BASIN 2012-12 21 Aralık 2012
ELEKTRİKTE ÖZELLEŞTİRME KARANLIĞI BÖLGEMİZE ÇÖKÜYOR!
01.09.2006 tarihinde elektrik dağıtım şirketlerinin 30 yıllığına özel şirketlere devir edilmesine ilişkin karar çerçevesinde Gediz EDAŞ 19 Aralık 2012`de yapılan ihale ile 1 milyar 231 milyon dolar bedelle Elsan-Tümaş-Karaçay Ortak Girişim Grubuna satılmıştır. 4 Aralık 2012 tarihinde Şubemiz ve Gediz EDAŞ`ta örgütlü işçi ve kamu çalışanı sendikalar ile yaptığımız açıklamada 2010 yılında firmaların kriz veya finansman sorunları gündeme getirilerek teminatları yakma pahasına iptal edilen dağıtım ihalelerinin yeniden başlatılması ile kamu zararı oluşacağı ifade edilmişti. Gelinen noktada söylediklerimizin haklılığı ortaya çıkmıştır.
Aralık ayı içerisinde gerçekleştirilen elektrik dağıtım bölgesi özelleştirmeleri;
Dağıtım Bölgesi 2010 İhale Satış Bedeli 2012 İhale Satış Bedeli
Boğaziçi EDAŞ 2 milyar 990 milyon $ 1 milyar 960 milyon $
Gediz EDAŞ 1 milyar 920 milyon $ 1 milyar 231 milyon $
Akdeniz EDAŞ 1 milyar 165 milyon $ 546 milyon $
olarak gerçekleşmiş ve sonuç olarak sadece bir ay içerisinde 2 milyar 338 milyon dolar kamu zararı doğmuştur.
Boğaziçi EDAŞ 4 milyon, Akdeniz EDAŞ 2,2 milyon, Gediz EDAŞ 2,44 milyon aboneye sahip olup, üç dağıtım şirketinin 2010 yılı toplam elektrik satış tutarı 4,1 milyar dolardır. Buna karşılık satış bedeli ise 3.737 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. Buradan da görülmektedir ki, bu üç şirket bir yıllık satış gelirlerinin altında bir bedelle satılmıştır. Elektrik dağıtım şebeke ihaleleri medya ve hükümet tarafından Türkiye`nin geleceğine ve kredisine bir güven olarak sunulmasına karşın ikinci ihalelerde teklif edilen bedeller %50`ye yakın oranlarda düşmüştür. Ne yazık ki, başta Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı ve Özelleştirme İdaresi Başkanı olmak üzere, enerji bürokrasisi bu sonuca katkıda bulunmuşlardır.
Elektrik dağıtım şirketlerinin özelleştirilmesinden beklenen 16 milyar dolarının, son üç özelleştirme fiyatlarına bakıldığında beklenenin çok altında kalacağı ve farkın özelleştirilen dağıtım şirketlerin kasasına aktarılacağı açıktır.
Yine daha önce ifade ettiğimiz gibi 2013-2015 yıllarında geçerli olacak brüt kar marjının yükseltilmesi, kayıp/kaçak oranlarının yukarıya çekilmesi, bağlantı bedeli, kesme/bağlama bedeli, güvence bedeli, sayaç sökme takma bedelin vb hizmetlerde yapılan artışlarla elektrik faturaları üzerinden dağıtım şirketlerine açıktan kar aktarılmaya devam edilmektedir. Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu‘nun (EPDK) perakende satış lisansı sahiplerinin brüt kar marjını yüzde 2.33‘ten yüzde 3.49‘a çıkarması sonucunda yalnızca 2013 yılında tüketicilere 400 milyon TL‘lik ek yük getirilecek, faturalara gizli zam olarak yansıyacaktır.
2006-2012 yılları arasında sabit tutulan brüt kar marjının yüzdesini hangi gerekçelerde arttırıldığının siyasal iktidar tarafından açıklanması gerekmektedir. Oysa biliyoruz ki, ortalama enerji alım fiyatının her artışında kar miktarı (bedeli) da doğru orantılı olarak zaten artmakta iken yaklaşık yüzde 49,8`luk zam oranı dağıtım şirketlerine kar garantili satış için verilen sözlerin yerine getirilmesi amacıyla yürürlüğe konmuştur.
Elektrik bedellerinde son beş yıl içerisinde mesken aboneleri için yüzde 128.8 artış yaşanmıştır. Kalkınmada öncelikli illerdeki mesken abonelerinde ise bu artış oranı yüzde 144.7 olmuştur. Aynı dönemde enflasyon oranının üzerinde artış gösterdiği görülen elektrik enerjisi fiyatları şirketlerin kar miktarını da doğal olarak artırmıştır. Özelleştirme ve serbestleştirme süreciyle birlikte elektrik sektöründeki tüm maliyetler tarifeler yoluyla tüketicilere yansıtılmış, böylelikle dikey olarak parçalanan sektörde her aşamada faaliyet gösteren şirketlerin karları arttırılmıştır. Bundan dolayı enerji sektörü ekonominin spekülatif temelde büyüyen, karlılığı yüksek başlıca sektörlerinden biri durumuna gelmiştir.
2,441,996 abone sayısıyla, Türkiye‘deki toplam abone sayısının %7,2 sine, 17,8 milyar kWh satılan elektrik tüketimi ile ülke genelinde satılan toplam elektrik enerjisinin %10`u na sahip bir işletme olan Gediz EDAŞ`ta 77`si elektrik mühendisi olmak üzere 89 mühendis personel bulunmaktadır. Ayrıca toplam 955 personelin 629`u ise işçi statüsünde çalışmaktadır. Özellikle 629 kişinin 4C`ye geçme hakkının Gediz EDAŞ`ı alan firmanın inisiyatifinde olması ve çalışanlara 4C`ye başvurmaları için 6 ay gibi kısa bir süre tanınması nedeniyle çalışanların üzerinde psikolojik baskı yaratılacaktır. Kişilere özel yürütülecek pazarlıklar ile daha az güvenceli ve daha ucuz çalışma ortamının oluşacağı önceki özelleşen dağıtım şirketlerinde yaşananlardan bilinmektedir.
Ancak satış bedeli ne olursa olsun, şirketlerin yapacağı söylenen yatırımların maliyetleri finansman giderleri ile birlikte faturalara yansıtılarak halktan tahsil edilecektir. Şirketler personel maliyetlerini azaltmak için tercih ettikleri taşeronlaştırma uygulaması ile çalışanlar açısından iş güvencesini ortadan kaldıracak, iş kazaları artacaktır. Yine maliyet gerekçesi ile arıza, bakım ve genel hizmet kalitesi düşecektir.
Özelleştirilen elektrik dağıtım şirketlerinin yeterince denetlenememesi ve kamu hizmetinin kamu eliyle yapılacağına dair Anayasa Mahkemesi kararlarına rağmen özelleştirme faaliyetleri yoğun bir şekilde devam etmektedir. Özelleştirme sonrasında şirketlerin faaliyetlerinin denetlenememesi sonucu dönem içerisinde şirketlerin gerçek yatırım maliyetlerinin tespitinde yaşanacak olumsuzluklar zarar olarak kamuya ve tüketiciye yansıyacak, bu zarar devir süresi sonunda ödenemez ve önlenemez bir hal alacaktır.
Gerek halkın, gerekse çalışanların yararına olmayan özelleştirme uygulamaları Gediz EDAŞ`ın satışı ile bölgemize de ulaşmıştır. Yıllardır ülkemizin haberleşme, enerji vb. alanlardaki halkın birikimleriyle oluşturulan işletmeleri yok pahasına satan anlayış, bugün otoyolları, köprüleri, hidroelektrik santrallerini, kamu hastanelerini ve daha nice ulusal değerlerimizi satmayı hedeflemektedir. Merkezi planlama ile tek bir elden yürütülmesi teknik ve ekonomik bir zorunluluk olan ve bu nedenle doğal tekel olarak nitelendirilen elektrik üretimi, iletimi ve dağıtımı kamusal anlayıştan uzaklaşılarak özel sektörün kar hırsına terk edilemez.
Bundan sonra yaşanacaklar diğer özelleştirme örneklerinden farklı olmayacak, ihalenin onaylanmasından sonra hızlı bir çalışan kıyımı yaşanacak, aboneye sunulan hizmetin kalitesinde düşüşle birlikte sorunlar artacak, zaten dünyada elektriği en pahalı olarak kullanan halkımız bu temel altyapı hizmetini daha pahalıya satın alacaktır. Kaybeden halk olacak, kaybeden çalışanlar olacaktır. Peki kazanan kim olacaktır. Kazanan, tekel konumunda olan, müşterisi hazır ve alım garantisi olan, özelleştirme adı altında varlıklarımızın hibe edildiği özel şirketler olacaktır.
Kime peşkeş çekilirse çekilsin, tüm engellemelere karşın yer altı, yer üstü kaynaklarının yeniden gerçek sahiplerine kazandırmak için mücadelemizi kararlılıkla ve sonuç alana kadar sürdüreceğimiz bir kez daha vurguluyoruz.
TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası İzmir Şubesi Yönetim Kurulu