Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) Koordinasyon Kurulu toplantısı için geldikleri Samsun‘dan, Adana‘ya dönerken 6 Nisan 1997 tarihinde geçirdikleri trafik kazası sonucu hayatını kaydeden EMO Adana Şubesi, 6. Dönem Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Tevfik Okumuş, Yazmanı ve Şube Müdürü İbrahim Atalı, Saymanı Celat Polat ile EMO Denetleme Kurulu Üyesi Mehmet Aysan‘ın anısına EMO Samsun Şubesi tarafından "Ortadoğu`da Büyüyen Kaos Suriye" başlıklı panel düzenlendi.
EMO Samsun Şubesi Konferans Salonu‘nda 6 Nisan 2013 tarihinde gerçekleştirilen panel öncesinde aralarında TMMOB Yönetim Kurulu Eski Üyelerinden Hüseyin Yeşil, EMO 41. Dönem Yönetim Kurulu Başkanı Musa Çeçen, EMO Adana Şubesi Yönetim Kurulu Balkanı Mehmet Mak‘ın da yer aldığı Okumuş, Atalı, Polat ve Aysan‘ın mücadele arkadaşları söz alarak, anılarını ve üzüntülerini dile getirdiler.
Panel öncesinde EMO Samsun Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Ali Fikret Ergün de kısa bir konuşma yaptı. EMO Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Göltaş tarafından yönetilen panele, Gazeteci- Yazar Merdan Yanardağ ve Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP) Genel Başkan Yardımcısı Önder İşleyen konuşmacı olarak katıldı.
Panelde Suriye‘de ekonomik, sosyal ve siyasal yaşam ile AKP‘nin Suriye politikası masaya yatırıldı. EMO Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Göltaş, panelin açılışında yaptığı konuşmada, Ortadoğu Bölgesi‘nin stratejik önemine dikkat çekerek, "Bölgemizde meydana gelen gelişmeler enerji kaynaklarının kullanımı ile ilgilidir. Bugün, Ortadoğu‘da enerji kaynaklarının kullanımına yönelik ve teknolojiye sahip olmak üzere sürdürülen savaş, işgal, sömürü ve yoksulluğun temelinde emperyalizmin olduğu bir gerçektir" diye konuştu.
Bugün yaşanan gelişmelerin arka palanında ise 90‘lı yıllarda geliştirilen yenidünya düzeninin olduğunu kaydeden İşleyen ise konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Türkiye‘de yaşanan restarosyon sürecinde de görüldüğü üzere bu müdahalenin bir yanı ekonomi-politik bağımlılık temelindeki içsel gelişme ile gerçekleştirildi. Ortadoğu da bundan azade olmamakla birlikte, bölgede kısmen içe kapalı ve ABD politikaları ile zımmen çelişkili olan yapıların çözülmesi noktasında ise askeri müdahaleler de devreye sokuldu. Soğuk savaş dönemi içerisinde şekillenmiş olan eski dünya bu şekilde parçalanarak, yenidünya düzeni çerçevesinde yeni bir Ortadoğu düzeni inşa edilmeye çalışıldı.
Bu müdahalenin daha güncel olan noktası ise 2008‘de ABD‘de başlayan krizle birlikte, ekonomik anlamda güç kaybeden emperyalizmin hegemonyasını sürdürebilmesinde Ortadoğu hâkimiyeti önemli bir faktör olarak ortaya çıktı.
Çin‘in çevrelenmesi politikalarına da bağlı olarak, ABD bölgedeki enerji kaynaklarına, enerji yollarına hakim olmak için bölge içinde karşısındaki tüm güçleri devre dışı bırakmaya çalışıyor. Bu anlamda, bugün ABD‘nin Kuzey Kore‘ye dönük savaşçı tutumları ile Asya-Pasifik‘teki konuşlanması ile Suriye‘ye yönelik müdahale arasında bir paralellik vardır.
ABD Dolaylı Müdahale Ediyor
ABD, Libya ile başlayan yeni müdahale sürecinde doğrudan askeri müdahaleler yerine ‘bölgesel işbirlikçi ittifak‘ ve onların desteklediği ‘iç savaş güçleri‘ eliyle dolaylı bir müdahale süreci örgütlüyor. Suriye‘de, emperyalizmin paralı askerliğini yapan cihadist çapulcu çetelerine dayanarak kısa zamanda rejimin yıkılacağına yönelik beklentilerin artık geçersizleştiği görülüyor. Bu noktada özellikle İsrail ile Türkiye arasında ittifakın da güncellenmesi ile birlikte, Suriye‘ye yönelik yeni bir müdahale hazırlığı içinde olunduğu söylenebilir. İlk elden, iç savaş güçlerinin daha ağır silahlarla donatılarak sürecin ilerletilmeye çalışılacağı görülüyor.
Öte yandan, Suriye‘de 21. Yüzyılın yeni soğuk savaşının ilk işaretleri de ortaya çıkmış durumda. Bu hegemonya mücadelesinin önümüzdeki dönemde lokal ve bölgesel savaşlar biçiminde sürdürüleceği, bu anlamda İran‘a yönelik olası müdahalenin bu türden bir sonucu ortaya çıkarabileceğini söylemek mümkün. AKP, bu müdahale sürecinin bölgedeki taşeronluğunu üstlenerek, yıkımdan daha fazla pay kapmanın arayışı içerisine girdi. Türkiye‘nin resterasyon sürecinin bir yanının yeni Ortadoğu düzeni içinde biçilen role ilişkin olduğu da görülüyor."
Ülkede ve Bölgede Barış
Tunus ve Mısır‘da isyan dalgasında neoliberalizmin tahribatına karşı çıkan emekçi dinamiği, emperyalizmin müdahalesi ile parçalanarak Müslüman Kardeşler iktidara taşındığına dikkat çeken İşleyen, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Libya ve Suriye‘de ise doğrudan emperyalizm eliyle örgütlenen cihadist çeteler harekete geçirildi. Emperyalizmin ideolojik ajanları tüm bu süreci ‘devrimler‘ olarak görerek destekledi. Önümüzdeki dönemde ülkemizde ve bölgemizde devrimci siyaset ancak emperyalizmin askeri ve dolaylı tüm müdahalelerine karşı çıkılmaksızın sürdürülemez. O yüzden, emperyalizm güdümlü İslami despotizmle birlikte geliştirilen sömürü düzeni karşısında ülkemizde de artık ülkede ve bölgede barışı birlikte savunan, ülkemizin bağımsızlığı ile Ortadoğu halklarının özgürlüğü mücadelesini birbirinden ayırmayan bir mücadeleye ihtiyaç var."
Etkinlik panelistlerin sunumlarının gerçekleştirilmesi ve katılımcıların sorularının yanıtlanması ile tamamlandı.