ELEKTRİK MÜHENDİSLERİ ODASI BASIN AÇIKLAMASI
Hidrolik Geleceğimiz Piyasa Kurbanı
ENERJİDE HES OYUNLARI
Ülkemizin hidrolik kaynaklarının bedelli-bedelsiz olarak santral kurmak üzere özel ellere bırakılması Anayasaya ve kamu yararına aykırıdır. 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu sonrasında hidroelektrik santral (HES) projelerine yönelik olarak sürdürülen rant dağıtım anlayışı, gıda şirketlerinden medikal şirketlerine, hatta spor kulüplerine kadar ehil olmayan çok sayıda tüzel kişiliğin HES yapmaya kalkışmasıyla sonuçlanmıştır. Çantacılar olarak anılan lisans simsarları türemiş; öyle bir düzeye gelinmiştir ki, kimliği belirsiz şirketler ilanlarla HES lisansı satın almaya çalışmaktadırlar.
Anayasadaki doğal servet ve kaynakların mülkiyetlerinin devredilemeyeceğine ilişkin açık hüküm ve Danıştay 1. Dairesinin enerji alanındaki özelleştirmelere ilişkin verdiği görüşte yer alan doğal kaynakların mülkiyetinin devredilemeyeceği vurgusuna rağmen, ülkemizin hidrolik kaynakları su kullanım hakkı ve lisans dağıtımıyla pazarlanmaktadır. Yapılan işlem doğal kaynakların özel şirketlere devri olması nedeniyle açıkça Anayasaya aykırıdır.
5346 sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun ile HESlere de fiyat garantisi sağlanması, çokça küçük HES yatırımı için lisans ticaretini hızlandırmıştır. Lisans ticareti gazetelerin ilan sayfalarına kadar düşmüştür. Ulusal düzeyde yayın yapan bir gazetede 25 Şubat 2008 tarihinde "HES şirketi devir alınacaktır" başlığıyla yayımlanan ilanda, 5-20 megavat (MW) kurulu güce sahip HES lisansı olan ya da fizibilitesi onaylanan ya da su kullanım anlaşması yapmış olan şirketlerin devralınacağı belirtilebilmektedir. Bununla da kalmamış, HES lisanslarının toplu pazarlayıcısı konumuna gelmiş enerji yatırım ve danışmanlık şirketleri ortaya çıkmıştır.
Yenilenebilir Enerji Kaynakları Yasasında 18 Nisan 2007 tarihinde yapılan değişiklikle, hidrolik santralların da dahil olduğu yenilenebilir enerji kaynaklarından yapılan elektrik üretimine verilen fiyat garantisinin süresi 2011 yılına uzatılarak, 5-5.5 Avro sent olarak yeniden belirlenmiştir. Bu yasanın 2005 yılında kabulüyle birlikte HES başvuruları ikiye katlanmıştır. Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunun (EPDK) faaliyete başladığı 2002 yılında 56, 2003 yılında 89, 2004 yılında 115 olan HES lisans başvurusu; verilen fiyat ve alım garantisi ile birlikte 2005 yılında 223e, 2006 yılında 238e, 2007 yılında 244e yükselmiştir. EPDK, 2002 yılından itibaren 2008 yılına kadar 965 olan HES başvurusundan 314üne lisans vermiştir.
HES Lisanslarının Yarısı Kamuya Ait
EPDKnin son verilerine göre bugüne kadar 22 bin 965 MWlık 510 hidroelektrik santralına lisans verilmiştir. Bu lisansların 11 bin 500 MWlık bölümü hali hazırda işletmede olan kamuya (EÜAŞ) ait HESlerdir. Bunların da 10 bin MWa yakın bölümü 100 megavatın üzerinde kurulu güce sahip santrallardır.
Kalan yaklaşık 11 bin 500 MWlık özel sektöre verilmiş HES lisansları kapsamında bugüne kadar devreye giren kurulu güç miktarı yaklaşık 1100 MWtır. Bunun 600 MWı aşkın bölümünü kamudan özele devredilmiş olan hidroelektrik santralları oluşturmaktadır. Yani, 4628 sayılı Yasa sonrasındaki 5 yıllık süreçte özel sektörün devreye aldığı HES yatırımı yalnızca 400 MWtır. Bu yatırımlar içinde kurulu gücü 50 MWa ulaşan 1 santral dahi bulunmamaktadır. Söz konusu 25 özel sektör HES santralından 12 tanesi 10 MWın altında, yalnızca 2 tanesi 40 MWın üstündedir.
Özelde 10 Bin MWlık HES Hayali
EPDK ve Türkiye Elektrik İletim A.Ş (TEİAŞ) verileri, 5 yılda 400 megavatlık HES yapabilen özel sektörün önümüzdeki yıllarda yaklaşık 10 bin 500 megavatlık yeni HES yapacağı beklentisini ortaya koymaktadır. TEİAŞ, 2008-2017 Üretim Projeksiyonunda 2015 yılına kadar özel sektörün 9 bin 200 MWlık HES yatırımını devreye alacağı öngörüsüne göre baz elektrik arz-talep senaryosunu oluşturmuştur. Aynı dönemde DSİnin de yaklaşık 3 bin 500 MW HES yatırımı gerçekleştirmesi beklenmektedir.
24 Lisans 100 MWın Üstünde
EPDKnın verdiği yeni özel sektör HES lisanslarından yalnızca 24 tanesi 100 MWın üzerinde olup, yaklaşık 4 bin MWlık kurulu güç oluşumu öngörülmektedir. Kaldı ki bu HESler arasında 4628 sayılı Yasa öncesinde imtiyazlı projeler olarak öngörülmüş, ancak haklarından feragat ederek serbest üretici olmayı kabul etmiş olan şirketlerin santralları da bulunmaktadır. Nitekim özel HES projeleri arasında en yüksek kurulu güce, 513 MWla yap-işlet-devret projesi olarak başlamış olan Boyabat HES sahiptir. Kalan 333 özel sektör HES lisansı ile 6 bin 500 MWlık kurulu güç öngörülmektedir ki, bunların yalnızca 28 tanesi 50-100 megavat arasında yatırıma dayalıdır. Özel sektör HES lisanslarının 165 tanesi 10 MWın altındaki yatırımlar içindir. Görüldüğü gibi özel sektör büyük ölçekli ülke ihtiyacını karşılayabilecek HES yatırımlarına girememektedir.
Spor Kulübü de HES Yapacak
HES lisansı alanlar arasında gıda şirketlerinden, medikal şirketlerine, hayvancılıktan zirai alana uzanan şirketler yer almaktadır. Trabzonsporun Bordo Mavi Enerji Şirketi ile 20 MWlık Uzungöl 1 Regülatör ve HES ihalesine katılmasıyla birlikte spor kulüplerinin de HES yapmaya kalkışabildiği garip bir enerji sektörü oluşmuştur. Ne yazık ki ülkenin su kaynakları ve enerjideki geleceği; yetkili yetkisiz pek çok şirketin faaliyet gösterebildiği, çantacılık denilen lisans tüccarlığının yolunun açıldığı bir yapıya teslim edilmiştir.
Hidrolik geleceğin böylesi bir yapılanmaya teslim edilmesi yalnızca potansiyelin değerlendirilmesi önünde bir engel olmayıp, can ve mal güvenliği üzerinde de ciddi tehditler oluşturmaktadır. Ehil olmayan eller aracılığıyla baraj yapımına kalkışılması ciddi kazaları da beraberinde getirmektedir. Kahramanmaraşta 20 Mart 2008te yaşanan ve 4 işçinin ölümüyle sonuçlanan kaza bunun en vahim örneklerinden birini olmuştur.
Özel sektörün yapmaya çalıştığı küçük küçük HESler karşısında yerel ekonomik ve çevresel özelliklerin göz ardı edilmesi de ciddi sorunlar yaratmaktadır. Derelere atılan taşların ürkütülen kurbağaya değmediği, plansız, kamu yararı anlayışından uzak, yalnızca kar güdüsüyle yönlendirilen HES ihaleleri, ülkenin su kaynakları ve enerji alanındaki güvenliğini de tehlikeye sokmaktadır. TEİAŞ Üretim Projeksiyonunda hiç termik santral yapılmayıp, tamamen hidrolik ve rüzgar santralları yapılması durumunda yeni kapasite yatırım zorunluluğunun 2 kat daha fazla olacağı uyarısı yer almaktadır. Dolayısıyla bütüncül bir planlama ile linyit, hidrolik, rüzgar, güneş gibi enerji kaynaklarının değerlendirilmesi sağlanmalıdır. Bunun yerine küçük küçük parçalanmış yapılanma ne yazık ki bu alanda yatırım ve üretimin maliyetlerini de artırmaktadır. Bu yapılanma hidrolik potansiyelin kamu yararına değerlendirilmesi önünde ciddi bir engel oluşturmaktadır.
Kamu mülkiyetindeki doğal kaynakların bedelli-bedelsiz, ehil-ehil olmayan kişilere pazarlama uygulamaları derhal terk edilmeli, ülkenin enerji güvenliği göz önünde bulundurularak kamu eliyle 13 bin 395 MWlık HES kurulu gücümüzü, hidrolik potansiyelimizi değerlendirmek üzere 36 bin MWa ulaştıracak yatırımlara hız verilmelidir.
ELEKTRİK MÜHENDİSLERİ ODASI
41. DÖNEM YÖNETİM KURULU
19.11.2008