Kamuoyunun önünde olan kişilere bu ülkede artık huzur kalmamıştır. Yaşananlar George Orwellin "1984"ünü aratmayacak derecede vahimdir. Büyük göz ve gözler tüm ülkeye korkuyu ekmişlerdir. Ana Muhalefet Partisi Genel Başkanının başına gelenlerden sonra artık insanımızın tamamı kendini korumasız hissetmektedir. Aslında istenen tam da budur.
"Devleti yöneten siyasal iktidardır" sözünden hareketle;
İktidar en temel insan hakkı olan, Anayasa ve uluslararası insan hakları sözleşmesi ile güvence altına alınan "özel hayat, aile hayatı ve konut dokunulmazlığı" ihlallerini sonlandırmakla yükümlüdür. Bu yükümlülüğü hiçbir mazeretle geçiştiremez, gerekçelendiremez. Demokratik bir ülkede bu yaşananların hesabı verilmeden iktidarda kalmaya devam edilemez. İktidar, öncelikle devletin olanakları kullanılarak yapılan ihlallerin önüne geçmekle yükümlüdür.
Siyasal iktidar, yaşatılan bu korku ve saygısızlıktan dolayı insanımızdan özür dilemeli ve Devlet dâhil hiç kimsenin artık özel hayata ilişkin bilgilere erişme ve kullanma suçunu işleyemeyeceği güvencesini vermelidir.
Biz çocuklarımızın bize soracağı şu soruya muhatap olmak istemiyoruz: "İnsanlığın döktüğü onca kana rağmen, Ortaçağ totaliter rejime dönüşü bize nasıl ve neden reva gördünüz?"
Mehmet Soğancı
TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı