavramı da kaza riskini ortadan kaldıramadı.

Kaza Riski Güncel

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı tarafından yapılan çalışmaya göre, 1987 yılı ile Haziran 2013 arasında geçen dönemde nükleer santrallarda Uluslararası Nükleer ve Radyolojik Olay Ölçeği`ne (INES) göre sınıflanan 611 olay ve kaza bildirildi. Bunların 6`sı kaza (seviye 4 ve üstü) olarak isimlendirilirken, 41`i ciddi olay (seviye 3) olarak sınıflandırıldı. Ekim 2011-Haziran 2013 arasında ise gerçekleşen 23 olaydan birinin 3. seviye, 13`ünün ise 2. seviyede olarak listelendiği kaydedildi. İstatistikler, kaza riskinin tüm çalışmalara rağmen bertaraf edilemediğini göstermektedir. Nükleer santrallar söz konusu olduğunda ne yazık ki diğer santrallar için "arıza" olarak nitelendirilebilecek küçük sorunlar bile hızla "kaza"ya sonrada "felakete dönüşme potansiyeli taşımaktadır. Çernobil`den 25 yıl sonra en güvenli santrallardan biri olarak kabul edilen Fukuşima`da yaşanan kaza, riskin ne kadar büyük olduğunu tüm dünyaya bir kez daha hatırlattı.

Dünyanın Tersine Yolculuk

Atıkların yok edilmesine ilişkin çözülemeyen sorunlar ve yüksek kurulum-söküm maliyetleri nedeniyle tüm dünyada nükleerden uzaklaşıp, yenilenebilir enerji kaynaklarına doğru bir yönelim zaten söz konusu idi, Fukuşima bu yönelimi hızlandırdı. Teknoloji geliştirme konusunda daha ileride olan tüm ülkelerde kendini gösteren nükleerden uzaklaşma yönelimine karşın AKP İktidarı 1950`lerden kalma bir anlayış ile nükleer santrallar kurdurmak istemektedir. Bugün ne yazık ki Çernobil ile kötü bir sicile sahip olan Rus nükleer sanayisi Akkuyu`da çalışma yürütmektedir. Sinop için ise Fukuşima`ya rağmen Japonya devrededir.

Hem teknoloji hem de yakıt açısından dışa bağımlı olan nükleer santralların ülkemize kurulumu, aynı zamanda kaza riskinin Rusya veya Japonya`dan ithal edilmesi anlamına gelmektedir. Türkiye`nin değerlendirilmeyi bekleyen yerli ve yenilenebilir enerji potansiyeli,  ihtiyacı uzun yıllar karşılayacak düzeydedir. Nükleere harcanacak kaynak çok geç olmadan başta rüzgar ve güneş olmak üzere yerli ve yenilenebilir kaynakların kullanımına sunulmalıdır. Çernobil`in yıldönümünde, en riskli ve pahalı enerji üretme yöntemi olan nükleer santrallar yerine, Sinop`ta rüzgar, Akkuyu`da ise güneş santralları kurulacağının açıklanmasını bekliyoruz.

 

Nükleer Karşıtı Platform Sekretaryası

Elektrik Mühendisleri Odası

26 Nisan 2014