EMO Yönetim Kurulunun kararı üzerine EMO Trabzon Şubesinin organizasyonunu yaptığı 3 günlük gezide, ilk gün Akocak HES, Yukarı Manahoz HES, Günayşe HES, Çamlıkaya HES, Çaykara Trafo Merkezi İnşaatı incelendi. İkinci gün, Trabzon Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun SİT alanı ilan ettiği İkizdere Vadisine hareket eden heyet, burada İkizdere HES, Cevizlik HES, Yokuşlu HES ve İncirli HESi gezdi. Rizede Ziraat Bahçesinde Derelerin Kardeşliği Platformu temsilcileriyle toplantı yapan heyet, aynı gün Senoz Vadisinde incelemede bulundu. Rizenin Çayeli İlçesine bağlı Kaptanpaşa Köyünde Senoz Derneği temsilcisi ve yöre halkıyla sohbet toplantısı gerçekleştirildi.
Üçüncü gün ise Artvinde Deriner HES inşaatı ile Borçka HESte teknik incelemeler yapıldı. Trabzona dönen heyet, HES Teknik Gezisinde edinilen bilgi ve dokümanların paylaşılarak, rapor çalışmasına dönüştürülmesi konusunda EMO Trabzon Şubesinde kısa bir değerlendirme toplantısıyla gezi programı tamamlandı.
Rizede Ziraat Çay Bahçesinde, 30 Ekim 2010 tarihinde, Derelerin Kardeşliği Platformu temsilcilerinin katılımıyla yapılan toplantıda konuşan EMO Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Göltaş, gezi hakkında bilgi verdikten sonra şunları söyledi:
"Yanlışın en tehlikelisi doğruya en yakın olandır. Elbette enerjiye ihtiyacımız var. Bununla ilgili yatırım, üretim politikalarının sürdürülmesi gerekiyor. AKP döneminde tavşana kaç, tazıya tut politikası uygulandı. Kamuya üretim yatırımları yasaklanırken, özel sektöre açılmış durumda. Yıllardır planlamanın doğru bir şekilde yapılmasını savunduk. EMO HESlere karşı değildir. Bugün yapılan kaynaklarımızın tekelci bir anlayışla peşkeş çekilmesidir. AKP, bu anlamda sınıfta kalmıştır. Ticaret-piyasa temel ön koşul olarak getirilmiştir. İnsan yaşamıyla karşı karşıya geçilerek enerji ve çevre ikilemine getiriliyor. Çevreye düşman bir Çevre Bakanı, yaşam hakkını savunanları enerji karşıtı bir felsefe ile düşünüyorlarmış gibi tanıtan Başbakan, enerji alanını kaosa sürükleyen bir AKP Hükümetini kınıyorum."
Derelerin Kardeşliği Platformu Yürütme Kurulu Üyesi Mehmet Gürkan, "Buraya yaşam veren sudur. Küresel sermayenin gözü bu sularımızda" diye başladığı konuşmasında, hukuk alanında kazanılan davaların, SİT alanı kararının bir yere kadar koruma sağladığını, geçici olarak nefes alınmasını sağladığını kaydetti. "Asıl önemli olan halkın örgütlü gücünü örebilmekti. Mücadele devam ediyor. Asıl sorun AKP değil, sistemin ta kendisidir" diyen Gürkan, meslek odalarının halkın yanında biraz daha fazla yer almasıyla daha iyi yerlere gelinebileceğini ifade etti.
Yine Derelerin Kardeşliği Platformu Yürütme Kurulu Üyesi Yaşar Aydın ise, hareketin bizatihi köylü hareketi olduğunu vurgulayarak, "Su bizim bütün hayatımızı var eden şey. Bizim mücadelemiz var olan yaşam alanlarımızın sürdürülmesidir" dedi. Aydın, "Türkiyenin enerji ihtiyacı var mı" tartışmalarına girmediklerini, girmek de istemediklerini ifade ederken, "İstanbulda daha ışıklı panolar olsun diye bu vadilerin yok olmasını istemiyoruz. Tonyada Fol Deresinde 4 baraj yapılacağı söyleniyor. Gidip inceleseniz, yaz-kış üzerinden yürüyerek geçeceğiniz bir sudur. Hemşinee gitseniz belki su bile bulayamayacaksınız" diye konuştu. EMOnun hazırlayacağı raporda buradaki yaşamı esas almasını istediklerini kaydeden Aydın, mühendis odalarının fikri ve teknik desteğinin çok önemli olduğunu belirterek, oda üyelerinin platform içerisinde yer almasını istediklerini de aktardı. Aydın, "Bizim arkamızda ne sponsor, ne ihracat şirketleri var. Hepimiz maddi olarak borçlandık. Fikri olarak bilim insanları, sendikalarla paylaşıyoruz" dedi.
Platformun Yürütme Kurulu Üyesi Saltuk Deniz de, yapılacak HESlerin tümüne karşı olduklarını, kendi yaşam alanlarını korumak açısından bu mücadeleyi vereceklerini vurguladı. Deniz, açılan 84 davanın 45inin sonuçlandığını ve 42sinin lehlerine olduğunu açıklarken, şöyle konuştu:
"Bizim sorunumuz, biz bu bölgede yaşamak istiyoruz. İkizderede gördünüz. Senozda göreceksiniz. Bunlar ilk tahribatlar. 21 Kasımda Rizede derelerin kaynaşmasını gösteren bir etkinliğimiz olacak. Başbakan dediği gibi 3-5 çapulcu olmadığımızı görecek. Bu saldırılar en çok AKP döneminde olmuştur."
Platformun diğer Yürütme Kurulu Üyesi Ömer Şan, mücadelenin enerji karşıtlığı gibi eylemler olarak algılanmaması gerektiğinin, yaşam mücadelesi verildiğinin altını çizerek, "İktidarın diretmiş olduğu hukuk dışılık var. Yargı kararlarının uygulanması noktasında da başarılar elde ettik. TMMOBnin ilgili birimleri bizim için çok önemli" dedi. Çevre mi, enerji mi ikilemine "yaşam" diye yanıt verdiklerini kaydeden Şan, bölgede telafisi imkansız zararlar oluşturulduğunu anlatırken, dinamit patlamalarınını Kandilli Rasathanesi ölçümlerinde 2.7-2.8 gibi deprem kayıtları olarak geçtiğini, sert kayaç zeminlerinin bu patlamalardan etkilendiğini, İkizderede 3 köyün bu şekilde suyunun kaybolduğunu, yöre insanının adeta DNAsının bozulduğunu söyledi. "Gerçekten ülkemizde bir HES cinneti yaşanıyor" diyen Şan, bir çok HES projesinin çok uluslu şirketlerle ortak olduğunu, dışa bağımlılıktan yakınılarak HESler öne çıkarılırken yapılan bu uygulaman ile suların yabancılara devredildiğini söyledi.
Gezinin ikinci gününde Rizenin Çayeli İlçesine bağlı Kaptanpaşa Köyünde de halkla sohbet toplantısı yapıldı. Köy Kahvesinde yapılan sohbet toplantısında Senoz Derneği Temsilcisi Burhan Karanın EMOnun böyle bir gezi için geç kaldığı, İstanbulda eylemler yaptıklarını söylemesi üzerine, EMO İstanbul Şube Başkanı Erhan Karaçay o eylem sürecinde şubenin katılım sağlayarak yanlarında olduğunu söyledi. EMO Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Göltaş da, eleştirileri kabul ettiklerini, ancak buradaki sorunun yalnızca Karadenize özgü olmadığını, Munzurda, Antalyada aynı sorunların yaşandığını, bu sorunların herkesin sorunu olduğunu vurgulayarak başladığı konuşmasında, AKPnin son 5 yıldır özel şirketler eliyle su kaynaklarını yağmaya dönüştürmüş durumda olduğunu ifade etti.
Senoz Derneği Temsilcisi Burhan Kara, toptan HESleri red etme noktasında olmadıklarını, birinci iddialarının Senoz Vadisinde yapılacak havza planlaması ile santral yapılabilir mi, yapılabilirse kaç tane yapılabilir bunun ortaya konulmasını istediklerini anlattı. "Projelerle bütün havza parsellenmiş vaziyette. Bu projelendirmenin vadinin ölüm fermanı olduğunun bilincindeyiz" diyen Kara, havza planlaması konusunda mücadeleye ağırlık verdiklerini, mahkemelerin de bu yönde karar vermiş olmasına rağmen idarenin konuyu "pas geçtiğini" söyledi. Kara, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Birileri sular boşa akıyor diyor, ama su akarsa oraya bir katkısı vardır. Bir bölümünden belki enerji üretmek için faydalanılabilir. Çevreye zarar vermeden biraz daha masraf gerektiren belki başka projeler olabileceğini düşünüyoruz. O bize de katkı koyardı. Toptan reddetmek işe yaramıyor. Birileri arkadan dolanıyor."
Emekli Öğretmen İsmail Karalıoğlu ise "Biz karşıyız. Derelerin akmasını istiyoruz. Burada biz yüzmeyi öğrendik. Bu su buradan alınırse Kaptanpaşa diye bir şey kalmaz. Buna karşı mücadele vermek istiyoruz" dedi. Çiftçi Cahit Küçük ise, "Biz inşaate gelip, yapmak isteyenleri buraya sokmayacağız. Yukarıda yaptıkları tahribatı gördük. Biz Çukurcadan Buzlupınara kadar hiçbirşey yapılsın istemiyoruz. Biz derenin etrafından bir ağaç kesmedik ya. Onlar yüz yıllık ağaçları kestiler. Yazın ağustos ayında insanlar hep derede. Bizim denizimiz yok. Balığı dereden tutuyoruz. Çoluk çocuğumuz hep derede. Efendilikle olmazsa kavga edeceğiz. Bunlar yasa tanımıyor ki..." diye konuştu.
Muhtar Adnan Karal da "Bizim sesimiz halkın sesidir. Biz buna karşıyız. En büyük gücümüz de halk. Biz hizmete değil, katliama karşıyız" dedi.
Bu konuşmalar üzerine EMO Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Göltaş da, "Bizim amacımız elektrik mühendisi olsak da insandan yana. Buradaki duyarlılığınızı saygıyla karşılıyoruz. Doğayı tahrip eden, yaşam alanlarını yok eden projelere evet demiyoruz. En az zarar veren, alternatif kaynaklarımızı planlı bir şekilde devreye sokabiliriz. Halkın duyarlılığının demokrasilerde karşılığı olmalı" diye konuştu