BASIN AÇIKLAMASI
17.09.2008
NÜKLEER ENERJİ SANTRALLERİN NORMAL ŞARTLARDA DAHİ ÇOÇUKLUK ÇAĞI KAN KANSERİ YAPTIĞI KANITLANMIŞTIR.
Türkiye Akkuyu Nükleer santralini 24 Eylülde ihale ediyor. Daha sonra sırada Sinop santralleri var. Bu santrallerin sağlığa etkileri şimdiye kadar halka Çernobilin Türkiyeye etkisi var-yok ikilemi ile sunuldu. Oysa Almanyada yıllardır süren bilimsel araştırmalar, nükleer santrallerin yakınında yaşamanın çocukluk çağı lösemisi riskini arttırdığını gösteriyor. Alman KIKK Araştırması Nükleer santrallerin normal şartlarda dahi çocuklarda kan kanseri yaptığını göstermiştir.
Türkiye, enerji politikalarını ağırlıklı olarak geleneksel enerji kaynaklarına dayandırarak ülkenin enerji gereksinimini karşılamaya yönelmiş bulunmaktadır. Bunun anlamı gelecekteki ekonomik maliyetleri büyütmek, asla geri ödenemeyecek çevresel riskleri ve çevrenin geri dönüşümsüz yıkımını artırmaktır. Bunun yanında nükleer enerji gibi en tehlikeli merkezi enerji kaynaklarına alım garantisi verilerek yatırımı özendirilmektedir. Bugün alınacak bu kararlar, enerji yatırımları uzun dönemli yatırımlar olduğu için, Türkiyenin ekonomisi ve çevresini en az yarım yüzyıl boyunca derinden etkileyecek, toplumsal maliyetleri çok fazla artıracaktır.
Nükleer endüstrinin beşiği Amerika Birleşik Devletlerinde son 30 yılda hiç nükleer santral yapılmadı. Avrupada birçok ülke (Almanya, Belçika, İsveç, Fransa vb.) enerji kaynağı olarak yeni nükleer santral yapmaktan vazgeçmiş ve yenilenebilir enerji kaynaklarına (rüzgâr, güneş, gibi) ciddi yatırımlar yapmaktadırlar.
Nükleer enerji teknolojisinin santrallerde uygulamaya geçmesinden bu yana meydana gelen büyüklü küçüklü çok sayıda santral kazasının varlığı ve bu kazalardan etkilenen insan sayısının çokluğu bu kaynağın kullanımına dair sıkıntıların çok fazla olduğunu göstermektedir. Nükleer santraller çevresinde yapılan araştırmalarda;
*nükleer santrallerin yılda bir milyon kişide 600-1000 ölüme neden olduğu, bunların %80 gibi büyük çoğunluğu santral çalışanları olduğu,
*her yüz bin kadında ortalama 26-28 meme kanserinden ölüm görüldüğü, çocukluk dönemi kanserlerinde (özellikle kan kanserleri) artış olduğu saptanmıştır.
Nükleer santrallerin;
*yapım maliyetlerinin yüksekliğini,
*kuruluş süresinin uzunluğu,
*kullanım ömrü tamamlandığında söküm ve saklama maliyetlerinin *kuruluş maliyetlerinin kat kat fazla olması,
*kullanılan yakıtların zararsızlaştırılmasına dair geçerli bir yöntemin bulunmayışı,
*kullanılan yakıtların depolanma süresinin yüz yıllarla ölçülmesi ve güvenli bir saklama yönteminin bulunmaması önemli sorunlar olarak önümüzde duran sorunlardır.
Bazı çevrelerce (Nükleer Lobi) günümüzün önemli çevre sorunu olan küresel ısınmaya çözüm olarak nükleer santraller önerilmektedir. Ancak uranyumun madenden çıkarılıp nükleer santrallerde kullanılabilecek yakıt çubuklarına dönüştürülmesine kadar geçen süreçte harcanan enerjinin elde edilmesinde kullanılan fosil yakıtlar nedeniyle atmosfere salına karbondioksit miktarının büyüklüğü, nükleer enerjinin küresel ısınmaya olumlu katkısının olacağı savının bilimsel gerçekleri yansıtmadığını göstermektedir.
Türkiye çok zengin yenilenebilir enerji kaynaklarına (rüzgâr, güneş, jeotermal) sahip ve enerji verimliliği potansiyeli açısından dünyanın önde gelen ülkelerinden birisidir. Bu şansımızı değerlendirip daha az maliyetle ülkenin gerek duyduğu enerji sağlanabilir.
UZM. DR.CEM ŞAHAN AHMET KESİK
SAMSUN TABİP ODASI KESK ŞUBELER PLATFORMU
ŞÜKRÜ KUMBASAR SUAT YILMAZ
TMMOB İL KORDİNASYON KURULU ELEKTRİK MÜHENDİSLERİ ODASI