Tüm Haberlere Dön
2. GÜNEŞ SEMPOZYUMU YAPILDI
Haberler Genel Merkez

2. GÜNEŞ SEMPOZYUMU YAPILDI

Elektrik Mühendisleri Odası ve Mimarlar Odası’nın Antalya şubeleri tarafından ortaklaşa düzenlenen 2. Güneş Sempozyumu çalışmalarını tamamladı. Antalya`nın yoğun ilgi gösterdiği sempozyumda gerçekleştirilen oturumlarla güneş enerjisinin teknik, ekonomik ve sosyal boyutları ele alındı. Açılış töreninde konuşan EMO Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Göltaş, ülkemizin enerji politikalarında yaşanan sorunlar ve EMO’nun çözüm önerilerine yer verdiği konuşmasında iklim değişikliği ve karbon emisyonları nedeniyle yaşanan sorunların çözümünde yenilenebilir enerji kaynaklarının ve güneş enerjisinden yararlanılmasının önemini vurguladı.

Yenilenebilir Enerji Sistemleri ve Enerji Verimliliği Fuarı ile birlikte ortak açılışı yapılan 2. Güneş Sempozyumu kapsamında oturumlara geçilmeden önce 1 Kasım 2013 tarihinde açılış töreniyle çalışmalarına başladı. Sempozyum Düzenleme Kurulu Başkanı ve EMO Antalya Şube Yönetim Kurulu Üyesi İbrahim Kücü, ilki 2010 yılında gerçekleştirilen sempozyumun ikincisini düzenlediklerini belirtirken, güneş enerjisi konusunda bu yıl içinde yaşanan gelişmeyi anımsattı. Ancak güneş enerjisi konusunda yapılan 600 megavatlık başvuru sınırına karşı 500‘e yakın firmanın 6000 megavatı aşkın bir düzeyde başvuruda bulunduğuna dikkat çeken Kücü, enerjinin ucuz, sürdürülebilir, sürekli ve doğaya zarar vermeden tüketicileri sunulmasının önemi üzerinde durdu.

Kücü‘nün ardından kürsüye çıkan EMO Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Göltaş, yoğun bir bilgi ve emek ürünü olarak oda bünyesinde yapılan etkinliklerle sağlıklı bir değerlendirme ve tartışma zemini yaratmaya çalıştıklarını söyledi. Güneş enerjisinin tüm boyutlarıyla ele alınacağı 2. Güneş Sempozyumu hazırlıklarında emeği geçenlere teşekkür eden Göltaş, yenilenebilir enerji kaynaklarının ülkelerin enerji politikalarında edindiği önemli yere dikkat çekti. Göltaş şöyle konuştu:

"Dünyada her tarihsel dönem kendine özgü sorunları ile anılmıştır. İçinde bulunduğumuz 21.Yüzyıl‘da ise bilim insanları çağın en büyük sorunlarından birinin yaşanan küresel iklim değişikliği ile ekolojik dengenin hızla bozulması olduğunu ifade ediyorlar. Günümüzde hazırlanan birçok raporda, küresel sıcaklık ortalamalarının, sanayi devrimi öncesindeki düzeyin 2 santigrat derece üzerine yükselmesini engellemenin yaşamsal öneme sahip olduğu vurgulanmakta. Bugün atmosfere salınan karbondioksit ve diğer sera gazları büyük oranda fosil yakıtlar denilen ve kullanım ömürleri giderek tükenen enerji kaynakları ile yapılan üretimden ve kapitalizmin sınırsız bir tüketim felsefesinden kaynaklanmaktadır.

21. Yüzyıl‘ın ilk çeyreğinde küresel kapitalizm dünyayı geri dönülemeyecek boyutlarda ekolojik bir felaketin içine sürüklüyor. İnsanlık şimdi hiç olmadığı kadar hayati bir yol ayrımına geldi. Küresel ölçekte uygulanan emek ve doğa sömürüsü, enerji kaynaklarına sahip olmak adına işgal ve savaşlar ile dünyanın tüm yaşam alanlarının yok olma tehlikesi hız kazanarak gerçekleşiyor."

Ülkemizin yenilenebilir enerjiye vereceği önemle ve verimlilik uygulamalarıyla enerjide yüzde 72‘ler düzeyindeki bağımlılıktan kurtulabileceğinin altını çizen EMO Yönetim Kurulu Başkanı Göltaş, "Ancak, böyle bir yönelim, enerji gibi stratejik bir alanda kamusal bir bakış açısı ve planlama ile sağlanabilir. Yine ancak böyle bir bakış açısıyla iklim değişikliğiyle mücadele edilebilir" diye konuştu.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre; Türkiye‘nin sera gazı emisyonlarının, 1990 ile 2007 yılları arasında yüzde 119 artış gösterdiği bilgisini veren Göltaş, iklim değişikliğinin temel nedeni olan sera gazı emisyonlarında önlem alınmaması durumunda Türkiye‘nin emisyonlarının 2020 yılı itibariyle 2007 yılına göre yaklaşık ikiye katlanacağı öngörüsünü hatırlattı.

"Geçtiğimiz son 25 yıl içerisinde Türkiye enerji politikalarında gündeme getirilen yanlış tercihlerle maalesef öngörüsünü kaybetmiş bir ülke konumundadır" saptamasını yapan Cengiz Göltaş, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Bu durumun en çarpıcı göstergesi yenilenebilir enerji kaynakları olarak tarif edilen hidrolik, rüzgar, jeotermal, güneş, biyokütle gibi mevcut potansiyelin göz ardı edildiği, elektrik üretiminde yüzde 50‘leri bulan doğalgazın yanı sıra ithal kömür ile çalıştırmak üzere yeni santraller inşa edildiği, enerji alanının çok parçalı bir yapıya dönüştürülerek serbestleşme, özelleştirme mantığı ile kendi kaderine terk edildiği ve bu durumun sonucu olarak üretim ve dağıtım yapısı ile serbest piyasa mantığı içinde yatırımsızlık nedeniyle sürekli bir kriz ve pahalı elektrik cenderesi içerisine sıkıştırıldığı bir süreç olarak karşımıza çıkmaktadır."

EMO Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Göltaş, enerji alanında ülkemizin yaşadığı sorunlara ilişkin EMO‘nun önerilerini de kısaca şöyle sıraladı:

"Çözüm elbette ki vardır. TMMOB ve Elektrik Mühendisleri Odası‘nın enerji politikaları kapsamında yıllardır yaptığı önermeler ise son derece sade ve anlaşılırdır. Enerji ve özellikle elektrik enerjisi, üretim, iletim ve dağıtımıyla kamusal bir hizmet anlayışı ile yönetilmeli, kullanımının sosyal bir hak olduğu gerçeğinden hareketle toplumun tüm kesimlerine yeterince ucuz ve sürekli olarak sağlanmalıdır. Enerji varlıklarımız çevreye uyumlu teknolojiler öne çıkarılarak değerlendirilmeli, dışa bağımlılığımızı azaltacak yerli ve yenilenebilir kaynaklar üretim planlamasında öncelikli tercihimiz olmalıdır. Enerji üretim iletim ve dağıtımında verimlilik politikaları uygulanmalı, teknolojinin gelişmesinde Ar-Ge çalışmaları ve elektromekanik sanayinin geliştirilmesi için adımlar atılmalıdır. Enerji kayıp ve kaçaklarını azaltacak, enerjinin etkin ve verimli kullanılmasını sağlayacak bütünlüklü bir proğram uygulanmalıdır."

Göltaş, sözlerini 1876 yılından bugüne seslenen Engels‘den şu alıntıyı yaparak tamamladı:

"Doğa üzerinde kazandığımız zaferlerden dolayı kendimizi pek fazla övmeyelim. Bu zaferlerin her biri için doğa öcünü alır...Mezopotamya‘nın, Yunanistan‘ın Anadolu‘nun halkları... ormanları ekilebilir alanlar açmak için yok ederken... bu toprakların şimdiki çölleşmiş durumuna ortam hazırladıklarını hiç düşünmemişlerdi. İtalyanlar Alplerdeki ormanları yok ederken... bölgelerinde sütçülük sanayinin köklerini kazıdıklarının... hatta... dağlardaki kaynakların suyunu kuruttuklarının farkında değillerdi. Şunu her zaman hatırlamalıyız ki, hiçbir zaman doğaya hükmedemeyiz... fethedilmiş insanları yöneten egemen gibi, doğanın dışındaymışız gibi.. onun üzerinde kurduğumuz bütün egemenlik, başka bütün yaratıklardan önce onun yasalarını tanıma ve doğru olarak uygulayabilme üstünlüğümüze dayanıyor..." (Friedrich Engels- Maymundan İnsana Geçişte Emeğin Rolü / 1876)

Göltaş‘ın açılış konuşmasının ardından TMMOB Yönetim Kurulu Üyesi Kübülay Özbek katılımcılara seslendi. Özbek, yenilenebilir enerji kaynaklarının değerlendirilmesi ve ülkemizin enerji ihtiyacının karşılanması için potansiyelin yaşama geçirilmesi söz konusu olduğunda yenilenebilir enerji kaynaklarının maliyetlerinin yüksekliğiyle ilgili değerlendirmeler yapıldığını anımsattı. Ancak bu değerlendirmelerin tek boyutlu olduğunu ve gerçekleri ifade etmediğini anlatan Özbek, yenilenebilir enerji kaynakların kuruluş maliyetlerinin yüksek olduğunu, ama sonrasında ucuz bir üretim kaynağı olduğunu, özellikle toplumsal maliyetler de dikkate alındığında yenilenebilir enerji kaynaklarının öneminin büyüdüğünü aktardı. Özbek, güneş enerjisinin nükleer enerjiden sonra maliyeti en yüksek teknik olduğunu belirtirken, bunun da bir gerekçe oluşturmadığını, Hamitabat Termik Santralı‘nı özelleştirip en pahalı alım garantisi verilmesiyle ortaya koydu. Kübülay Özbek, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı‘nın nükleer enerjiyi kutsayan açıklamalarına dün yine televizyonlarda rastladığını ifade ederken, nükleer santralların evlerde patlayan tüplerle ya da başka yaşanan kazalara karşı alınan önlemlerle topluma önerilmesini ise "kişisel etik ve politik ahlak açısından ciddi bir sorun" olarak nitelendirdi.

Açılış töreninin ardından İstanbul Teknik Üniversitesi Elektrik-Elektronik Fakültesi Elektrik Mühendisliği Bölümü‘nden Prof. Dr. Belgin Emre Türkay‘ın başkanlığını yaptığı "Güneş Enerjisi Kullanımı ve Teknik Boyutlar" başlıklı ilk oturuma geçildi. Oturum kapsamında Elektronik Mühendisi Seyit Çankaya "Güneş Pilleri Teknolojisi, Uygulamaları ve Yanlışlıkları" kapsamında ayrıntılı bir sunum yaptı. Ardından Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi‘nden Yrd. Doç. Dr. Rüştü Eke "Güneş-Elektrik Dönüşümleri Enerji Hasatı ve Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Uygulamaları" başlıklı sunumunu gerçekleştirdi.

Öğleden sonra gerçekleştirilen ikinci oturumda "Güneş Mimarisi ve Planlama" konusu ele alındı. Üçüncü oturumda ise "Güneş Enerjisi Elektrik Dönüşüm Sistemleri ve Uygulamaları" konusuna ayrıldı. Sempozyumun son günü olan 2 Kasım 2013 tarihinde ise "Evrensel ve Ülkesel Boyutta Güneş Enerjisi" ve "Güneş Enerjisi ve Elektrik Üretimi" konulu oturumlar gerçekleştirildi. Sempozyum çalışmaları EMO Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Göltaş‘ın yönettiği "Türkiye‘de Güneş Enerjisinin kullanım Alanları ile Destek ve Finansman Olanakları" başlığı altında gerçekleştirilen panelle tamamlandı. Panelde Solitem Group Yöneticisi Dr. Ahmet Lokurlu, Türkiye Otelciler Federasyonu Yönetim Kurulu Başkanı Osman Ayık, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Yenilenebilir Enerji Kaynakları Genel Müdürlüğü‘nden Mühendis Mehmet Aşker, EMO Enerji Birim Koordinatörü Olgun Sakarya, Türkiye Sınai Kalkınma Bankası Kurumsal Pazarlama Müdürü Funda Gürel ile Türkiye Sürdürülebilir Enerji Finansman Programı Pazarlama Müdürü Mustafa Salman sunumlar yaptılar.