"Tiyatrolar halkındır satılamaz", "Akün`ü Ankaralının elinden kimse alamaz", "İhaleye katılma katılırsan yanarsın" sloganlarının atıldığı eylemde basın açıklamasını Sanat Kurumu temsilcili yaptı.
Açıklamada şöyle denildi; "Kimliksizleştirmeye hayır. Bugün Ankara`nın kültürel mekanının bir parçasını oluşturan Akün ve Şinasi Sahnelerinin ortadan kaldırmak için ihale yapılıyor. Bu sahnelerin bir kültür ve sanat odağı olarak Ankara`nın kent belleği açısından önemi büyüktür. Ankara halkı; yeniden düzenlenecek bu mekanı ile İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi`nin 27,1 maddesinde yer alan ‘Herkes tolumun kültürel yaşamına serbestçe katılma, güzel sanatlardan yararlanma, bilimsel gelişmeye katılma ve bundan yararlanma hakkına sahiptir` ilkesinin elinden alınmasına, kültürel ve sanatsal değerlerimizde mekansızlaştırılmayla cezalandırılmaktadır.Ne yazık ki, Ankara`da planlamayla yapılan uygulamalar ile İmar Mevzuatı`ndan uzaklaşılmıştır. Daha açık bir anlatımla ‘mevzuat` tekrar yorumlanarak, farklı içerikte uygulanmaya başlanmıştır. Bir ulusun Başkent`in en temel işlevlerinden biri sinema ve tiyatrolardır. Sinema ve tiyatrolar artık alışveriş merkezlerinin içlerinde yer almaya başlamıştır. Bu anlayış kent merkezlerinin tüketim aracı haline getirmektedir. Sinema ve tiyatroların prestijli yapılar olması gerekirken, fastfood`lar ile birlikte sıradanlaştırmaktadır. Oysa sinema ve tiyatro yapıları tek başına sanatsal faaliyet veren yapılardır. Hiçbir planlama disiplininde yer almayan bir anlayışla AVM`ler içine hapsedilip, sıradanlaştırılmaktadırlar.
Ankaralıların çocuklularına, gençliklerine ait ne kadar açık veya kapalı alan varsa silinmeye yok edilmeye çalışılmaktadır. Yeni planlama anlayışı, kamu yararı kavramına da yeni yorum getirmiştir. Artık kamu yararı ile gelir getirici faaliyet ile eş anlamlıdır. Gelen gelir ise kamunun olmamaktadır.
Diğer değişen kavram ise kentsel yaşam kalitesidir. Kentsel yaşam kalitesinin vazgeçilmez öğelerinden biri daha fazla yeşil alan iken, yeşil alanlar kent dışındaki ağalandırılan alan ile anlaşılmaya başlamıştır. Kentin yayıldığı alanlar içindeki yeşil alanlar kısa sürede ‘daha hızlı` ulaşım için yok edilmektedir. Sinema ve tiyatro gibi binalar nasıl fastfood gibi hızlı yemek tüketimi ile birlikte AVM`lere hapsedilmeye çalışılıyorsa, kentliler de yeni oteller, yeni iş merkezleri yeni AVM`ler arasındaki kalan boşluklara hapsedilmektedir. Sonuçta ise Ankaralıların da kent belleğinde boşluklar oluşmaktadır. Geçmişe dair hatıraları, bildikleri yok edilmeye çalışılmaktadır. Bu nedenle; sosyal ve kültürel alanlar kamuya ait olup daha çok rant elde edilmesini sağlayacak araçlar değildir. Merkezi ve yerel yönetimler kamu elindeki arazi varlığını kamu yararına kullanmakla görevlidir. Kant kaygılarıyla bir kentin kültür ve sanat mekanlarının, kamusal hizmet veren bu sahnelerin yok edilmesi kabul edilemez.
Kültür ve sanat alanlarına karşı olma özelliği taşıyan bu ihale, bu rant elde etme süreci, sosyal ve kültürel hizmetlerin durdurulmasına ilişkin bu düzenleme, sosyal ve kültürel alanların çoğaltılmasına ilişkin kararlarla desteklenmediği sürece kullananlar, yaşayanlar açısından kabul edilemez, insan haklarına ve sosyal devlet ilkesine aykırıdır.
Başkent Dayanışması "Ben Ankara" bileşenleri olarak Ankara`da kültür ve sanat mekanlarının hayatımızdan çıkartılması değerlerimizin silinerek Başkentin kimliksizleştirilmesine karşı çıkıyor Akün ve Şinasi Sahnesi`nin ihalesini kente ve kentlilere karşı işlenmiş bir suç olarak görüyoruz.