Tüm Haberlere Dön
2. ATEX(PARLAYICI VE PATLAYICI ORTAMLARDA GÜVENLİK) SEMPOZYUMU BAŞARIYLA GERÇEKLEŞTİRİLDİ
Haberler Kocaeli

2. ATEX(PARLAYICI VE PATLAYICI ORTAMLARDA GÜVENLİK) SEMPOZYUMU BAŞARIYLA GERÇEKLEŞTİRİLDİ

Elektrik Mühendisleri Odası Kocaeli Şubesinin Sekreteryasını Yürüttüğü 2. ATEX(Parlayıcı ve Patlayıcı Ortamlarda Güvenlik) Sempozyumu 26-28 Eylül 2013 tarihlerinde TSE Gebze Kampüsü`nde düzenlendi.

İlki 2011 yılında gerçekleştirilen ATEX (Parlayıcı Ve Patlayıcı Ortamlarda Güvenlik) Sempozyumu etkinliğinin ikincisi Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu (MKE), Türkiye Taş Kömürü Kurumu (TTK), Türk Standartları Enstitüsü (TSE), Türk Akreditasyon Kurumu (TÜRKAK),Türkiye Petrolleri A.O. (TPAO)‘ nun desteği ile TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası‘nın ev sahipliğinde 26-27-28 Eylül 2013 tarihinde TSE Gebze Kampüsü‘nde düzendi.

 

Parlayıcı ve Patlayıcı ortamlarla ilgili olarak ulusal ve uluslararası mevzuat uygulamaları, personel eğitimi, iş ve işçi sağlığı güvenliği, kamusal denetim, ürün belgelendirme konularının yer aldığı sempozyumda; bu alandaki sektörlerde çalışan, üreticiler, ürün geliştiren, ürün kullanıcıları, denetim sürecinde yer alanlar ile mevzuat yapıcılarını bir araya getirmek amaçlandı.

 

Etkinliğe Yoğun İlgi Gösterildi

 

600‘ e yakın katılımcının bulunduğu etkinlik ilgiyle takip edildi. Sempozyumda "ATEX ve Türk Sanayiindeki Durumu" başlıklı panelin yanı sıra 4 farklı oturumda 15 bilimsel bildiri ile Almanya Ulusal Ölçüm Enstitüsü (PTB) Temsilcisi Uwe Klausmeyer tarafından "ATEX Yönetmeliklerinde Geleceğe Bakış" konulu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Emekli İş Başmüfettişi Özlem Özkılıç tarafından "SEVESO II (COMAH) Direktifi ve ARAMIS Büyük Endüstriyel Kazaları Önleme Risk Değerlendirme Metodolojisi" konulu 2 çağrılı bildiri sunuldu.

 

Sempozyum ATEX Konusunda Ülke Çapında Hızlı Bir Gelişme Yaratacaktır

 

ATEX (Parlayıcı Ve Patlayıcı Ortamlarda Güvenlik) Sempozyumunun açılış töreninde; Şubemiz Yönetim Kurulu Başkanı H. Avni Haznedaroğlu birçok farklı meslek disiplinini içeren böylesine önemli bir konuda bir araya gelmenin çalışmalara güç kattığını, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği içerisinde bir arada üretme geleneğini pekiştirdiğini belirtti. Bu ortak çalışmanın ürünü olan Sempozyum sonucunda, parlayıcı ve patlayıcı ortamlar konusunda ülke çapında hızlı bir gelişme olacağını vurguladı. Avni Haznedaroğlu konuşmasına şöyle devam etti: "TMMOB uzmanlık alanlarında örgütlenmiş Odalarıyla mühendislik ve mimarlık mesleklerinin ve meslektaşlarının gelişimi, çalışma alanlarının ve olanaklarının zenginleştirilmesi için çaba gösterirken, uzmanlık alanına ilişkin gelişmeleri kamu yararı açısından izlemektedir. Oluşturduğu birikimi, gereksinim duyan üyelerine aktarmak ve kamu yararına sunmak için çalışmakta, bunun için kitap, dergi vb. yayınların yanı sıra kongre ve sempozyumlar düzenlemektedir.

 

Sempozyum, Parlayıcı ve patlayıcı ortamlarla ilgili olarak;

 

  • ATEX Ürün Belgelendirme,
  • Test İşlemleri,
  • Gazlı Tozlu Ortamlar, ulusal ve uluslararası mevzuat uygulamaları,
  • Muhtemel Patlayıcı Ortamlarda Güvenlik Önlemleri, denetim İş Kazaları ve İstatistikleri,
  • Tesislerde Projelendirme,
  • Sektörel Uygulamalar

 

 

konularının yer aldığı "ATEX (Parlayıcı ve Patlayıcı Ortamlarda Güvenlik) Sempozyumu" bu alandaki sektörlerde çalışanları, üreticileri, ürün geliştirenleri, ürün kullanıcıları, denetim sürecinde yer alanlar ile mevzuat yapıcılarını bir araya getirerek önümüzdeki dönemde konunun öneminin iyice anlaşılmasını ve işleyişinin daha sağlıklı yürütülmesini hedeflemiştir.

 

Sempozyumda, parlayıcı ve patlayıcı ortamlardaki idari ve teknik uygulama eksikliklerinin belirlenmesine, çözüm önerileri getirilmesine, mevzuatın uygulanmasında karşılaşılan güçlüklerin tartışılmasına, deneyimlerin paylaşılmasına,  teknik ve bilimsel gelişmelerin geniş kitlelere aktarılmasına, araştırmacıların,  işletmecilerin, firma temsilcilerinin, sivil toplum örgütlerinin ve yönetici çevrelerinin aynı platformda buluşmasına, çalışanların toplumun ve çevrenin güvenliğinin arttırılmasına fayda sağlayacak bilgilerin sunulmasına olanak vermesini hedefledik.

 

İlki 2011 yılında gerçekleştirilen "ATEX (Parlayıcı ve Patlayıcı Ortamlarda Güvenlik) Sempozyumu" etkinliğinin ikincisi Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumu (MKE), Türkiye Taş Kömürü Kurumu (TTK), Türk Standartları Enstitüsü (TSE), Türk Akreditasyon Kurumu (TÜRKAK), Türkiye Petrolleri A.O. (TPAO) ‘nın desteği ile TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası`nın ev sahipliğinde ve üç gün boyunca her yönüyle tartışılmış olacak. 

 

Bugün tartışılan ATEX konusunda da iki tane belli başlı mevzuat var; bunlardan biri Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığıyla ilgili olan 99/92/AT Atex Direktifi (Patlayıcı Ortamların Tehlikelerinden Çalışanların Korunması Hakkındaki Yönetmelik), bir diğeri de  94/9/AT ATEX Direktifi (Muhtemel Patlayıcı Ortamda Kullanılan Teçhizat ve Koruyucu Sistemlerle İlgili Yönetmelik )

 

Sempozyum organizasyonunda yürüttüğümüz çalışmalar sonucu,

•             Mevzuat,

•             Tesislerde Projelendirme ve Ruhsat İşlemleri,

•             Muhtemel Patlayıcı Ortamlarda Güvenlik Önlemleri,

•             Denetim, İş Kazaları ve Kaza İstatistikleri

 

konu başlıklarında toplam 4 oturumda 17 bildiri sunulacak, "ATEX ve Türk Sanayindeki Durumu" konulu bir panel de gerçekleştirilecektir.

 

Sempozyum programını içerisinde; iki çağrılı konuşmacı sunumu gerçekleştirilecektir. ilki Almanya Ulusal Ölçüm Enstitüsü`nden (PTB) Uwe Klausmeyer " ATEX Yönetmeliklerinde Geleceğe Bakış", ikincisi Kimya Mühendisi, çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Emekli İş Baş Müfettişi Özlem Özkılıç  " SEVESO II Direktifi ve ARAMIS Büyük Endüstriyel Kazaları Önleme Risk Değerlendirme Metodolojisi konulu sunumlarını yapacaklar.

 

94/9/At ATEX Direktifi, 99/92/At ATEX Direktifi, Tesislerde Projelendirme Ve Ruhsat İşlemleri, Muhtemel Patlayıcı Ortamlarda Güvenlik Önlemleri, Denetim, İş Kazaları Ve Kaza İstatistikleri konularında düzenlenecek 4 oturumda 17 bildiri sunulacaktır. Oturumların sonunda " ATEX ve Türk Sanayiindeki Durumu " adı altında panel düzenlenecektir.

 

Birçok farklı meslek disiplinini içeren böylesine önemli bir konuda bir araya gelmek de bize ayrı bir güç katmıştır. , Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği içerisinde bir arada üretme geleneğini pekiştirmiştir. Bu ortak çalışmanın ürünü olan Sempozyum sonucunda, parlayıcı ve patlayıcı ortamlar konusunda ülke çapında hızlı bir gelişme olacağı açıktır.

 

2. Atex Sempozyumu`nu destekleyen Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığına, Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumuna (MKE), Türkiye Taş Kömürü Kurumuna (TTK), Türk Standartları Enstitüsüne (TSE), Türk Akreditasyon Kurumuna (TÜRKAK), Türkiye Petrolleri A.O. (TPAO) ‘na,  emeği geçen Düzenleme ve Danışma Kuruluna, maddi destek veren kuruluşlarımıza, Sempozyumu düzenleyen odalarımızın çalışanlarına ve siz değerli katılımcılara, burada olduğunuzdan dolayı Düzenleme Kurulu adına çok teşekkür ederiz."

 

EMO Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Göltaş, işçi sağlığına vurgu yapan konuşmasında işçi sağlığını hiçe sayan uygulamaları ve yasal düzenlemelerdeki pazar yaratma anlayışını eleştirdi. Patlayıcı ortamlara ilişkin denetimin üzerinde duran Göltaş, meslek odalarının denetim faaliyetlerinde söz sahibi olması gerektiğini kaydetti. Göltaş, EMO`nun denetim ve uygulama mevzuatının hazırlanması için her türlü desteğe hazır olduğunu açıkladı. Sempozyumun açılışında konuşan Göltaş, EMO‘nun neden bu sempozyumu gündemine aldığını şöyle anlattı:

 

"Çünkü insanlarımız göz göre göre ölüyor. Davutpaşa‘da, Karadon‘da, Ostim‘de, Dursunbey‘de, Afşin‘de, Erzurum‘da, Tuzla‘da ve her yerde. Ülkemizin dört bir yanından işçilerin, teknik elemanların, tüm çalışanların ölüm haberleri geliyor. Savrularak, yanarak, boğularak, göçük altında kalarak, ezilerek her gün en az 4 işçi hayatını kaybediyor. Bu gerçeklere rağmen AKP iktidarı işçi ölümlerini ‘kader‘, ‘vadeleri dolmuş‘, ‘ölüm bu işin doğasında‘ diye değerlendiriyor. Oysa tüm iş kazaları ve meslek hastalıkları önlenebilir. Bizler önlenebilir oldukları halde gerçekleştiği için yaşananları ‘iş cinayeti‘ olarak tanımlıyoruz.

Ülkemizde bazı bölgeler veya şehirler artık eskisi gibi yöresel oyunları, kıyafetleri, şiveleri ya da meşhur olmuş meyve ve sebzeleri ile anılmıyor artık. Ülkemizde anımsanacak yeni referans kodları-kriterler oluştu belleklerimizde. Karadon ve Elbistan göçük altında kalan kömür madeni işçileri ile Adana Kozan baraj suları altında kalan, yine Erzurum Aşkale deniz bisikletinden düşerek baraj gölünde donarak, boğularak ölen enerji işçileri ile Esenyurt alışveriş merkezleri inşaatında çadırlarda yanan inşaat işçileri ile, Davutpaşa ve Ostim güvencesiz ve denetimsizce ilkel koşullarda sürdürülen üretimlerin sonucunda canların yok olduğu toplu felaketlerle anılıyor artık."

 

Göltaş‘dan İşçi Sağlığı Vurgusu

 

Sağlıklı ve güvenli bir ortamda çalışmanın en temel insan haklarından biri olduğuna ve sosyal gelişmenin en önemli unsuru sayıldığına dikkat çeken Göltaş, işçi sağlığı ve iş güvenliği kavramını şöyle açıkladı:

"İşçi sağlığı ve iş güvenliği ise iş ortamında çalışanların sağlığını tehdit edebilecek unsurların önceden saptanarak gereken önlemlerin alınması, kaza meydana gelmeden, meslek hastalıklarına yakalanmadan, güvenli bir çalışma ortamının sağlanması, çalışanların fiziksel ve ruhsal sağlıklarının korunmasını kapsar."

İş sağlığı ve iş güvenliğine yönelik politikaların o ülkenin ekonomik, sosyal ve kültürel gelişmişlik düzeyini yansıttığını ifade eden Göltaş,  gelişmiş ülkelerin yasal önlemlerle toplumsal eğitim ve bilinçlendirmeyle sorunun çözümü yönünde oldukça mesafe kat ettiğini belirtti. Göltaş, "Bizim gibi sanayileşmesini tamamlayamamış, demokrasi kültürü gelişmemiş, eleştiri, öneri ve denetim sistematiğinin oturmadığı, sosyal devlet kavramının gereklerinin uygulanmadığı ülkelerde büyük bir sorun olarak karşımıza çıkmaya devam etmektedir" dedi.

 

Fazla Çalışma Kazayı Tetikliyor

 

Cengiz Göltaş, Türkiye‘de iş kazalarının geldiği noktayı "Küreselleşme sürecine paralel olarak özelleştirme, sendikasızlaştırma ve taşeronlaştırma, kısaca örgütsüzleştirme politikalarıyla her türlü güvenlik ve güvencelerden yoksun kayıtdışı işçilik, çocuk çalıştırma ve uzun çalışma saatleri katmerlenen Türkiye‘de iş kazaları ve meslek hastalıklarının boyutu oldukça büyüktür" ifadeleri ile özetledi. Göltaş, OECD‘nin yayınladığı çevre, ekonomi ve sosyal alanlara yönelik istatistiklerin sunulduğu "Factbook 2013" Raporu‘na göre Türkiye‘de işçilerin OECD ortalamasından 101 saat fazla çalıştırıldığına dikkat çekti. Göltaş, rapordan şu bilgileri katılımcılar ile paylaştı:

 

"Türkiye‘de işçiler, yaşam standartları ve ücretlerin daha yüksek olduğu Almanya‘dan yılda 464, Fransa‘dan 401, İngiltere‘den 252, İspanya‘dan 187, Japonya‘dan 149, İtalya‘dan 103, ABD‘den 90 saat daha fazla çalışmaktalar. Ayrıca OECD genelinde haftalık çalışma süresi en fazla 40 saat iken, Türkiye‘de yasal haftalık çalışma süresi en fazla 45 saat."

 

Yasal olarak bile OECD ortalamasının üzerinde çalışma süresi bulunduğuna dikkat çeken Göltaş, fiili olarak bu sürelerin daha da yukarı çekilerek, iş kazalarının meydana gelmesindeki en önemli faktörlerden birinin yaratıldığını söyledi. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) rakamlarına göre dünya genelinde dakikada 4, her gün yaklaşık olarak 6 bin işçinin iş kazaları veya meslek hastalıkları nedeniyle öldüğünü kaydeden Göltaş, "Her yıl yaklaşık olarak 360 bin kişi iş kazası, 1milyon 950 bin kişi ise meslek hastalıklarından dolayı yaşamını yitirmektedir" diye konuştu.

 

Ölüm Sıralamasında Dünya Üçüncülüğü

 

Göltaş ülkemizdeki duruma ilişkin istatistiki bilgileri de şöyle aktardı:

 

"Ülkemizde ise her yıl yaklaşık 70-80 bin iş kazası gerçekleşmekte, bu kazalar ve meslek hastalıkları sonucunda yüzlerce işçi yaşamını yitirmekte ya da sürekli sakat kalmaktadır. Türkiye‘de her gün gerçekleşen yaklaşık 200 iş kazası sonucunda, 3 işçi yaşamını yitirmekte 5 işçi sürekli iş göremez duruma gelmektedir. Sosyal Güvenlik Kurumu‘nun verilerine göre sadece geçen yıl yaşanan iş kazası sayısı 74 bin 871 olmuş ve kazalar sonucu 744 işçi hayatını kaybetmiş, 2036 işçi sürekli iş görmezlik durumuna gelmiştir. Ülkemiz iş kazalarında Avrupa ve Dünya‘da ilk sıralarda; ölümlü iş kazalarında ise Avrupa‘da birinci, Dünya‘da üçüncü sırada yer almaktadır. İş kazalarının önemli bir bölümünün kayda alınmadığı gerçekliği bir yana, meslek hastalıkları hemen hemen hiç kayda alınmamaktadır."

 

İş kazalarının önemli bölümünün ağır metal, maden, gıda, tekstil, makine ve elektrik teçhizatı imalatı gibi parlayıcı ve patlayıcı ortamları içeren sanayi sektörlerinde gerçekleştiğine işaret eden Göltaş, "Bizim ATEX Sempozyumlarını gerçekleştirmemizdeki temel amaçlarımızdan biri işçi güvenliği ve sağlığı alanında büyük bir kaygı ve üzüntüyle izlediğimiz bu tablonun değiştirilebilmesine katkı sağlamaktır" diye konuştu. Göltaş, patlamaya karşı özel önlemler alınması gereken yerleri "petrol rafineleri, sıvılaştırılmış gaz dolum tesisleri, tankerler, gemiler, feribotlar, tahıl siloları, boya fabrikaları, akaryakıt stok alanları, benzin tankları ve pompaları, kimya endüstrisi, doğalgaz, kömür madenleri, kereste ve mobilya fabrikaları, ekmek fırın ve fabrikaları, ilaç sanayi, gıda sanayinin bazı kolları" olarak sıraladı. Cengiz Göltaş, "Bu gibi parlayıcı ve patlayıcı ortamlarda alınması gereken önlemleri, arıza ve bakım gibi hallerde uyulması gereken düzenlemeler ATEX Direktifi adı altında bir araya gelmektedir" dedi.

 

Meslek Odaları Denetimlerde Etkin Olmalı

 

EMO Yönetim Kurulu Başkanı, patlayıcı ortamlarda güvenliğin sağlanmasının yalnızca Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı‘nın değil, diğer mevzuat yapan kurumları, denetleyicilerini, meslek örgütlerini, sektörde çalışanları, üreticileri, ürün geliştiren ve kullananları da derinden ilgilendirdiğine işaret etti. "Mühendisler olarak konuya yaklaşımımız; kazalar olduktan sonra değil yaşanmadan önce gerekli tedbirlerin alınması yönündedir" diyen Göltaş, "Tesis Denetleme ve Uygulamaları" konusunda ilgili bakanlıklarla ortak çalışılarak mevzuat oluşturulmasında EMO‘nun üzerine düşen sorumluluğu almaya hazır olduğunu açıkladı. Göltaş, "Ancak bunun için de kanun koyucular mevzuatlarla meslek odalarını bu denetim faaliyetleri içinde yer alabilecekleri bir konuma getirmelidirler. İşçi sağlığı ve güvenliği ile ilgili ülke genelinde bütünleşik bir politika oluşturulmalı, bu politikanın oluşturulması sürecine ilgili TMMOB ve bağlı odaları, sendikalar ve Türk Tabipler Birliği‘nin katılımı sağlanmalıdır" diye konuştu.

 

Göltaş, İşçi Sağlığına Pazar Yaklaşımını Eleştirdi

 

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu 30 Haziran 2012 tarih Resmi Gazete‘de yayımlanarak yürürlüğe girdiğini anımsatan Göltaş, Hükümet‘in kanuna da yansıyan işçi sağlığı alanında pazar yaratma kaygısına dayanan yaklaşımını şöyle eleştirdi:

 

"Kanunun odağına maliyetlerin azaltılması konulmuş, işverenlerin iş güvenliği uzmanı çalıştırmak yerine özel şirketler tarafından kurulan ortak sağlık ve güvenlik birimlerinden hizmet almaları yeterli görülmüştür. Bir yandan işyeri hekimliği ve iş güvenliği uzmanlığı hizmetlerinin dışarıdan alınması teşvik edilirken diğer taraftan işyeri hekimliği ve iş güvenliği uzmanlığı eğitimi verecek kurumlar arasında meslek kuruluşlarının sayılmaması suretiyle örgütsel yapıların meslek mensuplarıyla bağları kopartılmaya çalışılmıştır.

 

İşçi sağlığı alanında yıllardır emek veren, çaba gösteren ve önemli birikimleri olan meslek örgütlerinin yok sayılmasının yanı sıra sağlık alanında ortaya çıkan ‘piyasacı‘ anlayışın bir benzerinin işçi sağlığında da egemen olması yeni bir ticaret alanı yaratmakta başarılıdır; ancak işçinin sağlık ve güvenliğini korumakta hiçbir fayda sağlamayacağı yaşadığımız gerçeklikle ortadadır. Aslında hükümetin bu kanuna verdiği isim bile konuya bakış açılarını tamamen özetler niteliktedir. Ülkemiz mevzuatında, bu alanda yapılan düzenlemelerde kullanılan kavram öteden beri ‘işçi sağlığı‘ biçiminde iken son birkaç yılda Bakanlık tarafından yapılan alt düzenlemelerde ‘iş sağlığı‘ kavramı kullanılmıştır. Hayatın her alanında olduğu gibi iş alanında da insanı temel almanın doğru olduğu inancıyla işçi sağlığı denmesi gerektiğini düşünüyoruz. İş sağlığı ve güvenliği önlemleri; işyeri mekanı, teknoloji, üretimde kullanılan hammadde, üretilen ürün gibi unsurlar göz önüne alınarak proje aşamasında planlanmalıdır."

 

Göltaş, sözlerini, son dönemlerde yaşanan acılar karşısında toplumsal bir bilinç ve örgütlü bir hak arama mücadelesi geliştiren İşçi Sağlığı ve Güvenliği Meclislerinin, "artık Cumartesi anneleri gibi sokakta farkındalık yaratmaya çalışan ve gelenekselleşen eylemliliklerindeki" son açıklamalarını paylaşarak şöyle tamamladı:

 

"Her köşe başında, inşaat çadırında, baraj gölünde, maden ocağında, tersanede, çağrı merkezinde, hastanede, plaza ofisinde, dershanede bizi bekleyen acı ve cinayetlere karşı mezarlarımızdan kalkıp kendi ellerimizle yazmalıyız mezar taşlarımıza:

 

İş kazaları ve meslek hastalıklarında kaybettiğimiz emekçiler ve onların aileleri,  merhamet değil, adalet istiyor."

 

Sempozyuma ev sahipliği yapan Türk Standartları Enstitüsü` nden Marmara Bölge Koordinatörü Mehmet Hüsrev açılış konuşmasında insanların sağlıklı ortamlarda çalışması için işyeri koşullarının her zaman güvenilir olması ve bunun için de gerekli tedbirlerin alınmasının önemine değindi ve şöyle devam etti: "Sanayide çıkan yangınların büyük bir bölümü tesislerdeki tehlikeli, yanıcı ve parlayıcı ortamlarda uygun olmayan ekipmanların kullanılmasından kaynaklanmaktadır. Uygun ekipman kullanılmaması neticesinde milyarlarca maddi kayıp oluşmakta ve birçok insan hayatını kaybetmektedir. Bu doğrultuda kurumumuz yaşanan sıkıntıları görerek, üreticinin ve tüketicinin ihtiyaçlarını karşılayacak ve memnun edecek adımlar atmıştır.

 

Bu çalışmalar neticesinde, Türkiye`de üretim yapan firmalarımızın muayene ve deney ihtiyaçlarının %80`ini karşılamaktayız. Hedefimiz ise, siz değerli paydaşlarımızla birlikte bu konuda sektör ihtiyaçlarının % 100`ünü karşılayabilmektir. 2. ATEX Sempozyumunun düzenlenmesine vesile olan başta Kocaeli Elektrik Mühendisleri Odası ve diğer destekleyen kurum ve kuruluşlara şükranlarımı sunarım."

 

Açılış konuşmalarının ardından Almanya Ulusal Ölçüm Enstitüsü (PTB) Temsilcisi Uwe Klausmeyer tarafından "ATEX Yönetmeliklerinde Geleceğe Bakış" konulu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Emekli İş Başmüfettişi Özlem Özkılıç tarafından "SEVESO II (COMAH) Direktifi ve ARAMIS Büyük Endüstriyel Kazaları Önleme Risk Değerlendirme Metodolojisi" konulu 2 çağrılı bildiri sunuldu.

 

Sempozyum çalışmaları, ikinci gününde 3 oturumda 12 adet bildiri sunumu ile devam etti. Oturumlarda "94/9/AT Direktifi", "99/22/AT Direktifi" ve "Tesislerde Projelendirme ve Ruhsat İşlemleri" konuları işlendi.

 

Sempozyumun üçüncü ve son gününde ise " Muhtemel Patlayıcı Ortamlarda Güvenlik Önlemleri, Denetim, İş Kazaları Ve Kaza İstatistikleri" konulu oturumda 4 bildiri sunuldu. Oturumların tamamlanmasının ardından EMO Kocaeli Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Avni Haznedaroğlu` nun yönettiği "ATEX ve Türk Sanayii` ndeki Durumu" başlıklı panel düzenlendi. Panele konuşmacı olarak Elektrik Mühendisleri Odası` ndan Nur Güleç, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı` ndan Bayram Temel, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı` ndan Hüseyin Özcan, Türk Standartları Enstitüsü` nden Tacettin Akgün, sektör derneklerinin ATEX Platformu` ndan O. Tufan Çınarsoy, Maden Mühendisleri Odası‘ndan Mehmet TORUN katıldı.           

 

EMO Haber Portalı

Elektrik Mühendisleri Odası'nın resmi haber ve duyuru portalı.

Abone Ol

Yeni haberler ve etkinliklerden haberdar olmak için e-posta adresinizi bırakın.

Abonelik özelliği yakında aktif olacaktır.

© 2026 EMO Haber Portalı | Elektrik Mühendisleri Odası