Tüm Haberlere Dön
ÇERNOBİL`İ, FUKUŞİMA`YI UNUTMADIK, UNUTTURMAYACAĞIZ!
NÜKLEER SANTRAL İSTEMİYORUZ!
Haberler Adana

ÇERNOBİL`İ, FUKUŞİMA`YI UNUTMADIK, UNUTTURMAYACAĞIZ! NÜKLEER SANTRAL İSTEMİYORUZ!

Adana Nükleer Santral Karşıtı Platform Çernobil Felaketinin 28. yıldönümünde Abidin Dino Parkı’nda bir basın açıklaması yaparak bu felaketi unutturmayacaklarını belirterek, “Nükleer Santral istemiyoruz, yaptırtmayacağız” dedi.

ÇERNOBİL‘İ, FUKUŞİMA‘YI UNUTMADIK, UNUTTURMAYACAĞIZ!

NÜKLEER SANTRAL İSTEMİYORUZ, YAPTIRTMAYACAĞIZ!

 

28 yıl önce bugün, 26 Nisan 1986‘da, Ukrayna‘da Çernobil nükleer felaketi yaşandı. Daha önce yaşanmış nükleer kazaların en büyüğüne şahit olduk. Binlerce insan öldü, on binlercesi daha sonra radyasyonun neden olduğu hastalıklardan öldüler, on binlerce metre kare toprak üzerinde canlı hayat kalmadı, daha on binlerce yıl oralarda bu durum devam edecek.

Nükleer santral konusu çoktandır bir enerji sorunu olmaktan çıkmış ve demokrasi mücadelesinin önemli bir parçası haline gelmiş bulunmaktadır. İktidarda bulunan AKP dışında açıktan savunan kimse yoktur nükleer santralleri. Ülkemizde nükleer santrale karşı mücadelenin de uzun bir tarihi oluşmuş bulunmaktadır. İlk karşı çıkışlar doksanlı yılların başına rastlamaktadır. O tarihlerden bu yana ülkenin çoğu yerinde çeşitli nükleer karşıtı etkinlik düzenlendi. Başta Akkuyu – Büyükeceli Beldesi olmak üzere bir çok yerde yapılan anketlerden hep "nükleere hayır" sonucu çıktı. Büyük şehirlerde nükleer karşıtları "Nükleere Karşı Platform" adı altında birleşerek yıllardır mücadele ediyorlar. Başka bir konuda bu kadar örgütlü ve uzun süren bir mücadele, sivil direniş hatırlıyor musunuz? Çernobil ve Fukuşima nükleer felaketlerinden sonra önemli bir gelişme daha yaşandı. Konu artık sadece enerji uzmanlarının, bilim insanlarının konusu olmaktan çıktı ve bütün dünya halklarının konuştuğu, dahası korktuğu, olmasın dediği bir konu haline geldi. Akademik bir tartışma değil söz konusu olan; insanlar ölüyor, zehirleniyor, sakat kalıyor, yüzyıllardır yaşadıkları yurtlarını terketmek zorunda kalıyor, nesiller boyu süren genetik bozulmalar meydana geliyor, doğa binlerce yıl sürecek tahribata uğruyor. İtalyan Halkı bu yüzden nükleersiz devam etme kararı verdi. İsviçreliler bu yüzden yapımı devam eden nükleer santralin açılmamasına karar verdiler. Alman Halkının isteğine uyan hükümetleri bu yüzden yakın zaman içinde bütün nükleer santrallerini kapatmaya karar verdi. 

Nükleer enerji gizliliği ve kirliliği içinde barındırır. 1986 yılında yaşanan Çernobil felaketinin tam sonuçları hiçbir zaman açıklanmadı. Fukuşima nükleer felaketinin üzerinden üç yıl geçti. 160 bine yakın insan üç yıldır radyoaktiviteye maruz kalmış evlerinden uzakta yaşıyor. Milyonlarca ton radyoaktif su okyanusa karıştı, karışmaya da devam ediyor. Milyonlarca ton atık tahliye bekliyor. Japonya Çevre Bakanlığınca, Fukuşima nükleer santralinin tamamen sökülmesinin 40-50 yılı bulacağı ve maliyetinin ise 900 milyar dolara ulaşacağı tahmin edilmektedir. (1.000 megavatlık bir nükleer santral ünitesinin kurulum masrafının ortalama 5 milyar dolar olduğunu hatırlayın!) 2010 yılında elektrik ihtiyacının yüzde 30‘unu nükleer santrallerden sağlayan Japonya‘da bugün bir tek nükleer reaktör bile çalışmıyor. Nükleer enerjiye bir kez bulaştınız mı adeta bin yıl lanetleniyorsunuz. Bizim gibi nükleere hiç bulaşmamış ülkeler aslında çok şanslı.   

Gerek Mersin – Akkuyu, gerekse Sinop‘ta nükleer santral kuracak olan Rus ve Japon firmalar Çernobil ve Fukuşima felaketlerinin sorumlusu olan firmalardır. Burada açık bir yüzsüzlük ve utanmazlık hem yapanlar, hem de yaptıranlar açısından sırıtmaktadır. 

Yaşananlar nükleer santral inadının sadece bilime ve gerçeklere değil, aynı zamanda demokrasiye de aykırı olduğunu ortaya koyuyor. İktidar zehirlenmesi içinde olanlara bunu anlatmayı görev biliyoruz.

Bütün ülkeler vazgeçerken, nasıl kurtulacaklarını hesaplarken, ülkemizin çok zengin olduğu rüzgar ve güneş enerjileri konusunda başka ülkelerde olumlu ve önemli gelişmeler yaşanırken, AKP Hükümeti‘nin nükleer santral konusunda inatla sürdürdüğü bu gözü kara, tehlikeli, hukuksuz ve ülkemizin geleceği ile kumar oynayan tutumu sonuç vermeyecektir.                                                                                             

Bugün 26 Nisan 1986‘da yaşanmış, geçmiş bir acıyı anmıyoruz; hala süren ve daha nesillerce sürecek bir felakete ve hala değişmeyen bir zihniyete isyanımızı seslendiriyoruz. Yaşamımızı, havamızı, suyumuzu, toprağımızı, tüm canlıları, yüzyıllar boyunca radyasyonla zehirlemeye devam edecek olan Çernobil katliamının 28. yılında nükleere karşı; yaşamımızı, kültürümüzü yok eden sözümona "proje"lere karşı; yağma, talan, rant ve sömürüye karşı doğayı ve yaşamı savunmak için herkesi birlikte mücadele etmeye davet ediyoruz.

28 yıldır öfkeliyiz, ülkemizin hiçbir yerinde nükleere geçit vermeyeceğiz! Bugün, şu anda Sinop‘ta miting yapan nükleer karşıtlarını Adana‘dan selamlıyor ve dayanışma duygularımızı gönderiyoruz.

Saygılarımızla.      

26 Nisan 2014

 

 

NÜKLEERE İNAT, YAŞASIN HAYAT!

                                                         

ADANA NÜKLEER KARŞITI PLATFORM