Tüm Haberlere Dön
TMMOB`LU KADINLARIN `KÜRTAJ-ULUDERE` TEPKİSİ
Haberler Genel Merkez

TMMOB`LU KADINLARIN `KÜRTAJ-ULUDERE` TEPKİSİ

TMMOB`lu kadınlar, TMMOB 42. Olağan Genel Kurulu`nun üçüncü gününde 2 Haziran Cumartesi günü AKP İl Binası`na yürüyerek, `Kürtaj haktır, Uludere katliamdır. Bedenimiz bizimdir` başlıklı açıklamayla AKP Hükümeti`ni protesto ettiler. Kürtajın bir hak olduğu vurgulanan açıklamada, Uludere Katliamı`nın kürtaj tartışması için gerekçe yapılmasına da ayrıca tepki gösterildi.

TMMOB‘lu kadınlar tarafından yapılan açıklamada, Başbakan Tayyip Erdoğan‘ın Nüfus ve Kalkınma Eylem Programı‘nın uygulanmasına ilişkin 2012 Uluslararası Parlamenterler Konferansı kapanış konuşmasında "Sezeryanla doğuma karşıyım. Kürtajı bir cinayet olarak görüyorum" dediği anımsatıldı. "Ardından AKP‘li bakanlardan onu destekleyen mesajlar geldi; "Tecavüze uğrayan kadının çocuğuna devlet bakar" gibi açıklamalarla zihniyetlerini ve kadın düşmanlıklarını bir kez daha ortaya koydular" denilen açıklamada, AKP‘nin kadınlara yönelik gerici anlayışı şöyle eleştirildi:

"Kadın erkek eşitliğine inanmadıklarını her fırsatta dile getirip, üç çocuğu şart koşan, 4+4+4 ile çocuk gelinliğin önünü açan AKP gericiliği bedenlerimizi de denetlemek istiyor. Biz TMMOB‘lu kadınlar olarak buna itiraz ediyor; ‘Çocuk doğurup doğurmayacağımıza biz karar veririz‘ diyoruz."

Türkiye‘de sezeryan patlamasının bir gerçek olduğu ve AKP iktidarı sırasında sezeryan doğumların yüzde 100 arttığı kaydedilen açıklamada, ülkemizdeki sezeryan sorunun gerçek yüzü şöyle ortaya konuldu:

"Normal doğum yapabilecek durumda olan ve bunu isteyen pek çok kadın, her mahallede mantar gibi biten özel hastanelerde sezeryanla doğuma zorlanıyor. Sezeryan patlaması, birkaç doktorun dizginsiz para hırsının değil, sağlıkta özelleştirmenin sonucudur. ‘Sağlıkta dönüşüm programlarınız‘ neticesinde sağlık bir hak olmaktan çıkarılarak, ücret karşılığı alınıp satılan bir metaya dönüştü."

Başbakan‘ın "Kürtaj cinayettir" sözlerine, "Kürtaj haktır, asgari sağlık koşullarına sahip olmayan merdiven altlarında yapılan kürtaj cinayettir; kadınları bilerek, isteyerek ölüme göndermektir" sözleriyle yanıt veren TMMOB‘lu kadınlar, "Kadınları istemedikleri doğumlara zorlamak cinayettir" vurgusu yaptılar.

Açıklamada, Türkiye‘de kürtaja sınırlı serbestlik getiren 1983 yılına kadar pek çok kadının istemedikleri gebeliklerden kurtulmaya çalışırken yaşamlarını yitirdiklerine dikkat çekildi. Dünya Sağlık Örgütü raporlarına göre, kürtajın yasak olduğu ülkelerde sağlıksız koşullarda yapılan kürtajlar nedeniyle yılda 68 bin kadının hayatını kaybettiği kaydedilen açıklamada, şu bilgilere yer verildi:

"2012 yılında dünyada 73 ülkede kürtaj serbest. 68 ülkede yasak. Kürtajın yasak olduğu ülkelerin büyük bölümü Güney Amerika, Güneydoğu Asya ve Afrika‘da bulunuyor. Kürtaja yalnız belli durumlarda izin veren ülkelerin sayısı da 58. Bunların içinde Suudi Arabistan, Arjantin ve Tayland var."

Açıklamada, TMMOB‘lu kadınların tepkisi şöyle dile getirildi:

"Biz TMMOB‘lu kadınlar olarak kürtaj hakkını kadınların kendi bedenleri, doğurganlıkları üzerinde söz sahibi olmasının ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz.

Kürtaj hakkını sosyal haklar içinde değerlendiriyor; tüm kadınlar için özgür, ücretsiz, ulaşılabilir, sağlıklı yasal kürtaj hakkı istiyoruz.

Kürtaj hakkına ilişkin açıklamalarını, bir özrü bile çok gördükleri, faillerin açığa çıkarılmasını engelledikleri ‘Uludere Katliamı‘nı dillendirerek gerçekleştirmesi ise cürette hudut tanımadığını göstermiştir. Bu açıklamayla Erdoğan‘ın ‘Siz doğurun, biz nasılsa öldürüyoruz‘u da itiraf ettiği, bu itirafın Kürt Sorunu‘nun çözümsüzlüğünü katil rolüyle devam ettiren AKP iktidarının çürümüş politikalarının kadınlar açısından nerelere uzanacağının da işareti olduğunu bir kez daha gördük. Başbakan Erdoğan‘ı öncelikle saygıya, arkasından da izana davet ediyoruz. ‘Haddini daha fazla aşma‘ diyoruz.

Başbakan hem Uludere katliamından, hem de sistematik kadın cinayetlerinden sorumludur, bedenlerimizden değil! Kürtaj haktır, kürtaj yasağı daha fazla ‘kadın cinayeti‘ demektir."