Söyleşiyi izlemek için tıklayın
Şubemiz YK. Başkanı Beyza Metin açılış konuşmasında Balaban`ın "Anadolu`nun köklerinde yatan yoksulluğun, ezilmişliğin, itilmişliğin, halkın dertlerinin ressamıdır. 2000`i aşkın resim, 7000`den fazla desen ve 11 kitap ile Türkiye tarihinin en üretken sanatçılarından birisidir." Vurgusunu yapmış ve Balaban`ın Nazım`ın bizlere yadiğarı olduğunu söylemiştir.
İbrahim Balaban`ın Nazım`lı anıları, salonun sık sık alkışlarıyla kesilerek, soluksuz ve hayranlıkla dinlenmiştir. Söyleşi sonrası odamız adına verilen plaket Şubemiz Y.K. Başkanı Beyza Metin tarafından İbrahim Balaban`a verilmiştir.
Beyza Metin`in konuşma metninin tamamı:
"Değerli Üstadımız İbrahim Balaban,
Sevgili Üyelerimiz
Saygıdeğer konuklarımız;
Nazım Hikmet`in doğumunun 111. yıldönümünün hemen ardından; büyük üstat, halkın, emekçilerin ressamı İbrahim Balaban`ı odamızın etkinliğinde konuk etmekten duyduğumuz büyük onurla sizleri saygıyla selamlıyor, hepinize hoş geldiniz demek istiyorum...
Nazım; "Kardeşlerim, bakmayın sarı saçlı olduğuma ben Asyalıyım, Afrikalıyım" derken bir dünya şairi olduğunu ifade eder.
Ama Nazım`ın evrenselliği, kökleri Anadolu topraklarında yatan işçilerin emekçilerin yoksulların dünyasıyla sıkı sıkıya bağlıdır.
Balaban; İşte Anadolu`nun köklerinde yatan yoksulluğun, ezilmişliğin, itilmişliğin, halkın dertlerinin ressamıdır.2000`i aşkın resim, 7000`den fazla desen ve 11 kitap ile Türkiye tarihinin en üretken sanatçılarından birisidir.
Balaban, büyük elli ve ayaklı köylülerin babası, Türkiye halklarına Nazım Hikmet`in yadigarıdır.
Nazım ve Balaban evrensellikle Anadoluluğun birbirine sıkıca kenetlenmiş; bir zincirin iki halkası gibidir.
Bu kenetlenme, direncini cezaevlerinde geliştirmiştir.
Bu nedenle bizler, Balaban`a ve Balaban`ın resimlerine her baktığımızda Nazım`ı görürüz.
İbrahim Balaban aynı zamanda ; Nazım`a ilham olan resimlerin ressamıdır. Balaban`ın "Bahar" adlı tablosuna yazdığı şiirde şöyle der Nazım;
İşte seyreyle gözüm, hünerini Balabanın
/.........../
İşte sürülen toprak
İşte insan
dağın, taşın, kurdun kuşun efendisi.
İşte çarıkları, işte poturunda yamalar
İşte karasaban.
İşte sağrılarında kederli, korkunç oyuklarıyla öküzleri
On yıl mahpusta yattı ama, kaybetmedi umudunu Balaban.
İşte Seç köyünden Alinin kızı geliyor al taylarıyla tarlaya.
Balan ve Nazım bugün de bizlere umudumuzu yitirmemeyi, direnci, halk sevgisini ve mücadeleyi aşılamaya devam ediyorlar.
Ve dünya döndükçe devam edecekler...
Çok yaşa Nazım, çok yaşa Balaban!