Tüm Haberlere Dön
RAMAZAN PEKTAŞ, KANAL B’DE ELEKTRİK ELEKTRONİK MÜHENDİSLİĞİ GÜNLERİ VE ELEKTRİK ZAMMINI DEĞERLENDİRDİ
Haberler Ankara

RAMAZAN PEKTAŞ, KANAL B’DE ELEKTRİK ELEKTRONİK MÜHENDİSLİĞİ GÜNLERİ VE ELEKTRİK ZAMMINI DEĞERLENDİRDİ

EMO Ankara Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Ramazan Pektaş, 05 Ekim 2011 Çarşamba günü Kanal B’de yayımlanan Günce programına katılarak, 29-30 Eylül-01 Ekim 2011 tarihlerinde ODTÜ Kültür Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen “Elektrik Elektronik Mühendisliği Günleri” ve elektrik ile doğalgaza yapılan zamları değerlendirdi.

 

29-30 Eylül-01 Ekim 2011 tarihlerinde ODTÜ Kültür ve Kongre Merkezi`nde gerçekleştirilen "Elektrik Elektronik Mühendisliği Günleri" duyurularının Eskişehir Yolu üzerindeki üst geçitlere asılması ve Büyükşehir Belediyesi yetkililerinin bu pankartları indirmesi konusunda değinen Pektaş şunları söyledi; "Bir yıldır üç üniversite ile birlikte bu etkinlik için çalışma yürüttük, geçen haftada Elektrik Elektronik Mühendisliği Günleri etkinliğini yaptık. Elektrik Elektronik Mühendisliği iç içe girmiş bütünleşmiş, birbirini tanımlayan disiplinler haline geldi. Bununla ilgili sorunları, çözüm önerilerini her türlü tartışmayı buluşturmak için etkinlik yapma fikir ortaya çıktı. Bilkent, Gazi ve Kırıkkale Üniversite Mühendislik Fakültesi ile birlikte bu etkinliği düzenledik.

Her etkinlik öncesi yaptığımız gibi son haftaya girince biz etkinliğimizi duyururuz. Eskişehir Yolu üzerindeki üst geçitlere bez afişler astık. Bunu asmak için Valiliğe, Emniyete ve Büyükşehir Belediyesi`ne yazılar yazdık. Yasa gereği bilimsel etkinlikler için sadece bildirim yapılması gerekiyor izin alınması gerekmiyor. Biz bu saydığım kurumlara bildirim artı izin formatında yazı yazdık. Emniyetten bize ‘belediyenin gösterdiği yerlere asılabilir` diye yazı geldi ancak belediyeden halen cevap yazısı gelmedi. Belediyede bize sözlü olarak ‘sizin etkinliklerde negatif bir şey olmaz gidin asın` denildi. Biz de gittik, başka kurumların, bakanlıkların afişlerinin bulunduğu üst geçitlere etkinliğimizin duyurusunu astık. Asıldığı gün akşamüzeri hava karardığında afişler toplatıldı. İlginç olanı üst geçitlerdeki diğer afişler duruyor sadece bizimki toplatılıyor. Ertesi gün bilime düşman yaklaşım sergilendiğini dile getirerek basın açıklaması yaptık. Bu açıklamamıza karşı büyükşehir belediyesinden açıklama geldi. Bu açıklamada, hukuksuz davrandığımız korsan afiş astığımız söyleniyor.

Bizimki korsan olmaz hukuk dışı hiç olmaz, bizim yazdığımız yazılar var buna hayır diye cevap verilse belki büyükşehir belediyesi haklı konumda olabilir. Üst geçitlerde başka derneklerin, vakıfların bakanlığın afişleri de olduğu için biz de gidip buralara bez afişlerimizi astık. Aynı akşam sadece bizimkiler toplandı diğerleri durdu. Eğer yasaksa herkese yasak olmalı buna belediyeler de dahildir bakanlıklar da dahildir, adı sanı duyulmamış köy dernekleri dahildir. Geçen hafta Niğde`nin tanıtım günleri duyurusu her yerde asılıydı. Bunlar yasak değil. Belediye otobüslerinin önünde bile bu duyurular var. Bzimkinin 1 gün dahi kalmasına tahammül edilmiyor. Eğer yasaksa herkese yasak olsun biz de asmayalım. Asılabiliyorsa 3 üniversite ile birlikte bir Meslek Odası`nın yaptığı etkinliğin afişleri orada durmalıydı. Durmasına izin verilmemesi bizim ayıbımız değil. Belediyenin açıklaması çifte standart içeren bir açıklama. Buralara herkes duyurularını asabiliyor ne ilginçtir ki sadece EMO asamıyor."

"Elektromanyetik dalgaların insanlara etkisi netameli bir konu"

Günce programı sunucusu Altan Alkan`ın "Elektrik Elektronik Mühendisliği Günleri" konusundaki sorularını yanıtlayan Pektaş, "Bu tür etkinliklerde genelde farklı konuları bir araya getirip tartıştırır, aynı konu üzerinde farklı düşünceler varsa aynı oturumda dile getirilmesinin yöntemlerini ararız. Etkinlik boyunca akademik bildiriler vardı. Onun dışında paneller ve özel oturumlar vardı, buralarda farklı yaklaşımlar sergilendi."dedi.

"Elektromanyetik dalgalarla ilgili pek çok şey söyleniyor, kimi insan için zararlı olur kimi zararı olmaz kimi insana zarar vermesi için şu kadar yıl geçmesi lâzım diyor. Çocuk parkı gibi yerlerde bu tür şeyleri olmaması gerektiği söylenir. Elektrik Elektronik Mühendisliği Günleri etkinliğinde düzenlenen panelde bu konu nasıl değerlendirildi?" sorusunu yanıtlayan Pektaş şunları söyledi; "Elektromanyetik dalga iyonize etmeyen radyasyon türüdür. İyonize etmeden uzun süre düşük yoğunlukla bile olsa zarar verme riski olan, maruz kalma süresi uzadıkça dalganın şiddeti arttıkça etkisi artan bir yanı var. Bununla ilgili çok fazla tartışma var, zararlı diyenler de var zararsız diyen de var. Zararsız olmadığını yüzde yüz söylemek mümkün değilse, tamamen zararlı olmadığını söylemek de mümkün değil. Ortada risk faktöründen bahsedilebilir. Herkes riskin yüksek mi alçak mı olduğunu tartışıyor.

Bizim etkinlikte genelde zararlı olduğu görüşü dile getirildi. Bu konu hem netameli hem önemli bir konu.Hem insan sağlığı açısından hem teknik açıdan olayın detaylarını bir şekilde yansıtmaya çalışıyoruz."

"Ar-Ge teşviklerinde suiistimaller yapılabiliyor"

Altan Alkan`ın "Ar-Ge her geçen gün daha önem taşıyor? Ar-Ge ile ilgili etkinlikte neler konuşuldu?" sorusuna Ramazan Pektaş şu yanıtı verdi, "Biz bu yıl başında ODTÜ`de sadece Ar-Ge konusunda etkinlik düzenledik. Ar-Ge tanımından tutun teşviklere kültürüne kadar pek çok konu bu etkinliğimizde tartışıldı. Elektrik Elektronik Mühendisliği Günleri`de Ar-Ge ile ilgili oturuma katılan konuşmacıların bir kısmı bu tür teşviklerden nasıl yararlanabileceğini anlatırken Şube adına ben konuştum ve konuşmamda bu teşvikleri kullanırken suiistimaller yapıldığını söyledim. Bu uygulamalarda gözden kaçan ufak tefek şeyler olabilir ama bunlar görünür hale gelince birilerinin ona dur demesi lazım. Evet teşvikler verilsin destekler sağlansın ama eskiden beri söylenen bir şey vardır; tüyü bitmemiş yetimin hakkını kimse yemesin. Bunları suiistimal edenlerin üzerine gidilsin.

Buradaki temel suiistimal şu; Ar-Ge ya da yenilik faaliyetlerine sağlanan ayrıcalıkları bu faaliyetleri yapmadan almak istiyorlar ya da alıyorlar. Bir örnek verirsem, taşrada bir tekno kentte çalışmaların yüzde 80`e yakını Ar-Ge çalışması değil. Web sayfalarına baktığınızda bu şirketlerin çalışmalarının Ar-Ge olmadığı biraz Ar-Ge konusundan anlayan herkes tarafından anlaşılır. Bunlar kangrendir temizlemezseniz bütün vücuda yayılır. Neyin Ar-Ge olacağı bellidir. En temel haliyle Ar-Ge, insan ve toplum bilgi dağarcığını artırılması yönünde sistematik ve yaratıcı çalışmalardır. Üç türlü Ar-Ge var, bir ‘Temel Ar-Ge` bunların ekonomik yarara dönüşmesi beklenemez. Diğer ikisi ‘Uygulamalı` ve ‘Deneysel Ar-Ge.` Ülkemizde AR-Ge kültürünün tam yerleşmemesinden dolayı suiistimaller oluyor."

"Elektriğe yapılan zam yüzde 9.58`den çok daha fazla"

Elektriğe yapılan zamları da değerlendiren Ramazan Pektaş, elektriğe hükümetin belirtildiği gibi yüzde 9.58`den çok daha fazla oranda zam yapıldığı belirterek şunları söyledi, "Geçenlerde bir gazetede köşe yazarının elektrik zamlarının geciktiği için fazla olduğu yönünde bir yazısı vardı. Bizim açımızdan bu yaklaşıma çok katılmak mümkün değil.

Son 4 yıl içinde yapılan zamların kümülatifi yüzde 88. Bunu her yıla böldüğünüzde yıllık zam oranı ortaya çıkar. Buna yetersiz ya da az demek gerçekçi değil. Geçmişte gereğinden çok fazla zamlar da yaptılar. Arka arkaya yüzde 20`lik zamların yapıldığına dair istatistikleri var. Enflasyonun yüzde 20`lerde olduğu ondan dolayı yüzde 20 oranında zam yapıldığı söyleniyorsa o zaman işçinin, memurun ücretlerine bu oranda zam yapılması gerekli. 2008 yılında maliyet bazlı fiyatlandırma kavramını getirdiler-otomatik zam diyoruz diye bize kızıyorlar-.

Dolar arttı petrol doğalgaz fiyatları arttı diyorlar. İlginç olan şu, EÜAŞ Genel Müdürü bizim etkinlikte de konuşmacıydı. EÜAŞ, EPDK`dan zam istememiş, bizim açımızdan zam gerektirecek durum yok demiş. Tabi söylenen zam yapılmayacak demek değil. Doğal olarak EÜAŞ böyle bir açıklama yapmaz. Yapılan zam, dağıtım şirketlerinin EPDK`dan talebi. Kamu üreticisi zam yapılacak durum yok diyor ama dağıtıcılar zam yapılsın diyor. Burada ilginç olan şu, bize yıllarca özelleştirme gerekçesi olarak ‘kamu hantal finansal sağlayamıyor kötü işletiliyor` denildi. Özelleştirme demek zam demektir diye her yerde her zaman defalarca söyledik. Bugün bu teyit ediliyor. Kamu çalışma şekli gerekse maliyetler açısından zam gerekmediğini düşünüyor, hemen hemen hepsi özelleştirilen dağıtım şirketlerinin talebiyle zam yapılıyor. Daha önceki zamların bir kısmında ilginç şu noktalar vardı, bazı kalemlerde vergiler artırıldı, bir ara dağıtım şirketlerinin dağıtımdaki hissesi artırıldı. Özelleştirmeler başlamadan önce dağıtım payı yüzde 12 iken şimdi yüzde 18 civarında. Özel şirketler zarar görmesin daha fazla kâr etsin diye bütün bunlar yapıldı. Sokak aydınlatması örneğin biz faturalarımızda belediye tüketim payları ödüyoruz. Öbür taraftan bizim paramız olan Hazine`den sokak aydınlatmasının parası dağıtım şirketlerine ikinci kez veriliyor. Bu iki kere para ödemeniz demektir. Yapılan bu zam çok ilginç bir zam.Meskenlere yüzde 9.58 oranında zam yapılmış öyle anlaşılıyor değil mi? Ama öyle değil. Türkiye`deki meskenler ikiye ayrılmış bir kalkınmada öncelikli iller diğeri normal iller. Kalkınmada öncelikli iller geçtiğimiz yıllarda elektrik faturasını daha düşük öderdi.

Kalkınmada öncelikli bir ilde yüzde 18.21 elektriğe zam yapıldı. Bu sübvansiyonun kaldırılması anlamına gelmekte.Elektrik enerjisi maliyetler artıyorsa her şey eşit artırılır değil mi? Tarımsal sulama yüzde 10.98 artmış. Çiftçi sulama mevsimi başladığında bu zammın farkına varacak. Meskenlerdeki kullanıma yaklaştırılmış. Diğer 1 grubunda hastane, sosyal kurumlar, dernek, vakıflar giriyor ve bunlar için elektrik fiyatı yüzde 19.82 artırılmış. Diğer 2 dediğimiz grup içme ve kullanma amaçlı soğuk hava depoları vb. buralarda elektrik fiyatı yüzde 18.71 oranında artmış.

Aydınlatma yüzde 13.84 artmış. Ama insanlara yüzde 9,5 olarak lanse ediliyor. Bu bir aldatmaca. Kalkınmada öncelikli illerde yaşayan insanlara zammın oranı yüzde 18.21.

Özelleştirme daha pahalı daha kalitesiz hizmet almak demektir, bugün bunlar teyit ediliyor, bundan sonra da teyit edilecek. Tek çaremiz daha ucuz ve kaliteli elektrik enerjisi almak istiyorsak özelleştirmeden kurtulmamız lazım."