Sayın Tarhan Erdem,
Radikal Gazetesi`nde 14 Kasım 2013 tarihli köşe yazınızı büyük bir şaşkınlık ve üzüntüyle okuduk. Öncelikle bize yönelttiğiniz sorularınıza verdiğimiz yanıtları yazınızda hiç dikkate almamış olduğunuzu gördük. Yazımızda ayrıntılarıyla anlattığımız TMMOB ve odalarının denetim süreçlerini yok sayarak sanki denetim süreçlerine karşıymışız gibi bir görüntü oluşturma çabanızı anlamakta güçlük çekiyoruz. Ancak kasıtlı bir tutum ya da gerçekten yazdıklarımızın okunmaması sonucu böyle bir yazının kaleme alınabileceğini düşünüyoruz.
Yazınızda sorgulama gereği dahi duymadan atladığınız şu temel gerçekleri bir kez daha burada, okuyucularınıza iletme sorumluluğunuzu yerine getireceğinizi umarak, köşe yazınızdaki düşünce dizgenizi izleyerek yinelemek isteriz:
- Köşe yazınızda odaların tekel olduğunu belirterek, piyasa diliyle odaların verdikleri kamu hizmetini piyasalaştırma arayışını gündeme taşıyorsunuz. Odaların kamu adına kullandığı idari yetki, adı üzerinde idari bir yetkidir ve piyasa diliyle tekel olarak tanımlanması mümkün değildir. Meslek örgütlerinin idari yetkilerini tekelcilikle eleştirmek, vergi toplayan vergi idaresine ya da gelir idaresine tekel suçlaması yöneltmekle ya da lisans bedeli alan Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu gibi düzenleyici kurulları tekelcilikle suçlamakla eşdeğerdir.
- Demokratikleşme ve darbe karşıtlığı söylemleri ile darbe döneminin müdahaleci mevzuatını dayanak yaparak, meslek odalarının özerkliğine saldırılması ve bunun meşrulaştırılmaya çalışılması kabul edilebilir değildir. Yazınızda konu ettiğiniz denetime ilişkin düzenleme AKP Hükümeti`nin "Hesaplaşıyoruz" diye övündüğü 12 Eylül darbecileri tarafından getirilmiş ve bugüne kadar uygulanmamış bir düzenlemedir. Bu darbe ürünü hükmün kaldırılması gerekirken neden bugüne kadar uygulanmadığını sorgulamanız en hafif deyimiyle düşünce yapınızdaki çelişkinin bir göstergesi olsa gerektir.
- Hükümetin denetim uygulamasının ahlaki olmadığı pek çok örnekle bugün gün gibi ortadayken, sizin TMMOB ve odaların değerlendirmelerini tuhaf karşılayıp iktidarın uygulamasını haklı çıkarmaya çalışmanız nasıl açıklanabilir bilemiyoruz. Bu adımın, gerçekten bir denetim, şeffaflık arayışı olmadığı açıktır ve yaşanan süreç kamu denetim birimlerinin bir silah gibi kullanıldığının örnekleriyle doludur. TBMMye geçen yıl hiç sunulmayan ve bu yıl ise Parlamento`ya saygısızlık olarak değerlendirilecek içeriksizlikte sunulabilen Sayıştay raporları, denetimin önemine vurgu yapanların samimiyetlerini de açıkça ortaya koymaktadır. Elektrik dağıtım şirketlerinin ve HES`lerin denetlenmemesi nedeniyle yaşanan onca iş kazası varken, EMO denetim süreçlerinin işletilmesi için mücadele vermekte, iktidar ise kamu adına denetim yükümlülüğünü yerine getirmek yerine bu alanı özelleştirmeye çalışmaktadır. Anayasa Mahkemesi tarafından denetim özelleştirmesi hükmünün iptal edildiği günden sadece bir gün önce Meclis`ten yeniden denetim özelleştirmesi düzenlemesi çıkarılmıştır. Özelleştirmeler çoktan tamamlanmış, ama henüz dağıtım şirketlerine yönelik denetim boşluğu giderilebilmiş değildir.
- Üyelik zorunluluğu nedeniyle yasal bir imtiyaz kullanan kurumun, kamu adına idari ve mali denetimi eleştirdiğini ileri sürüyorsunuz. Köşe yazınızda size ilettiğimiz görüş ve düşüncelerin hiçbirine yer vermeyip, gerçek dışı bir kanı oluşturarak, bunu gerçeklik olarak okurlarınıza sunmanız hem bu kurumlara, hem bu kurumların üyelerine büyük bir haksızlıktır. Oysa denetim tam da yazınızda söylediğiniz gibi TMMOB ve odalarında sürekli ve açıktır. Pek çok idari karar ve dönemlik bütçeler genel kurullarda kabul edilerek yürürlüğe girmekte, bir sonraki genel kurulda da uygulamalar sunulup ibra edilmektedir. Yönetim Kurulu çalışma raporları, mali raporlar yine genel kurullarda delegelere sunulmakta, bununla yetinilmemekte, teknolojinin getirdiği olanaklar kullanılarak İnternet sitemizden üyelerimizin bilgisine açılmaktadır. Genel kurul süreçleri dışında yine İnternet olanağı sayesinde Yönetim Kurulu kararları dahi kamuoyuna açık bir şekilde yayımlanmaktadır. Yasal bir zorunluluk olmamasına rağmen TMMOB ve odaları kendi çıkardıkları yönetmeliklerle ayrıca iç denetim süreçleri oluşturmuşlardır. Bu çerçevede seçimlerle oluşan denetim kurulları; temsilcilikler, şubeler ve genel merkez düzeyinde periyodik denetimler gerçekleştirmekte ve bu denetimler sonucunda gerekli işlemler yapılmaktadır. Denetime değil, denetim adı altında meslek odalarının özerkliğine müdahale edilmesine, bu yolla odaların bağımsız çalışabilme gücünün zayıflatılmasına karşı çıkıyoruz. Bu çabayı denetimden kaçmak, siyasi iktidarın 12 Eylül darbecilerinin vesayetçi mevzuatını uygulamaya koymasını çok doğal olarak yorumlamak, iyi niyetli bir yaklaşım değildir. Kaldı ki darbe ürünü olmasa bile insanlığın gelişimi içerisinde geride kalan bu tür yasal düzenlemeler vardır ve toplum ya da kurumlar bunları çoktan aştığı için tartışması dahi yapılmaz. Ayrıca TMMOB ve EMO, 2008 yılında Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu`nca yapılan denetim kapsamında da istenen bilgileri zamanında kendilerine iletmiş, devletin denetiminden de çekinmediğini göstermiştir.
- Demokrasi için güçlü sivil toplum, örgütlü toplum çağrısı yapılırken, kamu yararı gözeterek kendi meslek alanlarında siyasi iktidarların iş ve işlemlerini de kamu adına takip eden meslek odalarının, iktidarın kontrolündeki denetim birimlerince objektif ölçütlerle değerlendirileceğini ummak en hafif deyimiyle safdilliliktir. Kuvvetler ayrılığı ilkesinin iğdiş edildiği, Anayasanın açık hükmüne rağmen kesinleşmiş yargı kararlarının, Bakanlar Kurulu kararı ya da TBMMden kanun çıkarılarak, ters yüz edildiği bir dönemin hedefinin, açık, sürekli ve sonuçları kamuoyuyla paylaşılan bir denetim düzeni olmadığı açıktır. Nitekim yazınızın sonunda "devletin verdiği imtiyazın tek bir kurumca kullanılmasına karşı çıkarak" gündeme taşıdığınız görüşünüz de amacın kamu adına denetim yapmak olmadığını gösteren açık bir kanıt niteliğindedir. İktidarın ve küresel sermayenin gerçek amacı "mühendislik örgütlerinin dernek yapılması" talebiyle örtüşmektedir. İşte TMMOB ve EMO`nun karşı çıktığı süreç tam da budur. Kamunun yararını koruyacak tüm kurumlar birer birer yok edilirken, demokratik seçim süreçlerinde ele geçirilemediği için iktidar gücüyle ele geçirilmek istenen meslek örgütlerinin etkilerini ve yetkilerini yok edecek bir taleptir. Bir avuç yandaş ve çıkardaş gruplara karşı kamunun üstünlüğünü savunmaya devam eden kurumların dernekleştirilmesi, sivilleştirme görüntüsü altında iktidarın kontrolsüzlüğünün kapsama alanının genişletilmesinden başka bir şey olmayacaktır. Bu genişleme yalnızca ulus ölçeğindeki bir iktidar kontrolsüzlüğü değil, küresel sermayenin mühendislik mesleğini ucuzlatma sürecinin de bir parçasıdır. Tüm bunları ve yazınızın sonunda dile getirdiğiniz sorulara yönelik yanıtları bulabileceğiniz dergimizin "10 Derste Mühendislik/İş Arıyorum" kapağıyla yayımlanan son sayısına da http://www.emo.org.tr/yayinlar/dergi_goster.php?kodu=939&dergi=1 adresinden erişebilirsiniz.
Saygılarımla,
Cengiz Göltaş
Elektrik Mühendisleri Odası
Yönetim Kurulu Başkanı
Sayın Tarhan Erdem;
Öncelikle EMANET (Elektromanyetik Alanlar ve Etkileri) Sempozyumuna katılımınız nedeniyle teşekkür ederiz. Son dönemde TMMOB`nin yönetsel anlamda etkisizleştirilmesine yönelik bir dizi uygulama AKP eliyle gündeme getiriliyor. Devlet Denetleme Kurulu Raporu ile başlayan ve İmar Kanunu görüşmelerinde gece yarısı ek bir önerge ile Odaların mesleki denetim görevlerinin elinden alınması girişimi ile devam eden, yine TMMOB yasasını değiştirmeye yönelik adımlar ve son olarak Odaları ilgili Bakanlıklara bağlama genelgeleri vs. ile 60 yıldır bilimi ve tekniği kamu yararına kullanmak adına bağımsız kimliği ve seçilmiş demokratik kurulları ile meslek ve meslektaş düzleminde çalışan mühendis ve mimarların sesleri susturulmak isteniyor.
Sempozyum açılışında bana ilettiğiniz sorulara ilişkin kısa yanıtım aşağıdadır.
Meslek örgütleriyle ilgili temel düzenleme Anayasa`nın 135. Maddesiyle düzenlenmiştir. 135. Madde 1995 yılında değişikliğe uğratılmış ve meslek örgütlerine yönelik bazı anti-demokratik hükümler yürürlükten kaldırılmıştır.
TMMOB Yasası 12 Eylül döneminde yapılan bazı düzenlemeler dışında Anayasa`nın 135. Maddesi ile uyumlu bir içeriğe sahiptir. Değişikliğe uğratılmasının sınırları da Anayasa`ya uygunlukla çerçevelidir. TMMOB Yasasında kuşkusuz ki anti-demokratik hükümler mevcuttur. Bu hükümler 12 Eylül darbecileri tarafından getirilmiştir. Üstelik Anayasa`nın 135. Maddesinde 1995 yılında yapılan demokratik yöndeki değişiklikler TMMOB Yasasına yansımamıştır.
Dolayısıyla 12 Eylül ürünü olan yasaklayıcı ve demokrasiyi sınırlandırıcı hükümlerin Yasadan çıkartılması gerekir. Ancak mevcut iktidarın yasal düzenlemeler konusundaki yaptıkları ve icraatları, Odaları yandaş, sahibinin sesi kurumlara dönüştürme yönündeki adımları mevcut yasanın demokratik bir yönde değiştirilmeyeceğini göstermektedir.
Bunun en önemli kanıtı da son olarak Bakanlar Kurulu kararnamesi ile TMMOB`ye bağlı Odaların denetim altına alınmaya çalışılmasıdır. Nitekim bu düzenleme de 12 Eylülcüler tarafından getirilmiştir ve bu güne kadar uygulanmamıştır.
Hükümetin attığı bu adım, Odalarımıza demokrasi çerçevesinde değil, daha otoriter bir anlayışla yaklaşıldığını ortaya koymaktadır. Dolayısıyla mevcut siyasi iktidardan, TMMOB Yasasında demokrasiyi ve özgürlükleri geliştirici bir değişiklik yapması beklentimiz bulunmamaktadır.
TMMOB ve bağlı odalar tarafından yürürlüğe konulan yönetmeliklerle, TMMOB Yasasının meslek mensupları açısından daha belirli ve demokratik bir tarzda uygulanması için düzenlemeler getirilmekte, Oda yöneticilerinin denetimi ve şeffaflığını sağlayacak tedbirler alınmaktadır. Örneğin TMMOB yasasında Oda yönetim kurullarını denetleyecek bir organa yer verilmemişken, Yönetmelik düzenlemeleriyle Oda Denetleme Kurulları oluşturulmuş ve yönetimlerin denetlenmesi olanağı sağlanmıştır.
Gerek TMMOB Yönetim Kurulu`nun gerekse EMO Yönetim Kurulu`nun almış olduğu tüm kararlar internet sayfalarından yayımlanmakta, mali işlemlerle ilgili olarak tüm üyelere ayrıntılı bilgi ve hesap verilmektedir. Böylece TMMOB Yasasındaki muğlak, belirsiz ve meslek mensupları açısından demokratik sayılamayacak hükümler, TMMOB ve bağlı odalar tarafından günümüzün özgürlük, insan hakları, demokratik yönetim gibi anlayışlara uygun olarak düzenlenmekte ve uygulanması sağlanmaktadır. Bizim siyasi iktidardan beklentimiz de Odalarımıza karşı aynı anlayışla yaklaşmasıdır.
İlginize teşekkür eder, iyi çalışmalar dilerim.
Cengiz Göltaş
EMO Yönetim Kurulu Başkanı
12 Kasım 2013