Hasan Balıkçının 8. ölüm yıldönümünde ilk tören kabrinin bulunduğu Adananın Kayışlı Köyünde düzenlendi. Balıkçının yürüttüğü yolsuzluğa ve kaçak elektriğe karşı mücadelenin yaşatılacağı vurgulanan anma törenine EMO Adana Şubesi Yönetim Kurulu üyelerinin yanı sıra Balıkçının ailesi, arkadaşları ve dostları da katıldı. Balıkçının eşi Şengül Balıkçının yer aldığı törende EMO Adana Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Mak, EMO Onur Kurulu Başkanı Tuncay Özkul ve Balıkçının arkadaşlarından Ayhan Tuğcu, duygularının ifade eden kısa konuşmalar yaptılar.
Adanada Özelleştirilmeler Tartışıldı
Balıkçının anısına Adanada 23 Ekim 2010 tarihinde panel düzenlendi. "Türkiye Enerji Politikaları ve Dağıtım Şebekelerinin Özelleştirilmesi" başlığı altında EMO Adana Şubesinin düzenlediği panele EMO Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Göltaş ve Dünya Enerji Konseyi Türk Milli Komitesi Yönetim Kurulu Üyesi Necdet Pamir konuşmacı olarak katıldı.
Paneldeki konuşmasında Türkiyenin petrol ve doğalgazda yüzde 90ların üzerinde dışa bağımlı olduğunu vurgulayan Göltaş, kömürde ise dışa bağımlılık oranın yüzde 20ler seviyesine yükseldiğine dikkat çekti. İthal edilen doğalgazın yaklaşık yüzde 62sinin Rusyadan alındığını kaydeden Göltaş, ithal doğalgazın yüzde 55.7sinin ise elektrik üretiminde, yüzde 22,2sinin konutlarda, yüzde 20sinin de sanayide kullanıldığı bilgilerini verdi.
Dağıtım Özelin Eline Geçiyor
Aydem, Başkent, Sakarya, Kayseri, Meram, Osmangazi, Uludağ, Çamlıbel ve Çoruh elektrik dağıtım şirketlerinin devredilmesi ile 38 ilin elektrik dağıtımın özel sektör tarafından yürütüldüğünü kaydeden Göltaş, 25 ili kapsayan Yeşilırmak, Vangölü, Fırat, Dicle, Gediz, Trakya ve Boğaziçi elektrik dağıtım şirketleri için ise ihalelerin tamamlandığını ve Özeleştirme Yüksek Kurulu kararı ile özel sektöre devir hazırlıkları yapıldığını belirtti. Göltaş, 9 ili kapsayan Toroslar, İstanbul Anadolu Yakası ve Akdeniz elektrik dağıtım şirketleri için de ihale ilanına çıkıldığını kaydetti.
Santralar da Özelleşiyor
Özelleştirme çalışmalarının elektrik dağıtımı ile sınırlı kalmadığına dikkat çeken Göltaş, kurulu güçleri toplamı 141.1 megavat (MW) olan Elektrik Üretim AŞye (EÜAŞ) ait 52 adet hidrolik santralın işletme hakkı devri için Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca oluşturulan 19 gruptan 18 adedinin ihale işlemlerinin tamamlandığını kaydetti.
Maliyet Çok Ağır
Özelleştirmenin amaçlarının "Varlıkların verimli işletilmesi, maliyetlerin düşürülmesi, kayıp ve kaçak da azaltma sağlanması, yenileme ve genişleme yatırımlarının özel sektör tarafından yapılması ve rekabet sonucu sağlanan faydaların tüketicilere yansıtılması" şeklinde ifade edildiğine dikkat çeken Göltaş, gelinen noktada bu faydaların hiçbirinin elde edilemeyeceğinin ortaya çıktığını ifade etti. Göltaş, serbestleştirme ve özelleştirme politikalarının maliyetini şu sözler ile özetledi:
"Garantili elektrik alım sözleşmeleri için 70 milyar dolar, doğalgaz ithalatı için 90 milyar dolar, TETAŞın finansman açığı için 19 milyar dolar, doğalgaz arz fazlası için 14 milyar dolar, kayıp ve kaçak (5 yıllık) için 5.4 milyar dolar."
EMO Yönetim Kurulu Başkanı Göltaş, 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanununun ilk yürürlüğe giren şeklinde, dağıtım şirketlerinin dağıttıkları elektriğin yüzde 20sini kendi üretim şirketlerinden satın alabilmeleri öngörülmüşken, yasada yapılan değişiklikle bu sınır kaldırıldığına dikkat çekerek, konuşmasında tekelleşme riskini şöyle anlattı:
"Bölgelerinde tekelci bir faaliyet yürütecek bu şirketler, üretim şirketlerinin de sahibi olmak yoluyla, kendi dağıtacakları ve parakende satışını yapacakları elektriği yine kendi üretim santrallerinden temin etme olanağına sahip olacaklardır. Yatay bütünleşme denilen ve birden fazla dağıtım bölgesinin tek bir şirketin eline geçmesi anlamına gelen tekelci yapının oluşmasının önünde de herhangi bir engel bulunmuyor. Daha bugünden gerçekleştirilen dağıtım bölgesi ihalelerinde 4 farklı dağıtım bölgesini aynı şirket almış durumda. Gelecekte şirket devralmaları ya da birleşmeleri sonucunda daha da tekelci bir yapının doğması kaçınılmazdır."
Göltaş, elektrik alanında yapılan özelleştirmelerin olası sonuçlarını da şöyle sıraladı:
"Elektrik fiyatları artacaktır. Kamu hizmeti ve toplum yararı yok sayılacaktır. Toplumsal denetim ve toplumsal hak arama yolları ortadan kalkacaktır. Elektrik yatırımları ve bakım, onarım yenileme faaliyetleri şirketlerin karlılığı temelinde serbest piyasa mekanizmasının kaderine terk edilecektir. Teknolojik gelişmelerin takip ve Ar-Ge yatırımları belirsiz bir dönem ile karşılaşılacaktır. Uluslararası şirketlerin artan pazar payları ile enerji güvenliği daha da tehlikeli boyutlara gelecektir. Sektörde çalışanların iş güvencesi yok olacak işten çıkarmalar ve taşaronlaşma ile yeni sosyal sorunlar oluşacaktır."
"Tek Çare İthalat Değil"
Necdet Pamir ise Türkiyenin enerji kaynaklarının yeterli olduğunu, ancak bu potansiyellerin harekete geçirilemediğini söyledi. Türkiyede enerji sektörünün başlıca sorunlarının dışa bağımlılık, yerli kaynakların atıl konumu ve yüksek kayıp ve kaçak oranları olduğunu ifade eden Pamir, diğer sorunları şöyle özetledi:
"Doğalgazda tek kaynağa aşırı bağımlılık, yeterli doğalgaz deposunun olmaması, elektrikte aşırı gaz kullanımı, elektrik üretim sektöründe yamalı bohça yapısı, aşırı fiyat, sanayi ve ihracata darbe, aşırı vergi yükü, kurumların dikey entegre yapısının parçalanmış olması, koordinasyonsuzluk, enerji sektörünün diğer sektörlerden kopuk, plansız yapısı ve kadrolaşma virüsü, ehliyetsizlik ve kötü yönetimdir."
Türkiyenin başta petrol olmak üzere enerji kaynakları için yeterli aramanın yapılmadığının altını çizen Pamir, Türkiyenin linyit, taşkömürü, hidroelektrik potansiyelinin yanı sıra rüzgar, güneş ve jeotermal ile uranyum potansiyeli bulunduğunu vurgulayarak, "Türkiyenin kaynağı yok demenin mantığı yoktur. Tek çare ithalattır sözü de doğru değildir" diye konuştu.
İzmirde "Özelleştirme ve Yeniden Kamusallık" Paneli
İzmirde ise Balıkçının öldürülüşünün 8. yılında Hasan Balıkçı Parkında bir araya geldiler. EMO İzmir Şubesi Yönetim Kurulunun yanı sıra TMMOB Yüksek Onur Kurulu Üyesi Musa Çeçen de katılım sağladığı Balıkçıyı anma töreninde EMO İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Sedat Gülşen bir konuşma yaptı. Törende Balıkçının mücadelesinin EMO tarafından yaşatılacağı vurgulanarak, Balıkçıya karşı düzenlenen ve yaşamının yitirmesine neden olan silahlı saldırı lanetlendi.
Yine İzmirde Balıkçının anısına "Elektrik Enerjisinde Özelleştirme ve Yeniden Kamusallık" başlıklı panel-forum gerçekleştirildi. EMO İzmir Şubesi tarafından düzenlenen ve H. Avni Gündüzün yönettiği panele Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinden Prof. Dr. Seyhan Erdoğdu, Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesinden Prof. Dr. İşaya Üşür, EMO Enerji Çalışma Grubu Üyesi Olgun Sakarya, EMO İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mahir Ulutaş, EMO Hukuk Müşaviri Hayati Küçük ve Enerji, Sanayi ve Maden Kamu Emekçileri Sendikasından (ESM) İzmir Şubesi Başkanı Alim Murathan konuşmacı olarak katıldı.
Etkinliğin açılış konuşmasını EMO İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Sedat Gülşen gerçekleştirdi. Hasan Balıkçının yaşam öyküsünden kesitler anlatan Gülşen, Balıkçıda simgeleşen mücadele kavramını yaşatma azminde oldukları vurguladı. Gülşen, Gediz Elektrik Dağıtım AŞnin özelleştirilmesine karşı EMO İzmir Şubesi olarak mücadele yürütmeye kararlı olduklarını kaydetti.
"AKP Özelleştirme Şampiyonu Oldu"
Panelde konuşan EMO Enerji Çalışma Grubu Üyesi Olgun Sakarya, 1986 yılından bu yana 41 milyar dolarlık özelleştirme yapıldığını kaydetti. Sakarya, yalnızca son 1 yılda yapılan özelleştirmelerin 5 milyar doları bulduğuna dikkat çekti. AKPyi "özelleştirme şampiyonu" olarak nitelendiren Sakarya, özel sektörün kendi kaynakları ile yatırım yapması gerekirken, faturalara yansıttığı kalemler ile yapacağı yatırım maliyetini de tüketiciden çıkardığını söyledi. Sakarya, iddia edildiği gibi rekabetin ve yatırımın söz konusu olmadığını, denetim mekanizmasının da çalışmadığını vurguladı.
EMO Hukuk Müşaviri Hayati Küçük ise katılımcılara EMOnun özelleştirmelere ve serbestleştirme politikalarına karşı verdiği hukuki mücadeleden örnekler aktardı. Küçük, 2001 yılında çıkarılan Elektrik Piyasası Kanunu ile birlikte serbestleşmenin ve kuralsızlığın başladığını söyledi. Kanun ile elektrik üretiminin tamamının özel sektöre devredilmesinin ve arz güvenliğinin özel sektör tarafından sağlanmasının öngörüldüğünü hatırlatan Küçük, aradan geçen 9 yılda gerekli yatırımların yapılmadığına dikkat çekti.
EMO İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mahir Ulutaş, yeniden kamusal bir yapıya dönüşün olanakları üzerine yaptığı konuşmada, özelleştirme politikalarının iddia edilen şekilde gelişmeyeceğini ve sürecin kendi çelişkilerinin kamusal bir yapıyı zorunlu kılacağını örnekleriyle anlatarak, ortak toplumsal bir mücadele yaratılması gerektiğini vurguladı.
ESM İzmir Şubesi Başkanı Alim Murathan ise konuşmacılara, özelleştirilen işletmelerdeki çalışanlarının karşılaştığı ve karşılaşma olasılığı bulunan sorunları katılımcılara aktardı.
Prof. Dr. Seyhan Erdoğdu enerji güvenliği kavramı çerçevesinde bir değerlendirme yaparak, arz güvenilirliği, enerji bağımsızlığı ve enerji yoksulluğu açılarından Türkiyede gerçekleştirilen özelleştirmelerin olumsuz bir süreç yarattığını anlattı.
Prof. Dr. İşaya Üşür ise katılımcılara "nasıl bir toplumda yaşamak istiyorsunuz?" sorusunu yönelterek başladığı konuşmasında, özelleştirmelerin yarattığı toplumsal değişimi irdeledi.