DENİZLİ NÜKLEER KARŞITI PLATFORM BASIN AÇIKLAMASI
DAHA FAZLA FUKUŞİMA OLMADAN NÜKLEER SANTRALLERDEN VAZGEÇİN!
11 Mart 2011 tarihinde Japonya‘daki depremin ardından Fukuşima Nükleer Santrali‘nde dünyanın en büyük nükleer felaketlerinden biri meydana geldi. Felaketin insan ve çevre sağlığı üzerine etkileri hakkında kesin bir veriye ulaşmak için aradan bir yıl geçmiş olmasına rağmen hala erken. Felaketin ardından 10 kilometre çapındaki alanda 90 bine yakın kişi tahliye edildi. 22 kilometre çapındaki alanda ise 200 bine yakın kişinin tahliye olduğu tahmin ediliyor.
YER GÖK RADYASYONA BULANDI
Fukuşima Nükleer Santral Kazası sonrası radyasyon bulaşmış toprak halen temizlenmeye çalışılıyor, radyasyon bulaşmış toprak ve malzemeler geçici merkezlere taşınıyor. Su da kirlendi. Fukuşima‘da ilk yirmi dört saatte soğutulamayan reaktörde büyük bir hidrojen patlaması oldu. Yüksek miktarda radyasyon havaya karıştı.
Fukuşima sonrası bir çok ülkede nükleer santral karşıtı eylemler sonuç vermiş, Alman Hükümeti 2022‘ye kadar tüm nükleer santrallerini kapatacağını duyurmuş, Alman Şirketi Siemens ne Almanya‘da ne başka bir yerde artık nükleer santral inşa etmeyeceğini açıklamıştır. İtalya Çernobil‘den sonra dört reaktörünü kapatmış nükleersiz bir ülkeydi. Fukuşima sonrası İtalya‘da referandum yapıldı. Oylamaya gidenlerin yüzde 90‘ından fazlası "nükleere hayır" dedi. İsviçre Fukuşima‘dan sonra beş reaktörünü kapatma kararı aldı. 2034‘e kadar, reaktörleri kademeli olarak kapatacak.
HÜKÜMET KÖR, HÜKÜMET SAĞIR
Ülkemizde ise Akkuyu Nükleer Santrali için AKP Hükümeti dünyadan bir haber, nükleer ısrarını sürdürmektedir. Kapalı kapılar arkasında uluslararası antlaşma ile Rus şirketinin vergi vermeyeceği, hissesi yüzde 51‘in altına düşmeyeceği, istediğinde ilave arazi alabileceği ve daha önce hiçbir yerde denenmemiş olan VVER-1200 Tipi Nükleer Santralin atıklarının ne olacağı sorusu ortada duran ve bütün sonuçlarından ülkemizin zarar göreceği bir anlaşma bizlere AKP Hükümeti eli ile dayatılmıştır.
Rusya tarafından kurulan Akkuyu Nükleer Güç Santralı Elektrik Üretim Anonim Şirketi‘nin kuruluşunu 14 Aralık 2010 tarihi itibarıyla resmi olarak gerçekleştirmiştir. Akkuyu NGS Elektrik Üretim A.Ş tarafından "Akkuyu Nükleer Güç Santral" projesi ile ilgili ÇED başvuru dosyası 2 Aralık 2011 tarihinde bakanlığa sunulmuştur. ÇED başvuru dosyası 1 Mart 2012 tarihinde ise Çevre ve Şehircilik Bakanlığı İnternet sitesinde sessiz sedasız halkın görüşüne açılmıştır.
Nükleer santrallar, kirli, pahalı, atık sorunu çözülememiş, riskli bir enerji kaynağıdır.
Ülkemizin yerli ve yenilenebilir kaynakları potansiyeli değerlendirilmeyi beklemektedir.
Türkiye‘nin nükleer teknoloji ve nükleer santral sahibi olacağı iddiaları tamamen kandırmacadır. Yapılan anlaşma ile Türkiye değil, Rusya Türkiye‘de nükleer santral sahibi olacaktır.
Akkuyu‘da kurulacak olan santral, 36 yıl önce 1976 yılında verilmiş olan yer lisansına dayanmaktadır. 36 yıl içindeki değişimleri hesaba katmayan bir yer lisansının kabulü mümkün değildir.
Bunca teknoloji ve endüstriye sahip, felaketler karşısında örgütlü toplumlardan birinde bile Çernobil düzeyinde nükleer santral kazası meydana gelebiliyor ise; İkitelli‘de radyoaktif hastane atığına sahip çıkamadığı için 300 vatandaşının radyasyona maruz kaldığı, Kütahya‘da maden işletmesinden sızan siyanürün köylerdeki içme suyuna karıştığı, Van depreminde halkına çadır götüremeyen, kontrol edilen binaları artçı sarsıntılarda yıkılan, çadırlarında insanlarının yandığı, daha yeni Pozantı‘da bir HES projesi olarak kurulan barajın kapağının patlaması sonucu 10 işçinin boğularak öldüğü, nükleer santrali "tüpgaz" ile kıyaslayan başbakan ile yönetilen bir ülkede nelerin olabileceği tahmin etmek güç değildir...
Enerji üretiminde her zaman doğru seçenekler vardır. Bütün mesele yenilenebilir enerji kaynaklarımızı öne çıkaran doğru bir planlama ve kamusal anlayışın yaratılması, mevcut kaynaklarımızın çevreye uyumlu bir şekilde değerlendirilmesidir. Şimdi nükleer santral değil, enerji kaynaklarımızı kamu yararına devreye sokmak, enerji verimliliğini gerçek anlamda hayata geçirmek, enerjide toplumsal adaleti ve hukuku yaratmak zamanıdır.
Banka hesaplarını insan hayatından önde tutanlara, havamızı, suyumuzu kirletenlere, tüp gazla nükleer santrali ayıramayanlara geleceğimizi teslim etmeyeceğiz.
Fukuşima bir daha asla!
Nükleere İnat Yaşasın Hayat!
DENİZLİ NÜKLEER KARŞITI PLATFORM ADINA
DENİZLİ ELEKTRİK MÜHENDİSLERİ ODASI
12 MART 2012