" Hasan Balıkçı dosyasında bir duruşma daha geçti. Bu duruşma karar verilebilecek bir aşamada olmasına yine sonuçlandırılamadı. Normalde yapılması gereken her şey yapılmış, ancak, 2 sanık duruşmaya getirilmediler. Mahkeme başkanının beyanına göre ödenek olmadığı için gelinememiş. Duruşmada şunu ifade ettik: Eğer ödenek yoksa biz para toplayıp ödeneğini karşılamaya hazırız. Çünkü bu dosya sırf imza nedeniyle bozuldu ve imza nedeniyle bozulan bu dosya 1 yıldır devam ediyor. Önce, kış vardı; kış şartları nedeniyle sanıkların gelmediği söylendi. Şimdi ödenek yokluğu nedeniyle gelmediği söyleniyor. Yılın yarısında ödeneği biten bir idare iflas etmiş bir idaredir. 8. Ayda ödeneği bitmişse diğer aylarda da ödeneği olmayacak demektir.
Eğer gerçekten ödenekleri yoksa biz, katılanlar olarak bu ödeneği karşılamaya; sanıkları duruşmaya getirmeye hazırız. Ancak mahkeme bu durum bizi ilgilendirmiyor diyor. Oysa cezaevleri de Adalet Bakanlığına bağlı. Adalet Bakanlığı Cezaevi ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğü bu dosya için bir şeyler yapıp, ödenek gönderip, sanıkları getirmesi gerekir. Eğer sanıklar gelmezse ceza yasamıza göre son söz sanığındır. Mahkeme heyeti şunu ifade etti; biz karar vermeye hazırız, ancak karar verildiğinde de yine son söz sanığa aittir. Sanık gelip son sözü söylemediği zaman o da bir başka bozma nedeni olacaktır; bu durum usulü bozma nedenidir.
Zaten bu dosya ilk yargıtaya gidişinden bu yana hep usulü olarak bozulup geliyor. Olağan koşullarda bir dosyanın böylesine sürümcemede kalması mümkün değil. Biz dosyanın bir an önce bitmesini istiyoruz ve bu dosyanın bitmesi için de üzerimize düşen neyse onu yapmaya hazır olduğumuzu defalarca söyledik. Dosyada sanıklar açısından da, katılanlar açısından da söylenecek söz kalmamıştır. Bütün sözler söylenmiştir. Artık mahkeme dosyasında yapılacak başka bir işlem kalmamıştır. Devlet ödenek bulmadığı sürece, anlaşılan bu dosya kapanmayacaktır. "