Tüm Haberlere Dön
OSTİM VE İVEDİK DEKİ `İŞ CİNAYETLERİ` PROTESTO EDİLDİ
Haberler İstanbul

OSTİM VE İVEDİK DEKİ `İŞ CİNAYETLERİ` PROTESTO EDİLDİ

Türk- İş Şubeler Platformu, DİSK İstanbul Merkez Temsilciliği, KESK İstanbul Şubeler Platformu ve İstanbul Meslek Odaları Koordinasyonu , Ankara OSTİM ve İvedik’te yaşanan patlamalar neticesinde hayatını kaybeden 20 işçi özelinde tüm iş cinayetlerini protesto etmek için 09 Şubat 2011 tarihinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İstanbul Bölge Temsilciliği önünde bir araya geldi.

"OSTİM VE İVEDİK‘DEKİ İŞ CİNAYETLERİ SON OLSUN" pankartının taşındığı ve Şubemiz yöneticileri ve üyelerimizin de katıldığı eylemde  ilk konuşmayı Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi Üyesi Dr. Osman Öztürk yaptı.

Sık sık "Güvenceli çalışmak istiyoruz" sloganlarıyla konuşması kesilen Dr. Osman Öztürk sözlerini şöyle tamamlıyordu: "Biz meslek örgütleri ve sendikalar olarak iş güvenliği ve işçi sağlığı konusunda yıllardır çalışıyoruz. Önerilerimizi de siyasi iktidarlara iletiyoruz. Ama ne yazık ki bugün, meslek örgütlerinin ve sendikaların sesini dinlemek yerine sermayenin sesini dinleyen bir siyasi iktidar var. Bu iş cinayetlerinin sorumlusu AKP Hükümeti‘dir"
Konuşmanın ardından iş kazalarında hayatını kaybeden işçiler için bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu. Saygı duruşunu takiben TMOBB İKK Genel sekreteri Tores Dinçöz hazırlanan basın açıklamasını okudu. 

Açıklamada, 2011 yılının ikinci ayını tamamlamadan iş kazalarında hayatını kaybeden işçi sayısının 50 olduğu ve bugün de Diyarbakır‘daki bir benzin istasyonundan iki ölüm haberi geldiğini belirtti.  Açıklamada ayrıca: "AKP Hükümet‘i eliyle yürütülen politikalar sonucunda "işçi sağlığı" önce yasalardan kaldırılarak yerine "iş sağlığı" ifadesi getirildi. İşçinin değil işin sağlığını düşünen düzenlemeler sonucunda, Tuzla‘da, Davutpaşa‘da, Zonguldak‘ta, Balıkesir‘de, Bursa‘da, Antalya‘da gün geçmedi ki emekçiler ölmesin. Bütün bu ölümlerin sorumlusu ise başta Hükümet, bakanlar ve ilgililer, yaşanan kaza, ölümleri de kader olarak açıklayarak suçlarını örtbas etmeye çalışanlardır"

 Tores Dinçöz sözlerine şöyle devam etti: "AKP Hükümet‘i, seri "iş cinayetlerindeki" ölümleri maç protestoları kadar önemsememektedir. Spor salonu ya da futbol sahasında başbakan protesto edilince, protestocuları bulmak için seferber olan yetkililer, 20 işçinin ölmesinde bu kadar telaşlanmamışlar ve seferber olmamışlardır. Emekçiler ölmesin, insanca yaşayabilsin diye yaptığımız bu açıklamanın da kovuşturulmasını, bizlerin suçlu ilan edilmesini dört gözle bekliyoruz. AKP ve yandaş medyası bu fırsatı kaçırmasın" dedi.

Basın metninin tamamı aşağıdadır.

 

BASINA VE KAMUOYUNA

 

Seri İş Cinayetleri Devam Ediyor!

Son bir hafta içinde yine iş cinayetleri, yine ölümler, yine nutuklar. Öncelikle yakınlarını yitirenlere başsağlığı yaralılara acil şifalar dileriz.

Geçen haftanın basına yansıyan iş cinayetleri bilançosu: 20 kişi OSTİM‘de, 1 kişi Afşin‘de, 2 kişi Antalya‘da öldü, 50‘den fazla emekçi de yaralandı. Yeni yılın ikinci ayının henüz başındaki bilanço ise toplam 50 ölüm. AKP Hükümet‘i eliyle yürütülen neoliberal politikalar sonucunda "işçi sağlığı" önce yasalardan kaldırılarak yerine "iş sağlığı" ifadesi getirildi. İşçinin değil işin sağlığını düşünen düzenlemeler sonucunda, Tuzla‘da, Davutpaşa‘da, Zonguldak‘ta, Balıkesir‘de, Bursa‘da, Antalya‘da gün geçmedi kik emekçiler ölmesin. Bütün bu ölümlerin sorumluları ise başta hükümet, bakanlar ve ilgililer, yaşanan kaza, ölümleri de kader olarak açıklayarak suçlarını örtbas etmeye çalıştılar.

OSTİM VE İVEDİK‘deki "iş cinayetleri" bir kez daha göstermiştir ki, siyasi iktidar ve işverenleri işçilerin hayatını değil maliyetleri nasıl düşüreceklerini düşünmektedirler. Torba yasa dedikleri çorba yasa ile çalışma yaşamından iş güvencesine, sosyal güvenlikten sendikaya kadar onlarca hak gasp edildi. Haklarını arayan emekçilere ise biber gazı, tazyikli su ve cop reva görüldü aynı günlerde Mısır Devlet Başkanı‘da değişim isteklerin kulak ver diye öğütler verilmesi ise "bu ne perhiz bu ne lahana turşusu" deyimini akıllara getirdi.

İş Cinayetleri Kader Değildir!

Kamunun sosyal güvenlik alanından da tasfiyesi neredeyse tamamlanmış, denetimler de aynı bakış açısıyla ticarileştirilmiştir. OSTİM ve İVEDİK Organize Sanayi Bölgelerinde yaşanan son patlamalarda sadece emekçiler değil sosyal devlet de ölmüştür. Mülki İdare ağız birliği etmişçesine işverenleri korumaya çalışmış, SGK kayıtları belirlenene kadar ölü ve yaralı sayıları ile isimleri kamuoyuna açıklanmayarak olası kaçak çalıştırmalar riske edilmemiştir. Patlamalardan birinin olduğu işyerinin, ruhsat konusu ile iştigal konusunun farklı olduğu iddiaları da aynı yetkililer tarafından göz ardı edilmiştir. Patlamalar sonrasında yapılan arama ve kurtarma çalışmaları da doğru şekilde yapılmamış, aydınlatma amaçlı jeneratör gürültüsü altında kurtarma çalışması yürütülmüştür.

Çok değil birkaç hafta önce TMMOB ve TTB, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünde bir açıklama yaparak iş güvenliği mühendisliği ve işyeri hekimliği konusundaki yanlışlıklara dikkat çekmişti. Uzun bir süredir birçok meslek odası ve sendika çalışma yaşamındaki ş güvenliğinin ve denetiminin piyasalaştırılmasının nelere yol açabileceğini ısrarla dile getirmektedir. Öte yandan ise, siyasi iktidar her demokratik tepkiye olduğu gibi bu uyarıları da provoke etmeye çalışmış, yandaş medya aracılığı ile sendikaları ve meslek odalarını marjinal göstermeye çalışmıştı. AB, ABD ve IMF güdümlü AKP‘nin demokratik uyarıları göz ardı etmesi, meslek odalarını ve sendikaları marjinal ilan etmeis ölümleri engellememektedir.

Demokratik Türkiye, İnsanca Yaşam!

AKP Hükümet‘i, seri "iş cinayetlerindeki" ölümler maç protestoları kadar önemsememektedir. Spor salonu ya da futbol sahasında başbakan protesto edilince, protestocuları bulmak için seferber olan yetkililer, 20 işçinin ölmesinde bu kadar telaşlanmamışlar ve seferber olmamışlardır. Emekçiler ölmesin, insanca yaşayabilsin diye yaptığımız bu açıklamanın da kovuşturulmasını, bizlerin suçlu ilan edilmesini dört gözle bekliyoruz. AKP ve yandaş medyası bu fırsatı kaçırmasın.

Son yıllarda çalışma yaşamının denetiminin piyasalaştırılması ve taşeronlaştırmanın yaygınlaşması sonucunda seri "iş cinayetleri" gittikçe artmaktadır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ise "Emek" mahallesinde ikamet etmekte fakat sermayeye hizmet etmektedir. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı çalışanları değil patronların sesini duymakta, asgari ücreti, çalışma saatlerini ve biçimini, iş güvencesizliğini, işsizliği hep işverenlerin isteklerine göre düzenlemektedir.

Emek ve Meslek Örgütleri, sendikalar, kitle örgütleri, emekten, halktan, demokrasiden, basıştan yana olan tüm güçler olarak bir kez daha belirtiyoruz. Çalışma yaşamını katılımcı ve demokratik bir yaklaşımla, çalışanların sigortasız ve güvencesiz bırakılmasını önleyerek, sendikasızlaştırmayı değil sendikalı olmayı özendirerek, kayıt dışı çalıştırmayı önleyerek, insanca bir yaşamı sürdürecek ücretle çalışılmasını sağlayarak düzenleyin. Bizler, piyasalaştırılmış değil insan odaklı bir işçi sağlığı ve iş güvenliği yasasının takipçisi olacağız. Daha düşük maliyet ve daha fazla kar uğruna daha fazla insan ölmesin.

İş cinayetleri kader değildir!

TÜRK-İŞ ŞUBELER PLATFORMU

DİSK İstanbul Merkez Temsilciliği

KESK İstanbul Şubeler Platformu

İMOK (İstanbul Meslek Odaları Koordinasyonu)