Söyleşi Ataman Kınış anısına hazırlanan slayt gösterisi ile başladı.Ataman Kınış‘ın oğlu İrfan Kınış‘ın katılımcılara teşekkür konuşmasının ardından söz alan EMO Genel Başkanı Cengiz Göltaş şunları söyledi; "TMMOB Genel Kurulu öncesi EMO Ankara Şubesi‘ni, düzenlediği bu anlamlı etkinlikten dolayı kutluyorum. TMMOB Genel Kurulu‘ndan kısa bir süre önce birliğimizi son 30 yılına emek ve yön vermiş değerli başkanlarımızı bir araya getirmek son derece anlamlı bir çaba. Hele ki TMMOB tarihsel sürecinde rol oynamış bilgi ve deneyimleriyle bizleri onurla temsil etmiş sevgili başkanlarımızla buluşmaktan büyük onur duyduğumu ifade etmek isterim.Türkiye‘nin toplumsal mücadeleler tarihinde kendi bulunuduğu alanda bilimi,aydınlanmayı,çağdaşlığı, demokrat ve yurtseverliği tabi ki hangi bunalım süreçleri yaşanırsa yaşansın sınıflar mücadelesi ekseninde bizi utandırmayan doğru devrimci tutum almış bir TMMOB‘yi konuşacağız bugün.Roma Senatörü Cato‘nun her ne konuşuyorsa olsun sözünü "Kartaca yıkılmalıdır" diye bağladığı gibi, TMMOB mücadelesini sürdüren herkesin sözünü AKP iktidarı ile şekillenen bu baskı ve yasak düzenine karşı bilim emek ve demokrasi diyerek halkların kardeşliği ekseninde bağlaması gerektiğine duyduğum inançlar hepinizi tekrar sevgiyle saygıyla selamlıyorum. Yaşasın TMMOB ve örgütlü mücadelemiz diyorum."
Açılış konuşmasının ardından söz alan oturum başkanı EMO Ankara Şubesi Başkanı Ebru Akgün Yalçın şöyle konuştu, "Hepiniz etkinliğe hoş geldiniz. Bu etkinliği kurgularken TMMOB ile yarını kurmak kafamızdan geçtiğinde geçmişimizi anmadan yarını kuramayacağımızı örgütleyemeyeceğimizi biliyorduk. Odamız süreçlerine katkı sunmuş büyüklerimizi böylesi etkinliklerle anarak onlara vefa borcumuzu giderebilmek adına böylesine etkinlikleri organize ediyoruz. TMMOB ile yarını kurmak söyleşisini düzenleyerek, çok değerli ev sahiplerimizle bundan sonra mücadele yöntemlerini hepbirlikte söz söyleyelim istedik."
"Kapitalist modelin bize dayattığı diktatörlüğü yaşıyoruz"
Söyleşide ilk olarak Yavuz Önen (25.-33.-34.-35. Dönem TMMOB YK Başkanı) konuştu.Yavuz Önen, tek kutuplu dönemde kapitalist modelim insanlara dayattığı diktatörlüğün yaşandığını belirterek şunları söyledi; "2 gün önce İTÜ Rektörünün elinden meslekte 50. yıl plaketeni almış bir arkadaşınız olarak aranızda taze 50. yıl mimarı olarak bulunmaktan çok büyük mutluluk duyuyorum. Bu törende Rektörün açılış konuşması, resmi açılış biçimleri vs dile gelen bütün nutuk aslında beni başka şeyler düşünmemiz gerektiğine daha fazla iteledi. Geçmişi tekrar etmekten ziyate duruma ve geleceğe yönelik ne yapabiliriz diye bir kaç şey söylemek istiyorum. Bildiklerimizi mühendis mimar ve halkın diğer katmanlarına nasıl sunabiliriz. 21. Yüzyıl biliyorsunuz çok büyük nutuklarla başladı çok büyük umutlar vaadettiler, her şey güllük gülüstanlık olacak ve hatta 2 dünya savaşı sonrası geliştirilen insan hakları hukuku hatırlatılarak ‘refah gelecek savaşlar bitecek‘ demişlerdi. Çok kısa süre sonra aslında bunun çok büyük yalan olduğunu gördük. Bu dünyadaki gelişmeleri konuşmamız lazım çünkü TMMOB‘nin serüveni ve TMMOB ailesinin yaşadıkları aslında dünya olup biten Türkiye‘deki yansımalarıyla iç içe olduğu için hem resmi hem sosyal tarihi olduğundan bunları mutlaka gözden geçirmemiz gerekiyor. Bugün dünyada mutlak bir diktatörlük var. Savaş ağalarının dünyanın tek kutuplu kapitalist modelinin bize dayattığı diktatörlük yaşıyoruz. BM bitti aslında. 2 dünya savaşı sonrası Sovyetlerin oluşturduğu dünyada iş verenlere sosyal politikaları uygulatan süreç bitti. Tek kutuplu dünya en son çare olarak bize ifade edilen ihtilafların çözümünde en son çare olarak başvurulacağı belirtilen savaşı bütün sorunların çözümünde bir kural olarak dayattılar. Bizi böyle eğittiler. Diktatoryal ortamda savaş teknolojisi dünyaya egemen etken olmaya devam ediyor. Biz 10 yıl öncesine kadar silahlara ayrılan paranın 800-900 milyar dolar olduğunu söylerdik. Bugün 1.4 trilyon dolardan söz ediliyor. Yani bu geçtiğimiz 10 yıl içinde yüzde 50 oranında artış var bunun yarısını ABD harcıyor. Bu çok önemli bir faktör. Bilim ve teknoloji içinde olanları çok yakından ilgilendiriyor. Eskiden dünya dengesini nükleer güç belirledi. İleri teknoloji dediğimiz koşullarda ABD dünyada eşi benzeri olmayan güç ifade ediyor ve egale edilemeyen rakipsiz bir şekilde yeni gelişmelerde kulaç atıyor. Bilim ve teknoloji tekeli bu militarist diktatoryal sistemde önemli bir faktör. Ikinci faktör yoksullarla zenginler arasındaki açının giderek açılıyor olması."
"Kamusal alan parçalandı"
Tek kutuplu dünyada üretim sürecinörgütlülüğü yok etmek amacıyla kamusal alanın parçalandığını, üretim sürecinin parçalanması ile sendikalı işçi sayısını giderek azaldığını vurgulayan Yavuz Önen konuşmasını şöyle sürdürdü; "Üretim sürecinin parçalanması sendikalı işçinin azalması örgütlenmenin azalması...ama bu çok önemli bir faktör. Bunun yerine özelleştirme, serbest piyasa ekonomisi içinde bütün kamusal alanın ortadan kaldırılması birlikte davranma kamu değerini ortadan kaldıran onun yerine bireyselliği ikame eden bir süreç. Bu meslek örgütlerini de derinden etkileyen süreç haline geldi. Bizi yutan alıp götüren bir mekanizma ile burun burunayız. Bilim ve teknoloji tekeline karşı savaş çığırtkanlığına karşı TMMOB ortamı ne yapmalı? Temel bir önerim var, 70‘li yıllarda bunu denedik başarılı olduk. Bilgiyi hareketlendirmek, bildiklerimizi yazıp çizdiklerimizi birilerine bizim dışımızdakilere ulaştırmak. Eskiden bunu yayınlarımızla yapıyorduk, Birlik Haberleri başarılı bir örnek olarak önümüzde duruyor.Gelişen teknolojiyi TMMOB ortamında en iyi kullanan sosyal kesimlerinden birisiyiz, bir mücadele uğruna daha fazla nasıl etkili yapabiliriz bunun programını yapmamız lazım, bunun araçlarını bulmamız lazım. Yeni mücadele biçimleri ne olacaksa bunları bizim tespit edip paylaşmamız lazım. Müthiş bir teknolojik ortam var. Hep bize söylenir ya Arap Baharı böylesi bir teknolojiyi bütün kısıtlamalara rağmen başarılı olmuştur. Bizim daha fazla imkanlarımız olduğuna inanıyorum. Dağıtılmış olan örgütlülüğü zayıflatılmış dayanışma ruhunu yeniden inşaa etmemiz gerekir. Dilimizi sadeleştiren bir mücadele dilini yaratmamız lazım.
Sosyal mücadelede 70‘li yıllar mühendis ve mimarların militan olduğu yıllardır. Bir yaşam biçimiyde sosyal ve politik mücadele TMMOB ortamında. Yok edilmiş olan militan ruhu yeniden inşa etmek gerekir. 80 darbesi örgütlülüğü, solcu olmayı, devrimci olmayı suç ve günah saymaktan öte örgütlü olmayı da topluma suç olarak empoze etmiştir.Mimarlar Odası‘nda ve TMMOB‘de ben ve bana benzeyen arkadaşlar yönetime girmesin delege olmasın etkili olmasın diye çok büyük dirençle karşı karşıya kaldık. Bunu bilmemiz lazım.1970 ve sonrası TMMOB tarihinde bir tek hattı korumayı başarmış yönetime sahiptir. Değişik nüanslarıyla farklılıklarıyla bir tek hattı çekmiştir bu çok önemli bir başarıdır. Bu militan ruhu yeniden yaratmak sakın size yabancı eski gelmesin.
Türkiye kapitalizminin kendi yeniden inşaa sürecine TMMOB devrimci programla nasıl karşı çıkacak nasıl boğuşacak. Bu proje hepimizi hedef alan bir projedir. 1960 Anayasa ile kamusal olarak örgütlenen TMMOB, kanun hükmünde kararnamelerle hedef alınmakta yok edilmek istenmektedir. Halkın TMMOB‘ye ihtiyacı var bunu hep söylüyoruz. Biz üretelim.Yansısız tarafsızız çok değişik siyasi iklimlere mensup olabiliriz gelin ortak bir siyasi hattın beslenmesine de artık kaynaklık edelim."
"TMMOB etrafından toplanın"
Söyleşide Yavuz Önen‘den sonra söz alan Teoman Alptürk (28.-29.-30.-31.-32. Dönem TMMOB YK Başkanı) yaşanan olumsuzluklara karşın TMMOB etrafından toplanılması çağrısında bulundu. Teoman Alptürk şunları söyledi; "Ben 80‘den sonra TMMOB ve EMO‘da görev yapmıştım, daha önce de EMO‘nun Yönetim Kurulu‘nda görev yapmıştım. Eski yayınlarımızı karıştırırken bir arkadaşımın ‘Zor Yıllar‘ diye bir yazısını okudum. O günküler ile bugünküler inanılmaz öteye gitti bugün. O gün belki fiziken işkence konusu daha ağırdı ama bugünkü işkenceler o fiziki işkenceleri aratır durumda. Biz bugün varsak yaptıklarımızla direncimizle buradayız. Buradaki arkadaşlarımız sadece örgütlenmenin liderliğini yürütmek durumundaydı. Eskiden etrafımızda oluşan ve Odaların, TMMOB‘nin görevlerini yerine getirirken sanki kendisine çalışıyormuşçasına topluma yararlı olmak için elinden geleni yapan kişilerle doluydu. O dönemi Yavuz da Kaya da çok iyi yaşadılar. Mehmet Soğancı daha genç olduğu için onu sonraya sakladım. Buz gibi odalarda oturduk. Askeri darbenin arkasından bu binayı boşaltmak durumunda kaldık. O günkü personelimizin maaşlarını ödeyebilme çabalarımızı farklı noktaya gitti. Bir araya toplandık. TMMOB‘yi Mimarlar Odası‘nın binasında topladık ama ısıtamadık, elektrik parasını zor topladık. Artık söz bitti.Bugün derdimizi anlatabileceğimiz kimse malesef yok. Etkili olmanın programı nedir? Kendi aramızdaki dayanışmayı sağlamaktır. Bu kolay mı? Kolay değil. Ülkede çıkarcılık alıp başını gitmiş. Mühendis ve mimarlar arasında bu çok yaygın. HES konusunu hepiniz biliyorsunuz. Bunların denetlenmesi konusunda, bu projelerin yapımı pazarlanması konusunda mühendis kardeşlerimizin gösterdiği performans beni şaşırtıyor. Bu durumu inanılmaz bir şekilde başkalarının aleyhine de olsa paraya çevirmeye çalışıyorlar. Onun için işimiz zor. Kentsel dönüşüm arkasından orman alanları var satacak bir şey kalmadı.Biz toplumsal girişimlerimizi sürdürmek ve ülkemiz halklarına hakettikleri yaşam seviyesine çıkartmak için çalışmalı, bunun örgütlülüğünü dayanışmasını sağlamak durumundayız.Eğitimsizleştirme konusu çok etkili şekilde sürdürülüyor. Bu sadece bizimkilerin aklıyla olmuyor uluslararası kuruluşların, dünyayı yöneten kuruluşların planlarının sonucu. Eğitim neredeyse sıfır noktasında, Türkiye‘deki ortalama eğitimin ilkokul 3 seviyesinde olduğu söyleniyor. Adamın eğitimi yok parası da yok tut kulağından istediği yere götür.Bizler ciddi eğitimler aldık. Ülkenin tüm sorunlarına mühendislik ve mimarlık sorunlarına, diğer sorunlara da aklımız yatar, çözümler getiren, bütün söylediklerimizin doğru olduğunu görüyoruz.
Biz toplum için hareket ederiz. Bunu 70‘li 80‘li yıllarda yaşadık gene yaşıyoruz. Ben inanıyorum ki mühendis ve mimarların gücü ve toplumsal hareketlerdeki becerisi ülkesine yardımcı olacaktır. Sizlerden beklediğimiz örgütünüzün etrafından toplanın ve verilen görevleri bilim ile mühendislik çerçevesinde yerine getirin."
"TMMOB‘nin iktidar ile olan ilişkisinde birbirine zıt iki dönem var"
Teoman Alptürk‘ten sonra konuşan Kaya Güvenç (36.-37. Dönem TMMOB YK Başkanı) şunları söyledi; "Geçmişimiz var ise onu geleceğe köprü olarak taşımak güzel bir olay onun için yaptığınız etkinliği kutluyorum. Dünyayı değiştirmek istiyorsanız böyle misyon belirlemişseniz kendinize, geçmişte dünyayı nasıl değiştirmek için çalışmışları incelemenizde yarar var. Yarını kurmak aslında bir anlamda geçmişte neler yaptık onları irdelemek gerekiyor. Etkinliğin tanıtımında, ‘ Aklın ve bilimin ışığında, mesleğin ve meslektaşların haklarını, ülke ve kamu çıkarlarını savunan TMMOB hiç bir iktidar ile yandaşlık ilişkisi kurmamıştır.‘ deniliyor.TMMOB‘nin iktidar ile olan ilişkisinde birbirine zıt iki dönem vardır. Birisi kuruluştan sonra 1970‘e kadar olan dönem birisi de 1970‘den günümüze kadar süren dönem. Hiçbir tarih kendiliğinden paraşütle gelmiyor, geçmişi var birikimin nitel bir olaya dönüşmesi gerekiyor. Esas aldığım tarih 18 Nisan tarihidir. TMMOB‘nin ilk çıkan dergilerinden mühendislik mimarlık haberleri diya haftalık gazete çıkıyor. Orada bir dönem 1959 yılında TMMOB‘nin idari heyeti hakkında bilgiler verilmiş. Başkan Afyon milletvekili, ikinci başkan fen heyeti başkanı, bilmem hangi kurulun genel müdürü öbürü genel müdür muavini öbürü bölge müdürü. Tamamen bürokratlardan oluşan yönetim kurulu listesi karşımıza çıktı. O tarihlerde TMMOB‘nin yönetimi sorunları çözmek için benimsediği yöntem iktidar ile yakın ilişkiler. Zamanın umumi katiplerinden (genel sekreter) Mithat Ersöz‘ün ilginç bir yazısı var. Farklı görüşte olmakla beraber o tarihteki TMMOB‘nin bakış açısını yansıtmaktadır. İktidar ile ilişki son derece sıkı bir ilişki bu yönetimlere tavırlara yansıyor. Yazının başlığı ‘Mühendisler miting yapar mı?" 1959 tarihinde yazmış bu yazıyı. Mühendis ve mimarların ilk mitingi ve yürüyüşü 1949 yılında Ulus‘tan Zafer Alanı‘na yapılan mitingtir. Nedeni de o tarihde İstanbul‘da bir inşaatın yabancı mühendis ve mimarlara verilmesidir. Mithat Ersöz ‘olur mu öyle şey mühendis mimar kalkıp miting yapar mı?‘ diyor. Mühendislerin mitingi kendi kongreleridir diyor. Aslında diyor mühendislerin ‘böyle bir tertibe ihtiyaç yoktur çünkü onlara her alan açıktır hatta Millet Meclisi‘nin kapıları kendilerine sürekli açıktır.‘ Anlayış bu. 10195 Sayılı Yövmiyeli Teknik Personel kararnamesi vardır onun her değişikliğinde Bakanlık taslağı TMMOB‘ye gönderiyor her toplantıya katılıyorlar. Zamanın bakanları geliyor konuşuyorlar.
Bu dönem niye 1970 yılında değişti? 60‘lar dünyası ve Türkiye‘si çok farklı. Sosyalist sistemin var olduğu kapitalist sistemle bilim ve teknoloji konusunda boy ölçüştüğü dönem. Metropol ülkelerde işçilerin hak arama mücadelesi var komünist partilerin, sosyalist partilerin iktidarlara aday olduğu bir dönemden bahsediyoruz. Bizler için de o dönemin gençliğini yaşamız arkadaşlar olarak Che efsanesi var Vietnam direnişi var.Kendi kendini lağveden bir örgüt var mı tanıyor musunuz? 1960‘ın başında TMMOB genel kurulunda TMMOB‘yi lağvetme kararı alınmış. Odalar kalacak TMMOB gidecek. Meslek arası çekişmeler dünyaya bakışı farkıl noktaya getirmiş. 1965 yılında 624 Sayılı kamu çalışanları sendikalarının kurulma kanunudur, grev yok ama sendika var. Çünkü 1961 Anayasası‘nda böyle bir madde var. Mühendis ve mimarların içinde yer aldığı 50‘den fazla sendika var. Ayrıcalıklı bir meslek grubu mühendis ve mimarlar. Bu ayrıcalıkları çok kısa süre sonra yitiriyorlar, gelir düzeyleri azalıyor. Şimdiki Devlet Memurları Kanunu o zamanlar çıkıyor. Kıyamet oradan kopuyor. 18 Nisan‘daki miting bu nedenle yapılıyor. Forumlar yapılıyor boykot kararı alınıyor. 3‘er ayalık ara ile yapan birisi 2 günlük birisi 3 günlük teknik eleman boykotu var 1970‘de. Bunların arasında TMMOB yok. Çünkü 1970 yılında genel kurulu yapmış 1973‘e kadar genel kurulunu toplamıyor. TMMOB yönetiminde olanların sıkıyönetim ile bağlantıları olduğu yönünde birtakım teyit edilmemiş bilgiler de bulunuyor.
İMO ve EMO‘da bürokrat yönetimlerin ağırlıklı olduğu yönetimler değişmiş yerine genç arkadaşlar gelmiş.Bürokratları alaşağı eden yönetimler içinde iki unsur var. Bir tanesi TİP‘li mühendis ve mimarlar ikincisi 1968 hareketinden sonra mezun olmuş sosyalist, komünist, devrimci arkadaşlardır bürokrat yönetimler yerine yeni devrimci yönetimlerin gelmesini sağlayan unsurlar.1970 yılının sonunda forum yapılacak. TMMOB sadece olaylara katılmakla yetinmiyor aynı zamanda çağrı yapıyor, ‘biz buna karşıyız, bu kanun henüz kesinleşmedi böyle boykot eyleminin yapılmasına karşıyız‘ diyerek neredeyse muhbirlik yapıyor.Birliğin yönetimi 1973 yılında değişti. Siyasi iktidar ile TMMOB arası bürokrat yönetim dönemi ilişkiler 1970‘lerden sonra değişti.
1972‘de 12 Mart‘ın karanlığında AP yani Süleyman Demirel‘in liderliğini yaptığı Türkiye‘deki sermaye çevresinin temsilciliğini yapan AP, TMMOB‘nin lağvedilmesi için kanun teklifi verdi. Bu olay Odaların mücadelesi ile püskürtüldü. Sebep neydi? ‘Bilim ve tekniği halkımızın yararına kullanmakta kararlı olan Türkiye teknik ordusu‘ diye kendine böyle sıfat takan anlayışın mücadelecileri ile böyle noktaya geldik. İkinci büyük olay 12 Eylül dönemi. O dönemde de TMMOB‘nin kapatılmasını sağlamaya çalıştılar, kapatılmadı ama bir hayli budandı. Üçüncü faşist dönem hangi dönem diye soracaksınız? Bugünlerde çıkmakta olan kararnameler dönemi."
"TMMOB hayatın her alanındaki mücadelede vardır"
Kaya Güvenç‘in ardından söz alan TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Soğancı şunları söyledi; " Ben ilk kez TMMOB‘yi 1. Boğaz Köprüsü ile ilgili yazı ile tanıdım. Mühendis ve mimarlar Boğaz Köprüsü‘ne karşı diye bir yazı okumuştum.1985 yılında mezun olduktan sonra MMO‘ya kayıt oldum.Bir grup arkadaşımızla birlikte meslek örgütünde çalışma fikriyatımız oluştu. 1994 yılında Oda başkanı oldum 8 yıl kadar bu görevi yaptıktan sonra daha sonra Birlik yönetim kurulunda görev aldım. Teoman Öztürk için yapılan toplantıda duymuşsunuzdur mücadele kavramı TMMOB yönetim kurulunda 8‘e 7 oy ile yönetimden geçmiştir. Türkiye‘nin o günkü konumuna baktığınızda gelişen toplumsal gelişim içinde meslek örgütleri içinde meslek alanlarıyla ilgili örgütlenmenin olduğu dönemde TMMOB, 12 Mart faşizminin hemen arkasından böyle bir dönemi yaşamış. TMMOB ilk hamleyi yapan bir örgüt, belki o zamanlar TTB toplumcu sağlıkçıların elinde değildi.Her dönemin kendi dünyadaki ülkedeki konjonktörel döneme bakarak değerlendirilmesi gerekir. 1970‘e kadar farklı TMMOB anlayışı 73-80 dönemi toplumsal TMMOB dönemi, 90‘lara kadar TMMOB‘nin kapısının açık olduğu zor bir dönem. Türkiye‘de açık faşizm uygulanıyor, insanların nefes alma durumu yok, 90‘lı yıllardan sonra TMMOB‘nin durumu.
Yeniden toparlanma dönemi olarak 90‘lı yıllar olarak tanımlanabilir.Yakın tarihimizde iki önemli olay var. 1998 Demokrasi Kurultayı Belgesi, TMMOB‘nin 90‘dan sonra toplumsal etki anlamında yarattığı en önemli belgedir. Kürt sorunundan, çevre sorununa, mesleğimize yönelik siyasal belgedir.TMMOB kendini 98 Demokrasi Kurultayında ve sonucunda kendini ifade etmiştir.İkinci önemli belge, 2003 yılında yapılan Mühendislik Mimarlık Kurultayı‘dır. Örgütümüzün bir kez daha kendini tanımladığı yol haritasının belirlendiği siyaset belgesidir. TMMOB bu belgelerin ışığında yürümektedir.70‘lerden beri TMMOB‘nin dilinde mücadele kelimesi kullanılarak da bu çalışmalar kendini gösterdi. Kongre, kurultay sempozyum çalışmaları meslek için eğitim çalışmaları bu iki çizginin bileşkesi olarak bugüne kadar gelindi.TMMOB‘nin birikimlerine sağlam zemine oturuyor olmasından dolayı Türkiye‘deki toplumsal mücedelede yer almaktadır. Bir yandan mesleki olarak ifade etmek bir yandan Türkiye‘de özgürlükler mücadelesinde yer almayı içselleştirmiştir. Termik santrallere karşı HES‘lere karşı, maden işletmeciliğine karşı konuştuk, Kürecik‘te, İstanbul‘da 3. Boğaz Köprüsü‘ne karşı, Mersin‘de nükleer santral kurulmak istenmesine karşı, 6 Kasım‘da özerk üniversite etkinliklerinde konuşmuşuzdur. Taksim‘de 1 Mayıs‘ta varız. TMMOB hayatın her alanında mücadelede yer almıştır. Sayısız yerel dinamiklerin yaptığı etkinliklerde yer almış, mücadele kelimesinin altını doldurmuştur.
TMMOB açısından gelinen durumu değerlendirmek için bir kaç sayı vermek lazım. Ben TMMOB başkanı olduğumda nüfus 260-270 bin arasındaydı şimdi 400 bin. İKK sayısı 21‘di şimdi 44. Sayısal olarak baktığımızda açılan üniversiteler buradan mühendis diploması alarak mezun olan insanlar, teknoloji üniversitelerinden 2 yıl sonra mezun olacak gençler netice itibariyle 5 yıl 1 milyon üye olma potansiyeline ulaşacak bir örgüt. Temel sorun, AKP taassubunun yaygınlaştığı bir dönemi yaşıyoruz. Tayyip Erdoğan her yerde ‘Ben Odaları istiyorum‘ diyordu. Bu örgütü AKP‘lileştiremeyeceklerini cümle alem anladı. İşlevsizleştirmek, örgütsüzleştirmek, yetkisizleştirmek. Örgüt üye bağlantısını koparmak için çalışıyorlar. Esas proje büyüktür."
Etkinlik izleyenlerin sorularının katılımcılar tarafından yanıtlanması ile sona erdi.