Bir çok alanda pazarın lideri konumunda olan ST, 2007 yılında cirosu 7.2 milyar USD civarındayken, İstanbulda faaliyet gösteren Digital TV ve digital uydu alıcıları bölümlerini kapatarak, projelerini diğer ülkelerdeki bölümlerine devretmişti. Bunun üzerine işsiz kalan mühendisler, Elektrik Mühendisleri Odasında (EMO) bir basın açıklaması düzenleyerek, uygulanan işten çıkartma politikalarını protesto etmiş, aynı zamanda bu uluslararası şirketin Fransadaki fabrikalarında örgütlü bulunan CGT sendikasına (Genel İş Konfederasyonu) durumlarını bildirip, dayanışma çağrısında bulunmuşlardı.
EMO bu haksız işten çıkarmalara, protestolara seyirci kalmayarak, hukuki mücadelesinde mühendislerin yanında olmuştur. EMOnun avukatı ile yürütülen davada işten çıkarılan ST çalışanları; "Performansı ve çalışması takdir gören mühendisler, kar eden bir şirketten neden çıkarılmıştır?" sorusu üzerine gitmişlerdir. Bu sorunun cevabı 2007 yılındaki basın açıklamasında da belirtildiği gibi çok açıktır. Türkiyede işçilerin iş güvenceleri yok denebilecek kadar az olup, işçi çıkarmanın maliyeti ise işveren için önemsenmeyecek kadar küçüktür. Bunun farkında olan şirketler Türkiye gibi ülkeleri tercih etmekte, üstelik Teknokent, Teknopark veya serbest bölgelere yerleşerek üretim maliyetlerini daha da aşağıya çekebilmektedirler. Buna rağmen büyük ölçekli yabancı sermayeli şirketler daha fazla kar edebilmek için, iş gücünün/mühendis emeğinin daha da ucuz olduğu Hindistan veya Çin gibi ülkelere yatırımlarını kaydırmaktadırlar.
Ama şu gerçekte unutulmamalıdır. Nasıl dün Fransız işçileri Avrupa dışındaki daha ucuz emek yüzünden işsiz kalmaya zorlandılarsa, bugün de Türkiye işçileri aynı konumda bulunmaktadır. Şimdi sermayeye ucuz görünen uzak doğu işçilerinin de ilerleyen zamanlarda başlarına gelecekler bellidir. Şirketlerin daha fazla kar edebilmek amacıyla kullandıkları yöntemler, emekçilerin haklarının daha fazla gasp edilmesine yol açmaktadır. İşçilere uygulanan bu sömürüye ancak işçiler dur diyebilir.
ST çalışanları, STnin uyguladığı bu sömürüye sessiz kalmayarak hukuki mücadelelerini verdiler ve kazandılar. İşlerine geri dönemediler ama tüm bu süreçteki tazminatlarını alabildiler. STye karşı kazanılan bu dava, beyaz yakalıların mücadelesi için değerlendirilmesi gereken bir tecrübedir.
Bu ve benzeri kazanımlar aynı sömürüye farklı farklı uygulamalarla maruz kalan beyaz yakalıların, yarın korkusu yaşamadan, huzurlu ve insanca çalışmak için birlikte verecekleri mücadelenin önünü açmaktadır.