Hizmet Üretimi Çalıştayı açılışında konuşan EMO Ankara Şubesi Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Ömürhan Soysal şöyle konuştu; " EMO adına EMO Ankara Şubesinin sekretaryasında 20-21 Eylülde düzenlenecek Hizmet Üretimi Çalıştayına ve yarın öğlen başlayıp 21-22 Eylül tarihlerinde düzenlenecek olan EMO Örgütlülüğünün Geliştirilmesi Çalıştayına hepiniz hoş geldiniz.
Aslında bugün bu açılış konuşmasını Şube Yönetim Kurulu Başkanımız Ebru Akgün Yalçın yapacaktı fakat kendisi geçtiğimiz haftadan bu yana rahatsız olduğu için aramızda değil. Kendisinin selamlarını sizlere iletirken kendisine bir kez daha geçmiş olsun dileklerimizi iletiyorum.
Saygıdeğer misafirler,
Şubemizin 2012 Şubat ayında gerçekleştirilen Genel Kurulu sonrasında oluşturulan ve Danışma Kurulu üyelerimiz tarafından onaylanan EMO Ankara Şubesi 21. Dönem Çalışma Programında yer alan ve özellikle son yıllarda farklı başlıklar altında yürütülen Hizmet Üretimi konusunda bir çalıştay düzenlenmesi, bu konuda mesleki, akademik ve politik tartışmaların yürütülmesi örgütümüz için son derece önemli idi. Yanı sıra geçtiğimiz hafta 33. yıl dönümünü geride bıraktığımız 12 Eylül askeri faşist darbesinin en büyük tahribatı olan ve toplumsal algı ve reflekslerde, hukuksal düzenlemelerde yarattığı fiili durumlar bağlamında birçok hak gaspının nedeni olan örgütsüzlüğün sonuçlarından Odamızın etkilenmesini tartışacağımız EMO Örgütlülüğünün Geliştirilmesi Çalıştayı sadece bir meslek örgütü olan Odamıza değil, TMMOB ve tüm demokratik yapılara ufuk açmasını beklediğimiz bir etkinlik olmuştur.
Saygıdeğer konuklar,
Odamızın asli görevlerinden olan mesleki denetim konusu, uzunca yıllardır çözüme kavuşturulamayan sorun alanlarının başında yer almaktadır. Odaların neoliberal politikalara, yağmaya ve yolsuzluklara karşı kamu adına yürüttükleri politik mücadelenin geriletilmesi için mesleki denetim konusu iktidarlarca politik bir silaha dönüştürülmüştür. Üyeleri ile Oda arasında olması gereken sıradan bir Oda-üye ilişkisi bazen merkezi yönetimlerin bazen de yerel yönetimlerin Odalarla politik hesaplaşma alanına dönüştürülmüştür. Bazen de bu çatışma alanına elektrik dağıtım kuruluşları, telekom idareleri de aynı biçimde müdahil olmayı sürdürmüşlerdir. Bu yüzden de mesleki denetim konusu yeterli bir şekilde tartışılamamış ve ortak bir nokta bulunamamıştır.
Çoğu zaman mesleki denetim ve hizmet üretimi kavramları karıştırılmış, birbirlerinin yerine kullanılmış, TMMOB`ye bağlı bir çok Odada farklı farklı uygulamalar yapılmıştır, yapılmaya devam etmektedir.Son dönemlerde Odalarımızın kamu adına yapmış oldukları hizmet ve denetimlerde, hizmet üretimi kavramının kamusal bir anlayışla değil de ticari bir faaliyet olarak algılanması sonucu Odalar vergi daireleri üzerinden sıkıştırılmış, bu sonuç da Odalarımızı büyük mali külfetlerle karşı karşıya bırakmıştır.
2000`li yıllardan itibaren Odaların bütçesi içerisinde en önemli gelir kalemlerden birini oluşturan hizmet üretimi konusu örgüt yapılarının da şekillenmesinde önemli bir paya sahip olmuştur. Odaların kamu adına sürdürdükleri etkinliklerden rahatsız olan AKP iktidarı iki yıl önce Odaların bazı yetkilerini Çevre ve Şehircilik Bakanlığı`na devretmeye çalışmıştır. Geçtiğimiz aylarda da İmar Yasası`nda yaptığı değişikliklerle Odaları kamusal denetim sürecinin dışında bırakmaya çalışmaktadır. Yapılan tüm bu saldırılar ve yetki kısıtlamalarına karşın TMMOB ve bağlı Odaları hizmet üretilen alanları terk etmedi ancak AKP hükümeti eliyle o alana dair yapılan düzenlemelerle hizmet üretiminin toplam bütçedeki oranı hızlıca düşmeye başlamıştır. Belki de böylece Odalara tek seçenek olarak mesleki denetim yapmak, kuralları ve standartları belirlemek, yönetmelikleri, standartları ve tip projelerini geliştirmek; yani Oda olmanın asli görevlerine dönmek yolu gözükmüş olmuştur.
TMMOB ve birimlerinin yürüttükleri hizmetler 5-6 Nisan 2003 tarihlerinde TMMOB tarafından düzenlenen II. Mühendislik ve Mimarlık Kurultayı`na dayandırılmaktadır. Anılan kurultayda alınan 11 maddeden oluşan kararlar ile Odalar ve hizmet üretiminin koşulları ve sınırları tanımlanmaya çalışılmıştır. Bu kararlarda meslek odalarının varlık nedeni mesleki teknik çalışmalar olarak tarif edilmiş ve maalesef teknik çalışmalardan kopmamak o alanda hizmet üretmekle mümkünmüş gibi bir algı oluşmuştur. Oysa ki herhangi bir alanda söz söyleme ve düzenleme hakkı o alandan maddi ve idari özerkliğinizi koruduğunuz sürece mümkündür.
Odalarca yürütülecek hizmetlerin ve hizmet karşılığı elde edilen gelirlerin meslek, meslektaş, ülke ve toplum çıkarları doğrultusunda yürütülen çalışmaları sekteye uğratabileceği ve beraberinde ticarileşmeyi getirebileceği kaygısı maalesef geçen süre içinde bir kaygı olmaktan çıkarak gerçekliğimiz durumuna dönüşmüştür. Aidat gelirleri ve düzenli aidat ödeyen üye sayıları tüm Odalarda düşmekte iken hizmet üretiminden elde edilen gelirler katlanarak artmaktadır. Bu korkunç bağımlılık bazı Odaların sadece SMM Odalarıymış gibi görülmesine neden olmuştur. Odalar ile aynı işi yapan özel ticari kuruluşların varlığı bir yana, bazı Odalar üyelerinin çalıştığı/sahibi olduğu kuruluşlarla rekabet eder hale gelmiştir. Oysa Odalar gelir kalemlerini çeşitlendirmekten öte her dönemde üye örgütlenmesi ve üye Oda bağının güçlendirilmesini temel hedef olarak önüne koymalıdır. Aksi bir konumlanış Odaları piyasa kurallarına çekerek üyesinden ve kamusal hizmet üretme anlayışından uzaklaştıracaktır.
Kamusal sorumlulukların altından ancak büyük bir örgüt ile kalkılabilir.
TMMOB tarihinde böyle mücadeleler ve örgütlenmeler mevcuttur. 34 yıl önce dün, 19 Eylül 1979da TMMOBnin çağrısıyla 49 ilde 443 işyerinde mühendisler, mimarlar ve teknik elemanlar 1 günlük iş bırakma eylemi yapmışlardı. 100 bine yakın çalışanın katıldığı iş bırakma eylemi ülkemizde en büyük teknik eleman eylemi olarak tarihe geçmiştir. İşte böylesine önemli bir tarihsel birikime sahip olan TMMOB ve bağlı Odaları gerekli olan kaynağı yine örgütlenme aracılığı ile sağlamıştır. Oysa son yıllarda görülmemiş bütçelere sahip olmalarına rağmen TMMOB ve bağlı Odaları son süreçte 34 yıl öncesine göre nerdeyse hiçbir kazanım elde edememiştir. Elbette bu tespiti 34 yıl öncesinin koşulları ile karşılaştırırken o günün nesnelliğini göz ardı etmemek gerekir. Fakat unutulmaması gerekir ki örgütlülüğü besleyecek en önemli faktör üye ile ilişkileniş biçimlerimizdir.
Biraz önce bahsettiğimiz 5-6 Nisan 2003 tarihli 2. Mühendislik-Mimarlık Kurultayı kararlarında: "Meslek odaları mesleki çalışmalar yürütürken, halkı bilgilendirmek, bilinçlendirmek; çevreden, emekten, üretimden ve tüketicinin korunmasından yana olmak; topluma dayatılan politikaları sorgulamak ve bu süreçlere müdahil olmakla yükümlüdürler" denmektedir. Böylesine geniş sorumlulukların atfedildiği bir Oda mücadelesinin ekonomik külfetinin de şüphesiz ki farkındayız. Varlığımızı sürdürebilmenin ve toplumsal mücadelede konumlanışımızı koruyabilme pratiğinin, yüzümüzü üyelerimize ve topluma dönmekten geçtiğinin bilincindeyiz. İşte tüm bu tespitleri ayrıntılı olarak masaya yatırmak ve tartışmak amacıyla bu etkinliği önemsiyoruz. "Hizmet kavramı ve Hizmet üretimi süreci", "Denetim kavramı", "EMO bütçe bileşenleri ve analizi", "Mesleki denetim ve EMO", "Neo-liberal dönüşüm süreci", "meslek alanlarımıza etkileri ve olası yasa değişiklikleri çerçevesinde Odalara dayatılan hizmet üretimi" başlıklarında 1.5 gün boyunca hem kavramsal hem de pratik uygulamalar bağlamında hizmet üretimi sürecini değerlendirme fırsatını bulacağız.
Cumartesi öğleden sonra ise yine örgütlülüğümüz için oldukça önemsediğimiz bir başka çalıştayı, EMO Örgütlülüğünün Geliştirilmesi Çalıştayına geçeceğiz. Doğruyu söylemek gerekirse bu iki etkinliğin ard arda olması basit bir tesadüften öte, örgütün asli işlevleri başlığındaki iki temel konunun bütünlüklü olarak tartışılması imkânını sunacaktır bizlere.
EMO Örgütlülüğünün Geliştirilmesi Çalıştayı da Şubemizin 21. Dönem Çalışma Programında yer alan, tarihsel geçmişin ışığında günün değerlendirmesinin yapılması ve geleceğin kurgulanmasını hedefleyen bir etkinliktir. Odağında insan olan, emek ve demokrasi eksenli bir politikayla bilimi ve tekniği halkın hizmetine sunan, egemen çıkar çevrelerinin müdahale ve saldırılarına karşı dirençli, kararlı ve tutarlı mücadele çizgisini sürdüren ve gücünü örgütlü üyesinden alan kamu kurumu niteliğinde bir meslek odası olarak mücadeleye devam edilmesi Odamız için vazgeçilmezdir. Geçmiş deneyimlerden ders alan ancak geçmişe takılı kalmayan, geleceğe odaklanan ancak geçmişin deneyim ve birikimlerini yok saymayan bir yaklaşımla yapılacak olan bu etkinlikte temel amaçları şu şekilde sıraladık:
· Odamızın bağımsız duruşuna yönelik olarak, yasal düzenlemeler dahil her türlü yöntemle yapılan saldırılara karşı dirençli bir EMO örgütlülüğü yaratmanın yollarını aramak,
· Artan üye sayısı, örgüt birimi, mesleki çalışma alanlarını da dikkate alan bir noktadan, katılımcılık mekanizmalarını, örgütsel bütünlük anlayışını, örgüt içi demokrasiyi, meslek alanlarına yönelik yapılacak çalışmaların kapsayıcılığını sağlayacak yöntemler oluşturmak,
· Oda içi çalışmaları sağlıklı bir zeminde, düzenli bir idari ve demokratik işleyiş içerisinde yürüterek yeni üyelerin süreçlere katılımı için koşulları uygun hale getirmek, üyelerinin kendi örgütlülük ve kolektif üretim pratiklerini geliştirmelerini sağlamak.
· Üniversitelerden başlayarak olabildiğince çok mühendise ve mühendis adayına ulaşarak meslek odası ve kimliğini aktararak, bir örgütlülük bilincinin gelişmesini sağlamak,
· EMOnun hâlihazırda toplumsal mücadele pratiği içinde var olan konumunu ve etkinlik alanlarını daha ileriye taşıyabilmesi için yol ve yöntemlerin tartışılmasını sağlamak,
· Yapılmakta olan dönemsel ve periyodik bilimsel, akademik ve teknik etkinliklerin geliştirilerek daha katılımlı, günceli yakalayan ve kapsayıcı bir formata dönüşmesini sağlamak.
Bu bağlamda yarın öğlen başlayacak ve Pazar günü akşama kadar sürecek olan etkinlikte "EMO Örgütlülüğünün Dünü", "EMO Örgütlülüğünün Bugünü" başlıklarında çok değerli konuşmacılarımız sunumlar yapacaklar. Bunların yanında 1 Eylülde sonlandırdığımız EMO Üye Profil Araştırmasının sonuçlarını tartışacağız. Pazar günü ise Odamıza bağlı Şubelerden gelen görüşlerin sunulmasının hemen ardından Gezi ruhuna uygun bir şekilde geniş bir zaman diliminde forum yapacağız.
Hem Hizmet Üretimi Çalıştayı hem de EMO Örgütlülüğünün Geliştirilmesi Çalıştayına katkı sunan, 3 gün boyunca sunmaya devam edecek olan herkese EMO Ankara Şubesi Yönetim Kurulu adına teşekkürlerimi sunuyorum. Biz bu etkinliği yaparken yaşadığımız coğrafyada kan ve gözyaşı; petrol karasının, biber gazı bulutlarının, savaş uçaklarının gölgeleri altında görünmüyor belki ama yine de güzel günler göreceğimize, Odamızın, TMMOBnin bu kirli süreç içerisinden daha direngen çıkacağına inanıyoruz. Bu yüzdendir ki umudumuzu, heyecanımızı yitirmiyoruz.
Saygıdeğer katılımcılar,
Sözlerime şu an içinde bulunduğumuz salona ismini veren Yılmaz Güneyin bir şiiri ile, Ethem Sarısülük, Abdullah Cömert, Mehmet Ayvalıtaş, Ali İsmail Korkmaz, Medeni Yıldırım ve Ahmet Atakana ithafen bir selam ile bitirmek istiyorum:
"Herşeye rağmen düşmana inat yaşayacağız. Yarın bizim çünkü... Biz öleceğiz ama çocuklarımız bırakacağımız mirası taşıyacaklar yüreklerinde... Ve onların yürekleri bizim altında ezildiğimiz korkuları taşımayacak.."
Ömürhan Soysal`ın ardından söz alan EMO Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Göltaş şunları söyledi: "Sayın Konuklar, Değerli Meslektaşlarım Hepiniz Hoş Geldiniz. Şahsım ve EMO Yönetim Kurulu adına hepinizi saygıyla dostlukla selamlıyorum.Ankara Şubemiz tarafından düzenlenen hizmet üretimi çalıştayı ile Odamız bünyesinde öteden beri sürdürülen bir tartışmayı derli-toplu ve her yönüyle ele alma olanağı bulacağız.Odamızın, Anayasa, yasa ve yönetmelikler çerçevesinde kamusal denetim bakış açısıyla içselleştirilmiş bir mesleki denetim yapabilmesi için çerçeve oluşturmak, mesleki denetimin yanı sıra üretilecek hizmetlerin, Odamız ve TMMOB örgütlülüğünün insan odaklı ve üye hak ve çıkarları ortaklaşmasına paralel olarak biçim ve türlerini tartışmak, Odamızın bağımsız duruşuna yönelik olarak, yasal düzenlemeler dahil her türlü yöntemle yapılan saldırılara karşı mali yönden de daha dirençli bir EMO örgütlülüğü yaratmanın yollarını aramak" şeklinde belirlenen Çalıştayın amaçları çerçevesinde, Odamızın ve TMMOB`nin varlık nedenlerinin önemli bir bölümünü masaya yatırmış olacağız.
Hizmet üretimi çalıştayımız, ülkemiz, mesleğimiz ve meslektaşlarımız açısından önemli bir tarihsel dönemeçte gerçekleştiriliyor.Ülkemizin içine çekildiği karanlık süreçte bilimin, tekniğin ve insani değerlerin aşındırılmasına yönelik uygulamalara tanıklık ediyoruz. Bu süreç, mesleğimizi, meslektaşlarımızı ve meslek örgütümüzü de hedef alıyor.
Mesleğimiz değersizleştiriliyor.. Meslektaşlarımız giderek yoksullaşıyor. Örgütlülüğümüz işlevsiz hale getiriliyor.Gericilik ve neo-liberalizmle yoğrulmuş politikaların meslek alanımızda yarattığı dönüşüme karşı bir yandan mücadelemizi yükseltirken, diğer yandan dayatılan yeni koşullara karşı önlemlerimizi almak durumundayız.Kentsel dönüşümle birlikte mühendislik hizmetlerinin sermayenin elinde tekelleştirilmesine ve bununla beraber sürdürülen örgütlülüğümüzün zayıflatılmasına, dağıtılmasına yönelik düzenleme ve uygulamalara karşı yürüteceğimiz mücadeleyi yalnızca Oda organları eliyle değil, meslektaşlarımızın da sürece fiili olarak katılımıyla gerçekleştirmemiz gerekiyor. Meslektaşlarımızı sermaye şirketlerinin etkisizleştirilmiş çalışanı konumuna getirecek olan Teknik Müşavirlik Kuruluşları ile mesleki üretimlerimizi teferruat haline getiren düzenlemelerin hayata geçmesi halinde meslektaşlarımızın bu süreçten nasıl etkileneceklerinin ortaya konulması ve buna karşı alınacak önlemlerin de yine meslektaşlarımızla birlikte aramalıyız.
Bu sürecin Çalıştayımızın da gündemi olan boyutu ise meslek odamıza yönelen saldırılar karşısında örgütlülüğümüzü ayakta tutmanın yanı sıra, öteden beri yürüttüğümüz kamusal nitelikli faaliyetlerimizin korunması ve geliştirilmesi yönünde yapacaklarımızın tartışılmasıdır.
Kamu kurumu niteliğinde bir meslek örgütü olan Odamızın, uzmanlık alanlarımıza yönelik olarak önemli kamusal sorumlulukları bulunmaktadır. Bu sorumluluklarımızı, Odamızın kurulduğu ilk günden bu yana hayata geçirmek için yıllar itibariyle çalışmalarımızı sürdürüyoruz.
Can ve mal güvenliğini ilgilendiren alanlarda yürüttüğümüz mesleki faaliyetlerimizin yürütülüş koşullarının belirlenmesi, meslektaşlarımızın sicillerinin tutulması, belgelendirilmesi, faaliyetlerin gözetim ve denetim altına alınması, yetkisiz kişilerin meslek alanımıza el uzatmalarının önlenmesi, meslektaşlarımız arasında haksız rekabetin önlenmesi gibi amaçlarla, geçmişten bu yana ortaya koyduğumuz ilke ve kurallarımızın bu gün de takipçisi olmaya devam edeceğiz.Mesleki faaliyetlerimizin yanında, enerji ve telekomünikasyon alanları başta olmak üzere, uzmanlığımızla ilgili tüm konularda kamusal gözetim ve denetim görevlerimizi de eksiksiz bir biçimde yerine getirmek için dün olduğu gibi bu gün de kararlı bir şekilde çalışacağız.
Uzmanlık alanlarımızdaki mevzuat ve uygulamaların takip edilerek toplumun bilgilendirilmesi, ilgili yerlere görüşler verilmesi, hatalı ve yanlış uygulamaların önüne geçilmesi, hukuka aykırı işlemlerin yargı önüne taşınması gibi çalışmalar, önemli kamusal denetim etkinlikleri olarak görevlerimiz içerisinde yer almaktadır. Topluma karşı olan bu görev ve sorumluluklarımızı daha etkili bir şekilde yürütebilmek için örgütümüzün kurumsal yapısının daha da geliştirilmesi kaçınılmaz görünmektedir.
Bu sorumluluklarımızın yanı sıra, örgütümüzde de tartışma konusu olan hizmet üretimleriyle ilgili neleri, ne ölçüde üstlenmemiz gerektiği konusu özel bir önem taşımaktadır.
Bir meslek örgütü olarak hizmet üretimine yaklaşımımız, meslek alanımızın korunması ve üstün kamusal yararın sağlanması şeklinde ele alınmak zorundadır.
Odamızın gelir elde etmek, kar sağlamak, ticari amaçlar peşinde koşmak gibi bir anlayışı hiçbir zaman olmadığı gibi bu gün de böyle bir amacı hedeflemesini benimseyen meslektaşımızın bulunmadığını düşünüyoruz. Kamusal nitelikli faaliyetler, kar elde etmek amaçlı olamaz. Elektrik Mühendisleri Odası olarak, yalnızca kendi bünyemizde değil, bütün bir kamusal alanda böyle bir amaçla kamu hizmeti yürütülmesine her zaman itiraz ettik. Aynı zamanda kamusal nitelikli hizmetlerin piyasaya açılmak suretiyle özel sektöre kazanç kapısı haline getirilmesine de güçlü bir karşı duruş içerisindeyiz.
Odamızın sürdürdüğü faaliyetlerden elde etmiş olduğu gelirleri incelediğimizde de kurumsal varlığımızı ve dolayısıyla kamusal görevlerimizin devamlılığının gerektiği ölçüde, denk bütçe esasına uygun olduğu görülmektedir. Bu konuya ilişkin olarak Çalıştay bünyesinde bir sunum da yer almaktadır. Diğer yandan örgüt olarak özerkliğimizin korunmasının ve hiçbir dış kaynaktan gelir elde edilmemesine yönelik ilkemizin de bu günkü bağımsız ve kararlı duruşumuzda en önemli etken olduğunun bilinciyle; gelirlerini, adil, şeffaf ve hizmetin gerekleri ölçüsünde kendi kaynaklarından karşılayan bir örgüt olmaya devam etmeliyiz.
Topluma yönelik ekonomik üretim süreçlerinde kamu kavramının yok edildiği, her türlü denetim mekanizmasının dışlandığı bir süreçte, meslek örgütü olarak Odamıza yeni görevler düşmektedir. Piyasalaşmaya yönelik bu sürecin önlenmesi için yürüttüğümüz mücadeleyi devam ettirirken, yasal mevzuat çerçevesinde dayatılan yeni koşullarda kamu çıkarlarının korunmasının yol ve yöntemlerini de bulmamız gerekiyor. Denetimsizliğe terk edilen her faaliyet, toplumu, bireyleri, insan haklarını, doğayı tehdit eden bir mekanizma halini alıyor. Yaşanan olumsuzlukları teşhir etmek, hukuksuzlukları yargı önüne taşımak gibi yöntemlerle sınırlı mücadelenin, sorumluluklarımızı yerine getirmek için yeterli olamadığı bir gerçeklikle karşı karşıyayız. Yeni süreçte, dönemin özelliklerine uygun olarak, yasal ve ilkesel çerçevenin izin verdiği ölçüde yeni kamusal denetim mekanizmalarını geliştirmek zorundayız.
Kamusal değerlerin çok yönlü tahribatına karşı, meslek alanımızla ilgili standartların belirlenmesinden itibaren, mevzuatın ve uygulamanın aktif gözetimi ile denetimi süreçlerinde sorumluluk almamız kaçınılmaz olmaktadır. Kamu hizmeti amaçlı yatırım kararlarının ve gerçekleşmelerinin denetlenmesi; kamu hizmetlerinin kesintisiz olarak doğa ve insan odaklı sunulmasının gözetilmesi gibi görevlerin somut biçimlerinin uygulamaya geçirilmesi için gerekli çalışmaları yapmak durumundayız. Kamusal alanın savunulmasında adeta yalnızlaşan meslek odalarımızdan, toplumsal olarak da talep edilen denetim görevlerinden kaçınma olanağımız bulunmamaktadır.
Meslek alanımız içerisinde yer alan ve öteden beri kamusal bir görev olarak sürdürdüğümüz asansörlerin periyodik kontrollerinin yapılması, topraklama ölçüm raporlarının hazırlanması gibi denetim faaliyetlerini, yeni koşullar içerisinde nasıl gerçekleştireceğimizi artık netliğe kavuşturmamız gerekiyor. Yaklaşık iki yıllık bir dönem içerisinde asansör kontrolü alanından Odamızın tamamen çekilmiş olması, bu alanda önemli bir denetim boşluğu doğurmuş, bu boşluk başka meslek disiplinleri ile TSE gibi süreçte yeri bulunmayan kuruluşlar tarafından doldurulmaya başlanmıştır. Bu alanda Odamızın içerisine düştüğü çekimser tutum, kamusal bir sorumluluğun kadük bırakılmasının yanı sıra, kendi meslek alanımızdan meslektaşlarımızın da dışlanması tehlikesini doğurmuştur. Ya da TSE örneğinde görüleceği gibi, üyelerimizin yetkisiz kurumların payandası haline getirilmesi söz konusudur. Bu örnek, görev ve sorumluluklarımızla ilgili olarak öğretici bir gözlem yapmamıza olanak sunmaktadır. Örgütümüzün, asansör kontrolleri başta olmak üzere, meslek alanımızdaki kamu yararı amaçlı denetim faaliyetleriyle ilgili bir an önce karar vermesi gerekmektedir.
Diğer yandan, teknolojik alanda yaşanan gelişmelerin Oda faaliyetlerine daha fazla içselleştirilmesi gereksinimiyle karşı karşıyayız. Odamızın meslektaşlarımıza ve topluma yönelik tüm hizmet sunumlarında, elektronik haberleşme, elektronik imza, otomasyon, barkot uygulamaları, sosyal medya gibi gelişen olanaklardan yararlanması, günümüzün hızlı iş yaşamına ayak uyduracak şekilde alt yapısını uyumlu hale getirmesi kaçınılmazdır. Gerek tüm Oda hizmetlerinde ve toplumsal bilgi akışında, gerekse örgütlenme süreçlerinde yeni teknolojiye adapte olmak için yaptığımız çalışmaları daha da geliştirmek için adımlar atmalıyız. Çalıştayımızda bu süreçlerin de ele alınarak, özellikle forumlardaki tartışmalarımızda, Oda faaliyetlerimizin bu yön itibariyle de zenginleşmesi için öneriler geliştirmeliyiz.Değerli Arkadaşlar; sözlerime son verirken Çalıştayın gerçekleştirilmesinde emeği geçen Ankara Şube Yönetim Kurulu ve çalışanlarımız başta olmak üzere tüm katılımcılarımıza teşekkür ediyor. Başarılar diliyorum."
Açılış konuşmalarının ardından 1. Gün 1. Oturum yapıldı. Oturum başkanlığını Prof. Dr. Korkut Boratav`ın yaptığı toplantıda Prof. Dr. İzzettin Önder, Prof. Dr. Haşim Köse, "Hizmet Kavramı ve Hizmet Üretimi Süreci
Kamusal hizmet nedir?
Ticari hizmet nedir?
Kamusal hizmet ve ticari hizmet üretimi nedir?" konularını anlattı. 1. Oturum katılımcıların sorularının Boratav, Önder ve Köse tarafından yanıtlanması ile sona erdi.
1. Gün 2. Oturum başkanlığını EMO Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Göltaş yaptı. Bu oturumda Prof. Dr. Aziz Konukman, Prof. Dr. Atilla Göktürk, Dr. H. Ömer Köse konuştu. Oturumda "Denetim Kavramı,
Kamusal denetim nedir?
Mesleki denetim nedir?
Kamu adına denetim nedir?" konuları ele alındı.
1.Gün 3. Oturum başkanlığını EMO Ankara Şubesi Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Serdar Çiftcan yaptı. Bu oturumda Neşe Ülker, Emre Metin ve Hüseyin Önder konuştu. Oturumda "EMO Bütçe Bileşenleri ve Analizi
Aidat gelirleri
SMM gelirleri
Eğitim gelirleri
Bilirkişilik, hakemlik vb. gelirler
Periyodik kontrol ve ölçümler gelirleri
Diğer gelirler" konuları ele alındı.
Hizmet Üretimi Çalıştayı 2. Gün 1. Oturumda "Mesleki Denetim ve EMO" tartışıldı. Oturuma konuşmacı olarak Ali Yiğit, Sedat Gülşen, Ahmet Becerik ve Avni Haznederoğlu katıldı.
Hizmet Üretimi Çalıştayı yöneticiliğini EMO Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Mehmet Bozkırlıoğlu`nun yaptığı forumda "Neo-liberal dönüşüm süreci, meslek alanlarımıza etkileri ve olası yasa değişiklikleri çerçevesinde Odalara dayatılan hizmet üretimi" konusu tartışıldı.