Tüm Haberlere Dön
“MÜHENDİSLİK, BİLİRKİŞİLİK, HUKUK, SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ” PANELİ DÜZENLENDİ
Haberler Ankara

“MÜHENDİSLİK, BİLİRKİŞİLİK, HUKUK, SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ” PANELİ DÜZENLENDİ

30 Ekim 2008 tarihinde katledilen, EMO Ankara Şubesi Kurucu Üyelerinden, EMO’nun değişik organlarında, komisyonlarında uzun süre görev alan Ali İhsan Alpaslan anısına 1 Kasım 2013 Cuma günü “Mühendislik, Bilirkişilik, Hukuk Sorunlar ve Çözüm Önerileri başlıklı panel EMO Genel Merkezi Toplantı Salonu`nda düzenlendi.

Oturum başkanlığını EMO Ankara Şubesi`nden Haşim Aydıncak`ın yaptığı oturuma YARSAV Yönetim Kurulu Sekreteri Leyla Tarhan Köksal, Başkent Üniversitesi Öğretim Görevlisi Çığır İlbaş, Elektrik Mühendisi Mustafa Özdemir konuşmacı olarak katıldı.

Panelin açılışını yapan EMO Ankara Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Ebru Akgün Yalçın şunları söyledi: "EMO Ankara Şubesi olarak her dönem yitirdiğimiz değerleri, onların mücadelelerini tekrar tekrar hatırlıyor, onların bizlere bıraktığı yerden mücadeleyi sürdürdüğümüzün belki de göstergesi olarak bir araya geliyor ve onların anısına çeşitli etkinlikler düzenliyoruz. Ali İhsan Alpaslan`ın aramızdan ayrılışımın 5. yıl dönümü. Kendisini çok elim bir olay nedeniyle kaybettik. Çoğu zaman ailesinden, yaşamından, geleceğinden zaman çalarak buralarda emek harcamış meslektaşlarımıza belki de vefa borcu hiç değilse onların adlarını her sene yıldönümlerinde anmak onları rahatlatıyordur diye düşünüyorum."

Ebru Akgün Yalçın`dan sonra söz alan Ali İhsan Alpaslan`ın kız kardeşi Nesrin Alpaslan Ali İhsan Alpaslan`ın öldürülmesiyle ilgili dava hakkında bilgi verdi. Nesrin Alpaslan şunları söyledi; " Bilindiği gibi dava sonuçlandı, geçen sene Yargıtay aşamasındaydı. Bütün suçluların yakalanıp cezalarını çekeceği umudumuz vardı. Maalesef Türkiye`de hukuk sistemi çok kötü durumda, bunu en çok da biz yaşadık. Bir kişi bu süreçte idam karşıtı ağırlaştırılmış müebbet cezası aldı. Bu dava aha çok ailesinin, dostlarının ve Oda`nın bize desteğiyle bizim çabalarımız sonucu elde edilen delillerle sonuçlandı. Aktif olarak olaya karışan 3 kişi vardı bildiğiniz gibi bu kişiler beraat etti. Hâkimler de avukatlar da bu üç kişinin suçlu oluduğundan emin fakat delil yetersizliği nedeniyle bu üç kişi beraat etti. Bizim bir umudumuz da Yargıtay`da idi. Danıştığımız hukukçular ‘deliller yeterli bunlar nasıl serbest bırakıldı Yargıtay`da bozulur`dediler. Maalesef hüsrana uğradık, Yargıtay onadı bu üç kişi beraat etti. Sonuç olarak bu kanlı katiller, 3 kişi daha hukukçular sayesinde masum ve mağdur ilân edildiler aramıza katıldılar. Biz mahkeme sürecinde esrar satmanın, hırsızlık yapmanın, kumar oynatmanın, silah taşımanın araştırmaya bile gerek olmayan suçlar olmadığını öğrendik. Bunlar ifadelerinde ‘biz esrar sattık, tombala oynattık, silah da sattık ama Ali İhsan Alpaslan`ı öldürmedik` dediler. Savcılar bu konuda araştırma bile yapmadılar. Bir hâkim vardı dosyayı okumamıştı. Son celsede ağabeyimin adı geçtiğinde ‘bu kim Ali İhsan Alpaslan kim davaya yeni mi katıldı?` diye sordu ve bu hâkim 3 kişiye beraat karar verdi. Çeteler örgütlü bu ülkede, avukatları var, emniyette jandarmada elleri var. Hukuk içinde de adamları var. Şundan emin olduk. İpten gerçekten adam alıyorlar. Böyle bir sistem işliyor. Şimdi bizler, çevremdeki bir çok insan bu ülkede yaşadığımız için siyasi olarak suçlandık ve sorgulandık. Siyasi olarak sorgulandığınızda çok büyük suçlu olarak sorgulanıyorsunuz. Adi suçluları sorgulamada incitmemek için ellerinden geleni yaptılar. Korkunç derecede korundular. Sorgulama aşamasında o kadar rahat ettirildiler ki bunlar şunu düşündü ‘Biz konuşmayız serbest de bırakılırız` diye düşündüler. eliller yetersiz denilerek beraat ettirildi. Bu üç kişi güle oynaya serbest bırakıldılar. Türkiye`de çok sayıda faili meçhul değil faili belli cinayet var. Hiç olmazsa çabalarımızda bir kişiyi tespit ettik içeride yatıyor. Yargıtay`a itirazımızı yaptık. Anayasa Mahkemesi`ne gideceğiz oradan da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi`ne gidecek uzun bir süreç yaşanacak. Biz mücadele azmini ağabeyimizden aldık. Ağabeyim hayatı boyunca mücadele etti, hiç eğilmedi bükülmedi. Günümüz Türkiye`sinde bu bir ayrıcalıktır. Bize onurlu ve gurur duyacağımız bir miras bıraktı. Ağabeyim ODTÜ`lü, 68 kuşağındandı. Biz nerede eski ODTÜ derken. Son günlerde ODTÜ`lülerin iktidara karşı verdiği mücadele gerçekten bize çok şey hatırlattı. ODTÜ Amerikan fonları ile kurulmuş hiçbir zaman Amerikan işbirlikçisi olmamış eğitim ve bilim yuvası olarak hatırlıyoruz. ODTÜ başından beri zeki akıllı parlak öğrencileri tercih etti. Toplumsal olaylara farklı yanıtlar veren bir yer oldu. 68 kuşağı umuda soluksuz koşan bir kuşaktı. Ağabeyimi çok özlüyoruz, eksikliğini içimizde hissediyoruz. Yanımızda olduğunuz için kendim ve ailem adına teşekkür ediyoruz."

Nesrin Alpaslan`ın konuşmasının ardından Ali İhsan Alpaslan`ın yaşamından kesitler içeren sinevizyon gösterimi yapıldı.Oturum başkanlığını yapan Haşim Aydıncak şöyle konuştu; "EMO Ankara Şubesi`nden arkadaşlarımız, Ali İhsan Ağabeyi ile böylesi bir vesile ile bizleri buluşturması bir yanı ile teselli veren bir şey. Ali İhsan Ağabeyi yakından bilen bir insanım. Ali İhsan Ağabey 68 kuşağının yaşadığı bütün şeyleri yaşayan, mücadele veren daha sonraki kuşaklara taşıma görevini yerine getiren bir insan. Hepimize akan sevgi ışığı ve yumağı gerçekten doğru. Hayatı, insanları, ailesini ve çocuklarını çok seven birisiydi. Bu kadar sevgi dolu birisi bir takım gaddar insanların katline maruz kaldı. İçimizi yakan bir şey. Ben onu ailesi kadar özlemle anıyorum."dedi.

"Bilirkişi bilen kişidir"

Panelde ilk olarak söz alan EMO Üyesi Elektrik Mühendisi Mustafa Özdemir konuşmasına ‘Bilirkişilik nedir, bilirkişilik meslek midir?` sorularını yanıtlayarak başladı.Mustafa Özdemir sözlerini şöyle sürdürdü; "TMMOB Yönetmeliği`ne göre bilirkişi, ‘yetki belgesi alan TMMOB`ye üye mimar veya mühendis` olarak tanımlanmakta. Bilirkişi bana göre kısaca ‘bilen kişi` demektir. Birinci şart bilirkişilik için bilen kişileri bulmaktır. Kim bulacaktır? Bilen kişiye ihtiyacı olan makamlar ihtiyaç duyacaktır. Teknik konuları bilmedikleri için hâkim, savcıların ihtiyacı olacaktır. Bilindiği gibi eskiden bilirkişi listesi denilince TMMOB tarafından belirlenen listeler gelirdi. Kamulaştırma dışındaki konularda hâkim, savcılar kendi takdirlerine göre bilirkişi tayin ediyorlardı. Ya tanıdıkları ya da kendilerine kalemin önerdikleri kişileri bilirkişi olarak atıyorlardı. Daha sonra İl Adalet Komisyonları vasıtaları ile kamulaştırma listeleri önce ceza sonra hukuk mahkemeleri içinde bilirkişi listesi oluşturuldu. Bilirkişilerin hazırladıkları raporları görüyoruz, içerik ve şekil olarak yanlışlarla karşılaşıyoruz. Bu da adaletin uzamasına neden oluyor. Bilirkişiliğin meslek olmadığını düşünüyorum. Meslek olması için öncelikle okullu olmalı, tam zamanlı çalışmalı diye düşünüyorum. Bilirkişilik talep halinde yapılan kamu görevidir.

Uzmanlık konularını belirleme görevleri. Teknik konularda bir işin uzmanının kim olduğunu en iyi Meslek Odaları bilir diye düşünüyorum. Ceza bilirkişilik listelerinde ise Oda üyelik bilgileri bile istenmiyor. Bu yapılanmanın yanlış olduğunu düşünüyorum. Kamulaştırma ile ilgili olarak Odalar gerekli eğitimleri vermekte.Bir çok mahkeme sürekli aynı bilirkişi ile çalışmak istemekte. Mahkemeler bu yöntemle farklı bakış açılarını ve düşünceleri görmeyi kaçırmakta. Aynı bilirkişiler yerine çeşitli bilirkişiler ile çalışılırsa daha verimli olunur diye düşünüyorum.Bilirkişiliğin gerekliliği konusu, bazen bilirkişilik gerekmeyen konularda mahkemeler bilirkişi atamakta. Bu da davanın uzamasına, mahkeme yükünün artmasına yargılama giderinin artmasına neden olmakta.Bilirkişi emeğinin, mesaisinin karşılığını alabilmesi gerekmekte. Mahkemelerde bazen çok düşük bedeller verilebilmekte. Bilirkişi görevlendirilmeleri istisnalar hariç kalem müdürleri tarafından yapılmakta. Bir çok açıdan suiistimaller yaşanmakta. Görevlendirmeler bizzat hâkimler tarafından yapılmalı.Bilirkişinin aldığı eğitimleri gösteren belgeler İl Adalet Komisyonları tarafından istenmelidir. Bilirkişilerin yıllık bakabileceği dosyalara sınırlama getirilmelidir. Belki aylık sınırlama da getirilebilir. Bir çok zaman birlikte çalışması mümkün olmayan kişilerden Bilirkişi Kurulu oluşturulmaktadır. Dosyalar bilirkişi heyetinin tamamen birlikte olduğu zaman verilmelidir. Bazı bilirkişiler raporu bile okumuyorlar, sadece imza atıyorlar."

"Bilirkişi atamasında objektif ölçütlerin yerleştirilmesi gerekmekte"

Başkent Üniversitesi Öğretim Görevlisi Çığır İlbaş da sunumuna "Bilirkişi Kimdir?"sorusunu yanıtlayarak başladı. " Bilirkişi; davayla ilgili olayların takdirinde yargıç tarafından bilinemeyen özel ve teknik bilgiye ihtiyaç duyulan hallerde, bilgi ve mütalaasına başvurulan üçüncü kişilerdir.Soruşturmada saptanan olaylardan uzmanlığı nedeniyle sonuç çıkarmaya yargıç tarafından çağrılan kimsedir." Diyen Çığır İlbaş şu konu başlıklarına değindi;

 Yetkileri

—        Olay yerini incelemek

—        Dava dosyasını incelemek

—        Sanık ve tanıkların sorgusunda hazır bulunarak soru sormak

—        Kendi aralarında dava dosyasını ve delilleri tartışmak

—        Ücret ve yol gideri talep etmek

Sorunlar

—        Yasa ve yönetmeliklerdeki hükümlerle uygulamadaki farklılıklar.

—        Bilirkişilerin yeterliliği sorunu (ölçütler)

—        Üç kişilik komisyonların fiilen etkisiz olması

—        «Hakim yardımcısı» olarak tanımlanan bilirkişilerin güvenlik sorunları.

—        Bilirkişi iletişim bilgilerinin ifşa edilmesi.

—        Yetersiz ücret takdiri ve ödemelerdeki gecikmeler.

Öneriler

—        Eğitim ve sertifikasyon.

—        Bilirkişi atamasında objektif ölçütlerin yerleştirilmesi.

—        Bilirkişilerin dava taraflarından gizlenmesi ve korunması.

—        Duruşmalarda bilirkişilere sözlü beyanat verdirilmesi. Duruşmalara aktif katılımın sağlanması.

—        Bilirkişilere yönelik ceza ve yaptırımların uygulanması.

—        Bilirkişi ücretlerinin güncellenmesi.

 

"Bilirkişilik sorunları yargının sorunlarından bağımsız değil"

Panelde son olarak YARSAV Yönetim Kurulu Sekreteri Leyla Tarhan Köksal söz aldı."Bilirkişilik sorunları yargı sorunlarından bağımsız değil. Öncelikle yargının sorunlarını dile getirmek gerekiyor. Yargının sorunları sürekli bizim gündemimizde. Çok ağır iş yükü altında çalışıyoruz. Ben bir yıldır iş mahkemesine bakıyorum, 2 bin dosyayı teslim aldım. 2 bin dosyanın üstesinden gelmem bekleniyor benden. Ve bu dosyaların tamamı bilirkişiye gereksinim duymakta. Dava sayısı arttı, küreselleşme ve yoksullaşmanın getirdiği sorunları iş yargıçlarının dolayısıyla bilirkişilerinin yükünü artırmakta ve bu sorunları çözmesi bekleniyor. Hukukta uzmanlaşma gerekiyor ki bu kadar bilirkişilere başvurma yükü ortadan kalksın. Yargılanmanın hızlandırılması adı altında yapılan reformların, gerisinde birilerine makam vermek olduğunu çok iyi görüyoruz. Bilirkişi de bu sorunlarla doğrudan bağlantılı.Hâkimlerin iş yükünün çok olması, dosyalara yeterince zaman ayırmaması belki de bilirkişilerin yükünü artırıyor. Ankara Adliyesi Başkent adliyesi. Burada ne beklersiniz? Her şeyin en üst düzeyde ele alındığı, hakimlerin koşullarının iyi olduğu, mahkeme personel sayısının yeterli olduğunu düşünürsünüz. Ben atandım 6 ay odam olmadı, kalemde, duruşma salonunda oturdum. Bilirkişilerle kalemde tanıştım. Alanı bilmiyordum.Bu sorunlar içinde bilirkişilerle karşı karşıyayız. Hukukçuların hukuki konularda bilirkişilere başvurmaması gerekiyor. Bir elektrik mühendisinin, akıl hastalığı konusu gibi konularda zorunlu olarak bizim alanımızı aşan konularda bilirkişilere başvuracağız. Bilirkişinin görüşü davanın maddi alanlarında kalmalı, hukuki alanlarına kaymamalı. Bilirkişi raporlarına baktığınız zaman dosyanın her alanına girilebilmekte. Yargıcın kimseden emir ve talimat almaması gerekir. Yargılamayı sağlıklı yapabilmek için alanımız dışındaki konularda bilirkişi görüşüne başvurmamız gerekiyor.

Biz neden bilirkişi görüşüne gerek duyuyoruz? Bir dosyaya bakıyorum bunu hukuk mantığı ile çözebilirim, bilirkişiye gerek yok diye düşündüm. Bir davada TCDD`de çalışan bir işçinin sağlık koşulları elvermediği için işten çıkartılmış. Bilirkişi görüşüne başvurmadan işine iade ettim. Yargıtay bilirkişi raporu al diyerek beni uyararak davayı bozdu.  İş iade davaları 3 ay içinde sonuçlandırılması gerekiyor, dava açılalı 3 yıl oldu bir 3 yıl daha sürer.Bilebildiğimiz alanlarda da bilirkişiye göndermeyelim. İşçiler gerçekten yoksullar paraya ihtiyaçları olduğu için o davaları açıyorlar. Bizim ihmalimiz yüzünden hem gider hem zaman kaybı oluyor. Raporlar zamanında sunulmuyor. Bilirkişilerin zamanında sunmaması, kalem aracılığı ile bunu takip etmememiz en az 3 ay davayı uzatıyor. Son dakika son gün geliyor raporlar. Raporları nasıl denetliyoruz? Hukukçu bilirkişiler davayı özetliyor, dosyadaki kanıtları, hukuki kanıtı özetliyor, en sonunda hesabı yapıyor. Biz sadece hesabı istiyoruz oysa. Kararların çoğu özellikle İş Mahkemelerinde böyle çıkıyor.

Bilirkişinin niteliğini tespit etmemiz gerçekten imkânsız. Odalara çok iş düştüğünü düşünüyorum. Şimdi emekli mühendisler, emekli Yargıtay üyeleri, emekli Sosyal Güvenlik üyeleri bilirkişilik yapıyor. Bilirkişiler belli alanlarda çalışmak istemiyorlar. Bilirkişiler düşük ücretli dosyaları almak istemiyorlar.Bilirkişilerin Oda olarak örgütlenmesi gerektiğini düşünüyorum. Avrupa`da bu yapılıyor. En azından komisyona başvuran bilirkişileri Meslek Odaları`na sormamız gerekiyor. Yoksa bilmiyorum kim ne kadar mühendis? İnançla mücadele etmeye devam edeceğiz."

Etkinlik, izleyicilerin sorularının panelistler tarafından yanıtlanması ile sona erdi.