EMO Yönetim Kurulu Yazman Üyesi Mehmez Bozkırlıoğlu açılış konuşmasında şunları söyledi, "Seminer geçen seneden başlattığımız çalışmanın ürünü aslında.Zor zamanlardan geçiyoruz. Toplumun bütün kesimlerinde özellikle demokratik kitle örgütleri üzerinde daha fazla hissediler baskı var. Bu baskı içinde insanların seslerini duyurmaları önem arzediyor. DKÖ‘lerin seslerini daha net ve iyi duyurabilmeleri için deneyim paylaşımının önemli olduğu gerekçesinden bu çalışmayı başlattık."dedi.
Seminerde ilk olarak söz alan Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Bilişim Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Funda Başaran "Demokratik Kitle Örgütleri, Yenilenme ve Enfermasyon Teknolojileri" konusunu anlattı.Türkiye‘de örgütlenmenin hiçbir zaman en yüksek düzeyde gerçekleşmediğini, örgütlenmenin önünde çok önemli engeller olduğunu vurgulayarak konuşmasına başlayan Başaran şöyle konuştu; "Neredeyse her köyün her ilçenin derneği bulunsa da Türkiye‘de örgütlenmeyi başaramadık diyebilirim. Örgütlenme konusundaki sorunlar bugün yaşadığmız siyasal koşullarda iyice zorlamaya başladı. Yenilenme çağrısı, yeniden örgütlenme çağrısı herkes için geçerli. Benim burada asıl konuşmak istediğim emek örgütlerinin, sendikaların yenilenme çabaları, yenilenme çabaları içinde bilişim teknolojilerine yeni iletişim teknolojilerine biçtikleri roller. Bütün bunları yaparken de dikkatli olunması gereken şeyler. Ekonomi politik persfektiften tartışmaya başlayacağım.Emek literatüründe 80‘lerin başından bu yana sendikal krizden bahsediliyor: Sendikal krize çözüm olarak bakılıdığında yeni iletişim teknoloijilerini çözüm olarak önerdiklerini görüyoruz.Sendikalı işçi sayısının dünya çapında azalıyor olması, toplu sözleşmelerde sendikanın etkisinin giderek azalması, grev sayısının azalması, grevlerin etkilerinin azalması sendikal krizin temel görünümleri olarak karşımıza çıkıyor. Bunun görüntü olduğunu, bunun altında temel yapısal sorun olduğunun sorunun kapitalizmin yeniden yapılanması olduğunu görüyoruz. Bir önceki dönemin fordist üretim ve kitlesel tüketim, 1970‘lerin başından itibaren yeniden yapılanmaya tabi tutuldu. Temel eğilim daha önceden fordizmin parçası olarak karşımıza çıkan büyük sendikal yapıların, aslında emek sürecini kontrol için kapitalizm tarafından gündeme getiren, kitleselliğe ulaştıktan sonra kapitalizmin en büyük problemlerinden birisine dönüşen kitlesel sendikaların üretim sürecinden dışlanmasını içeriyordu. Fordizm dediğimiz dönem toplumun bütün kesimlerinin farklı örgütlenmesine tekabül ediyordu. Yeniden yapılanmada farklı kesimleri yeniden yapılandıran politikalar bütünü olarak karşımıza çıkıyor. Bütün bu yeniden yapılanmalar içinde bir dizi görünümün ortaya çıktığını görüyoruz.
Refah devlet söylemleri döneminde sosyal devlet içerisinde kamusal hizmetlerin çok hızlı şekilde sermayeye açıldığını, piyasalara açıldığını görüyoruz. Bu ticarileşme içinde ulusal ticaret kavramının tamamen ortadan kalktığını görüyoruz. Bunun dışında talebin yeniden yapılanması, tüketimin daha iyi örgütlenmesi için bir takım mekanizmalar geliştirildi. Küreselleşme süreci adı altında toplumun bütün kesiminin yeniden örgütlenmesi karşılaştığımızı görüyoruz. Üretim alanındaki karşılığı esnek üretim taşeronlaşma diye karşımıza çıkıyor. Bütünsel olarak ele alınması gereken kuralsızlaşma liberalleşme adı altına yapılıyor.Refah devletin kamusal hizmet alanlarının ticarete açılması dediğimiz noktada kamusal hizmet alanının en önemli bölümünü oluşturan iletişim hizmetlerinin özelleştirilmesi ile karşılaşıyoruz. Bir önceki dönemin daha devlet odaklı çok daha toplumsal olan iletişim hizmetleri, televizyondan radyoya, telekomünikasyon alanından bir çok şey sayılabilir. Bu alanlar çok hızlı şekilde piyasanın konusu oluyor. İletişim alanı stratejik sektör olarak tanımlanıyor. Bu sektör düşünüldüğü gibi ulusal alanda stratejik değil sermaye açısından stratejik alana çok büyük kâr alanına dönüşüyor. Üretim alanının parçalanmasına baktığımızda bunun temelinde de bilişim teknolojisinin çok temel rol oynadığını görüyoruz. Hizmetler ticareti bunun uluslararası ticaret alanı olarak örgütlenmesinden talebin kontrolüne kadar enfermasyon teknolojisi ile birebir ilgi alanı olarak karşımıza çıkıyor."
"İnternet bütün dünyadaki her türden özneyi bir araya getiren iletişim aracı olarak karşımıza çıkıyor"
İnternetin bütün dünyadaki her türde özneyi bir araya getiren iletişim aracı olarak karşımıza çıktığını anlatan Funda Başaran şunları söyledi; "Sendikaların örgütlenmenin krizini bütün bu süreçlerden ayırt edemiyoruz. Sendikaları örgütleri harekete geçiren böyle bir şey oluyor. 70‘lerde kâr oranlarının düşmesi üretim sürecinin aksaması gibi ortaya çıkan sermayenin krizi enfermasyon teknolojileri sayesinde aşılabildiyse, örgütlenmenin krizi neden enfermasyon sayesinde aşılmasın sorusu temel bir soru olarak karşımıza çıkıyor. Bu konuda genel bir ortaklaşmadan bahsetmek mümkün. Enfermasyon teknolojilerinin geldiği noktada karşımıza internet çıkıyor. İnternet bütün dünyadaki her türden özneyi bir araya getiren iletişim aracı olarak karşımıza çıkıyor. Herkesin ortak kanısı var, internet toplumsal iletişim aracı olarak tüm geleneksel kurumları ve tüm toplumsal iletişim biçimlerini değiştirir. İnternetin sendikaları da değiştireceği, yeni örgütsel formları ortaya çıkartacağı konusunda ortaklaşmaya gidiliyor. Siber sendikalar ortaya çıkmaya başlıyor. Daha önce ulaşılamayan kesimlere internet kanalıyla yayan siber örgütçüler karşımıza çıkıyor, örgütler kendi üyelerini internet kullanarak harekete geçirmeye başlıyor. Siber grevler karşımıza çıkmaya başlıyor. İnternetin sendikaları da değiştireceğinin kanıtları olarak karşımıza çıkıyor.
Daha dikkatli baktığımızda ayrıştırmaya gitmemiz gerekiyor. Dijital aktivizm denildiğinde bir kaç farklı argüman var. Argümanlardan ilki, internetin neden olduğu büyük değişime sendikalar uyum sağlamak zorundalar. Uyum sağlayamazsa sendikaların soyu tükenecektir. Sendikaların birer dinozor olduğu argümanı sendika internet bağlantısı kuran çalışmalarda çok net ifade edilen bir şey. Bu analizden kaynaklanan argümanın ifade ettiği şey kapitalizmin yeniden yapılanmasında bütün toplumsal ilişkilerdeki değişimi belirleyen temel şeyin teknolojik gelişme olduğu önkabulü. Yaşadığımız dönemde sürekli olarak gelişen teknolojilerle hepimizin sıkça içine düştüğü son derece hegemonik bir görüş. Teknoloji bütün toplumsal ilişkileri belirliyor. Ne siyasal yapılar, ne bireylerin kendi tercihleri, ne üretim ilişkileri bütün bunlar geçerli değil. Bu artık bizim değiştiremeyeceğimiz nüfuz edemeyeceğimiz çizgisel ve mecburen olacağına dair bir görüş. Teknolojinin belirlediği yolda bütün toplumlar yürümek zorunda, mücadele etmek başka bir şey talep etmek çok olanaklı olmaktan çıkıyor.Teknolojik determinizm dediğimiz şeyle sendikacılık ve teknoloji ilişkisi konusunda e sendika yaklaşımı var. Bu yaklaşım içinde e mail web sayfaları uzaktan eğitim mobilleriyle yeni bir sendika yaratabileceği iddia ediliyor. Bu sendikaların bir an önce kurulmaması durumunda bir dinozor olarak bir kenara kaldırılacağı iddia ediliyor.
İnsanları bir parça sürecin gidişatına dair sorumluluklarından kurtarıyor. Ancak burada özellikle sendikalar, e sendika çerçevesi içinde aşırı profesyonelleşme anlamına geldiğini çok net görebilmek gerekiyor. Çok hızlı bir şekilde kişiselleşmiş hizmet sunan sendika artık sendika üye ilişkisi değil sendika müşteri ilişkisi oluşturmuş oluyor. Sendika üye ilişkilerini çok daha başka noktaya taşıyor, herhangi bir dayanışmanın söz konusu olmadığı kimsenin birbirini görmediği örgütlenme ile karşı karşıya kalıyoruz.
İkinci bir argüman geleneksel örgütlenme stratejisi ile internetin sağladığı olanaklar birleştirilmelidir görüşürü var.İnterneti bütün örgütleri uluslarasılaştıracağı argüman var. Bu argümanın temelinde 1. Enternasyonal var aslında. İşçi sınıfının enternasyonalleşmesi uluslararası dayanışma ağının kurulma fikri Marx-Engels‘in ‘Bütün dünyanın işçileri birleşin‘ çağrısından sonra 1. Enternasyonel‘in kurulması ile oluyor. 1. Enternasyonal, 1876 yılında kendi kendini dağıtıyor. 1. Enternasyonelin kendi kendini dağıtmasının var olan iletişim teknolojisi ile ilgili olduğunu öne sürüyorlar. Belçika‘da başlayan bir greve yönelik 1. Enternasyonelin merkezine yapılan yardım çağrının grevden iki ay sonra yanıtlanabilmiş olabilmesi bu dağıtmanın temelinde olduğunu iddia ediyorlar. 1. Enternasyonel‘in erken bir çaba girişim olduğunu, internetin bugün yarattığı olanaklarla tekrar 1. Enternasyonel‘e dönüp aynı coşkuyla yaptığımızda aslında doğru noktayı yakalayacağımızı iddia ediyorlar. Teknolojik belirlenimci yaklaşımı çok rahat görebiliriz. İşçi sınıfının birleşip birleşememesinin tamamen teknolojiye indirginmiş olmasını görüyoruz.Örgütlenmeler ve enfermasyon tartışmaları içinde çok farklı bakışlar da mevcut. Enfermasyon teknolojisinin sendikalar ve örgütler için tehditler oluşturduğu görüşü var.
Bir duvarı yapan onu yıkmanın bilgisine de sahiptir denir ya kapitalist ilişkilerin tercihler kapitalist iktidarın tercihleri doğrultusunda yapılandırılan teknolojilerin farklı ve daha insani teknolojilerin yaratılması olanaksız değil. Ancak bu süreç bilinçli ve kollektif çabayla uzun bir tarihsel dönem içinde mümkün olabilir diye düşünüyorum. Teknolojileri reddetmek ya da sorgusuz sualsiz kabul etme noktasında durmadan bütün bunları dönüştürecek çabayı harcayarak bu teknolojileri içselleştirme gereğini vurgulamak istiyorum. Muhalif örgütlerin internet kullanma adına piyasaya mecbur olmayacak bir takım modellerin geliştirilebileceğini düşünüyorum.Tamamen piyasallaşmış yazılımların karşısına özgür yazılım başlıkların konulabileceğini düşünüyorum."
"Emek ve demokrasi mücadelesinin yanına yeni teknolojilerinasıl eklemleyebiliriz?"
Funda Başaran‘dan sonra sözs alan EMO Ankara Şubesi Örgütlenme Sekreteri Oktay Dursun `Dijital Aktivizm: Yöntemler, Örnekler, Araçlar" konusunu anlattı.Dijital aktivizm kavramını "Sosyal ve politik değişim kampanyaları için yeni iletişim teknolojilerinin kullanıldığı eylemlilik türü ya da eylemliliğin parçası haline getirilmesi süreci" olarak tanımlayan Dursun şunları söyledi; "Bu kavrama çok yerleşmiş de olsa eleştirel bakmak lazım. Bu tanım bireysel eylemlilik türünü ifade ediyor. Aktivizm denilerek sürekli eylemlilik halinden ziyade ihtiyaç duyulduğunda ortaya çıkan eylem gibi, hayattan kopuk gibi duruyor. Emek ve demokrasi mücadelesinin yanına yeni teknolojileri nasıl eklemleyebiliriz? Emek ve demokrasi mücadelesi teknolojiyi nasıl dönüştürebilir soruları olmalı.
Örgütlenme ve eylem içinde iletişim nasıl role sahiptir? Propaganda bir fikrin bütünlüklü aktarılması kısmıdır, ajitasyon olay üzerinden tepki yaratma, kamuoyu yaratılmasıdır. Haberleşme bunlarla oluşmuş olan iklimin eylemliliğe geçme konusudur. Birlikte hareket etmeyi getirir.Geleneksel mücadele yöntemlerinde kullanılan iletişim yöntemlerine ve araçlarına bakarsak, yazılama çok bildiğimiz bir türdür. İnsanlar bir hegemanyoyu anlatmak için bu yöntemi kullanırlar.
Yapıştırmalar hââ çok sık kullanılmakta, afişler, bildiriler, bildirilerin çeşitli yerlerden kamusal alana dağıtılması, sloganlarla bir mesajın iletilmesi yöntemlerden bazıları. Islık bile önemli bir araç. Nöbette duran birisi bir şey olduğunda ıslıkla haber veriyor o ıslık olmasa vahim sonuçlar ortaya çıkabiliyor. İletişim birlikte hareket edebilmenin en önemli araçlarından birisi. Geleneksel araçları sayarsak; gazete dergi, radyo ve televizyon. Tv, emek ve demokrasi güçlerinin son dönemde kullandığı alanlardan biri. Bunlara ek olarak sinema ve müziği söyleyebiliriz.
Bir de sosyal medyaya bakmamız lazım. Sosyal medyanın çok farklı yönü var. Sosyal paylaşım, sosyal oyunlar, sanal dünyalar çeşitli araçlar geliştirilmiş durumda.İnternet ortaya askeri bir projenin parçası olarak çıkıyor. Belirlenmiş amaçlar doğrulustunda kullanılması öngörülüyor, ve 90‘lardan sonra ticari olarak yaygınlaşıyor."
"2020 yılında dünyada internete bağlı cihaz sayısı 50 milyarı bulacak"
2015 yılında bugünkü internet trafiğinin 4 katı trafiğe sahip olunacağının, internete bağlı cihaz sayısının 2020 yılında 50 milyarı bulacağının tahmin edildiğini kaydeden Oktay Dursun sözlerini şöyle sürdürdü; "İnternete bağlı cihaz sayısı 2008 yılında dünyadaki insan sayısına ulaşmış durumdayken, 2020 yılında 50 milyar olması tahmin ediliyor.
İnternetin ilk çıktığı zamanda ortaya çıkan kavramlar var; verinin şifrelenerek internet üzerinden iletilmesi vb. İnternet teknolojilerini ya da araçlarını hack mantığı ile birleştirerek bir eylemlilik için kullanılması. İnternetten eylemlilik ve tembellik hali. Yurttaş gazeteciliği denilen bir kavram var. Sızıntı gazeteciliği başka bir kavram. Tekelleşmiş ya da saklanmış bilgiyi açığa çıkartma ve yayma işi olarak tanımlanabilir. Mücadelenin aracı olarak bilgi ve iletişim teknolojileri ve mücadele alanı olarak bilgi iletişim teknolojilerinin kullanılması. Özellikle araç kısmından başlarsak; kullanılan şeyler hayatımızın içine sinmiş şeyler. Hayatımızın parçası haline gelmiş hiç düşünmeden kullandığımız şeyler. E posta grupları, duyuru noktasında kullanılan SMS‘ler anlık haberleşme. Fiziki olarak ayrı yerlerde oturan insanların haberleşmesi, web sitesi üzerinden bilgi paylaşımının sağlanması. Bloklar daha düzenli yapı aslında, web sitesi kapsamında bunu değerlendireceğiz. Sosyal ağlar; bunlar biraz daha farklı nitelikte. Kullanıcı içeriği yaratıyor. Canlı yayınlar ve videolar. Bir de etkileşim araçları diyebiliriz. Kullanıcının görüşünün alındığı araçlar.Özellikle web üzerinden yayın yapmakta kullanılan özgür yazılım araçları var. Bir başka araç olarak resim video düzenleme araçları karşımıza çıkıyor. Bunları kullanarak çeşitli görselleri internet üzerinden paylaşabiliyorsunuz. Akıllı telefonlar bulunduğunuz alandaki bulunduğunuz bilgiyi internet üzerinden yayımlama olanağınız var.
Kendinizin alanı yoksa size sunulan alanlar var. Google‘un, youtube‘un servislerini kullanıyoruz. Bu yapılar üzerinden yaptığımız her işte verilerimizi onlara veriyoruz. Bunların alternatifleri de geliştiriliyor. Tüm verilerin kullanıcıya ait olduğu yapılar oluşturulmuş durumda.Yeni iletişim teknolojilerinin özelliklerini kafamızdan sıralarsak; bir kere hızlı küresel iletişimden bahsediyoruz. Başka fikir ve görüşlere ulaşabiliyoruz, yeniden üretilebilir olması önemli. Çoğalan tekrarlanan bir teknoloji, durdurulması kapatılması o kadar da kolay olmayan bir yapı.Geleneksel medyanın hakimiyetini ya da onun sansürünü kırarak sesinizi çoğaltma imkanı sağlıyor. Kollektif bilinç ve kollektif eylem sağladı ki bu tartışmalı kısım. En fazla eleştirilen yönü dijital tembellik yönü. Bireyselleşme bu noktada başka bir yönü olarak karşınıza çıkıyor. Bilginin bombardımanının olduğu, bilgi kirliliğinin ortaya çıktığı bir alan. Manüplasyona açık olması. Bilginin değersizleşmesi, içinin boşaltılması gibi tehlike söz konusu. Sosyal ağda bir sürü arkadaşınız var ama bunlarla ne kadar gerçekten iletişim içindesiniz.Örnekler kısmına gelirsek; bugünkü teknolojik imkan ve yapı olmasaydı çeşitli videolara ulaşılamazdı. Davaya sebebiyet veren ses kayıtları internet üzerinden paylaşılması bir örnek. İmamın Ordusu kitabı internette hızla dağılmaya başladı. Kitap hiçbir şekilde engellenemedi ve bilgiye dönüştü tüm ağda yayıldı.
Tekel direniş sürecinde özellikle sendika.org‘un yaptığı canlı yayınlarla direnişteki sesler sözler dünyanın pek çok yerine yayıldı.
İnternet kullanıcıları sansüre karşı tepkisellik göstererek sokağa döküldü. İstanbul‘da ve Türkiye‘nin pek çok ilinde bu tür eylemler yapıldı.Hakim olan örgütlü bir yapıdan söz etmek mümkün değil. Wikilis önemli örneklerinden birisi.1998 Zabatistaların eylemliliğine dışardan verilen destekle onların bildirilerinin dünyaya duyurulması önemli bir örnek.İnterneti kamusal alanın uzantısı olarak görüp bunun üzerinden tartışma yapmak gerekiyor. Neleri tartışabiliriz? Duyuru yöntemleri ve kanalları üzerine konuşmak lazım. Emek haberleşme ağının oluşturulması tartışılabilir, emek hareketi arşivinin oluşturulması, bütün sendikalara ve örgütlere destek verecek ortak yapı oluşturulması söz konusu olabilir. Eylem anında örgütlenme ve duyuru pratiği nasıl geliştirilebilirizi tartışabiliriz.
Gerçeği değiştiremezsiniz ama gerçek insanları değiştirebilir. Bizim derdimiz de bu gerçeği insanlara taşımak ulaştırmak.
"İnternet Gözetim, Özel Hayat, Anonimlik ve Haklar" konu başlığında sunum yapan EMO Ankara Şubesi Bilgisayar Mühendisliği MDK Üyesi İzlem Gözükeleş "Gözetim nedir?" sorusuna yanıt arayarak şunları söyledi; "Herhangi bir kişinin yaşamına müdahale etmek için yapılan sistematik dikkat.Tarih boyunca gözetim hep vardı. Kimi zaman dostane, kimi zaman düşmanca. Modern Devlet‘in ve bürokrasinin oluşumu, rasyonel metodların üretim sürecine uygulanması
Verimlilik
Hız
Kontrol
Koordinasyon
Amaçlı bir eylemdir. Kontrol etmek, sınıflandırmak, yönetmek, etkide bulunmak vb
amaçlarla yapılabilir. Rasgele değil, belirli bir plan doğrultusunda gerçekleşir. Yüzeysel değil, detaylı bilgiyi hedefler. Kişisel bilgilerin saklanması ve daha sonra bunlardan anlamlı bilgi kümeleri oluşturulabilmesi için teknik yetersizlikler vardır.
Örnek verecek olursak, sosyal ağ analizi; Ağ yaklaşımının başlıca gözlemlerinden biri de,benzer şartlarda ve sosyal pozisyonlarda olan insanların benzer davranışlar göstereceği. Bugün ABD‘nin çeşitli askeri birimleri bu konuda ayrıntılı araştırmalar yapıyorlar. Örneğin ABD Savunma Bakanlığı tarafından desteklenen ve 2004 yılında başlayan SSNA (Scalable Social Network Analysis - Ölçeklenebilir Toplumsal Ağ Analizi) projesinde toplumsal etkileşimler, finansal işlemler, telefon konuşmaları, örgüt üyelikleri vb. alanlardaki ağ bağlantılarını modellemeye çalışıyor. Bu çalışmanın temel hedefi de, teröristler ile normal vatandaşlar arasındaki farkları tespit etmek.
Özel ve Kamu arasındaki sınır
Tanımı ve kapsamı konusunda bir ortaklaşma
yok.
Özel ve Kamu arasındaki ayrım nasıl
yapılmaktadır
Mekansal Sınırlamalar
Davranışsal Sınırlamalar
Kararsal Sınırlamalar
Bilgisel Sınırlamalar
Neden Özel Hayat?
Özel Hayat hangi nedenlerle savunulmaktadır?
İnsani
Siyasal
Araçsal
Sonuç, hükumetler, kamu politikalarının biçimlenmesinde kendilerine özel hayatın bilgisel sınırları içinde rollerbiçmekte, mekansal, kararsal ve davranışsal sınırlar ikinci planda kalmaktadır. Özel hayatın insani nedenlerle savunulması son derece soyut ve zayıf kalmaktadır. Son yıllarda kişiselbilgilerin kişinin iradesinden bağımsız olarak kullanımı ön plana çıkmaktadır.
1970lerden beri özel hayat tartışmalarına yön veren özel hayatı bilgisel sınırlar ve araçsal nedenler kapsamında tanımlayan tartışmalar olmuştur.Kişisel Bilginin Korunması: Kurumlar, sahip oldukları bilgiler hakkında sorgulanabilir olmalıdır.Bilgi toplamadan önce ya da toplama esnasında kişilere bilgi toplamanın amacı hakkında bilgi verilmelidir. Özel durumlar dışında bilgi yalnızca kişinin rızası doğrultusunda toplanmalıdır.Toplanan bilginin kullanımı sadece belirtilen amaçla sınırlı olmalıdır. Toplanan bilginin amaç dışı kullanımı yalnızca kişinin rızasına bağlı olmalıdır. Bilgi sadece gerekli olduğu müddetçe saklanmalıdır.Toplanan bilginin doğru, tam ve güncel olmasına dikkat edilmelidir. Bilginin korunması için gerekli güvenlik önlemleri alınmalıdır. Kişilere haklarında toplanan bilgiye erişme,yanlışlıkları düzeltme ve bilgiyi güncelleme hakkı verilmelidir.İzinsiz dinlemelere ve izlemelere, insani nedenlerle karşı çıkmak etkisiz kalmaktadır.Özel hayat, bireysel ölçekte değil,toplumsallığa vurgu yapılarak ele alınmalıdır. Kişiler arası iletişimin izinsiz dinlenmesi/izlenmesi ifade ve örgütlenme özgürlüğü kapsamında değerlendirilmeli ve bu yönde bir kamuoyu oluşturulmaya çalışılmalıdır.Kişisel bilgilerin güvenliği, kamuoyuna çeşitli örnekler vasıtasıyla anlatılmalı ve bu konuda genel bir duyarlılık oluşturulmalıdır. Özel hayat tartışmasını ahlaki ve magazinel düzlemden çıkarıp, devlet, kapitalizm ve yeni iletişim teknolojilerinin öngörülemez gözetim kabiliyetleri arasındaki ilişkisel düzleme taşımak gerekir.
Tor kullanımının ülkemiz yasalarına göre suç olup olmadığına dair bir bilgimiz yok. Ancak Tor‘un kullanımını destekleyen EFF (Electronic Frontier Foundation) busorunu ABD yasaları çerçevesinde yanıtlıyor: ABD‘de Tor kullandığı için ceza alan ya da hakkında dava açılan herhangi biri yok. Tor kullanımının ya da Tor sunucularınadestek vermenin herhangi bir davaya konu olup olamayacağını da bilemeyiz. Gözetim toplumsal bir sorundur ve bu sorunu teknik çözümlerle ancak geçici bir süre aşabiliriz. Fakat toplumsal koşulları değiştirmek için de teknolojiye gereksinimiz olacaktır."
Etkinlik izleyicilerin sorularının katılımcılar tarafından yanıtlanması ile sona erdi.