ELEKTRİK MÜHENDİSLERİ ODASI BASIN AÇIKLAMASI
EMODAN TELEKOM DAVASINDA TEMYİZ BAŞVURUSU
Elektrik Mühendisleri Odası, Türk Telekomun satışına karşı açtığı iki ayrı davada, Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz başvurusunda bulundu.
Telekomun yüzde 55 hissesinin blok satış ihalesi ve satışı onaylayan Bakanlar Kurulu kararının iptali istemiyle açılan davaya ilişkin 29 Ağustos 2007 tarihli temyiz başvurusunda, "karşılıklılık ilkesine" vurgu yapıldı. Anayasa Mahkemesinin Telekomun satışına yönelik düzenlemeler yapan 5189 sayılı Yasaya ilişkin kararında, ulusal güvenlik sakıncalarını giderecek önlemler alınmış olduğu sonucunu doğuracak bir değerlendirme yaptığı, ancak "karşılılık ilkesiyle" ilgili herhangi bir değerlendirmede bulunmadığına dikkat çekildi. Anayasa Mahkemesinin daha önceki kararlarında ısrarla belirttiği karşılılık ilkesinin Telekom özelleştirmesinde mutlaka aranması gerektiği vurgulandı. Yasada yer almasa bile yabancılar hukukunun genel ilkeleri ile Anayasa ve yasalarda yer alan hükümler nedeniyle, özelleştirme işleminde mutlaka karşılıklılık ilkesine uygun hareket edilmesi zorunluluğu bulunduğu belirtilen dilekçede, şöyle denildi:
"Dava konusu ihale sonucunda, Türkiye Cumhuriyeti ile karşılıklılık anlaşması bulunmayan bir ülkenin gerçek ve tüzel kişilerine devir gerçekleştirilmiştir. İhaleyi kazanan Oger Telecoms Ortak Girişim Grubunu oluşturan Oger Telecoms LLS ve Saudi Oger Limited, Suudi Arabistan Krallığında kurulu şirketler ve bu şirketlerin ortakları ise Lübnan vatandaşı gerçek kişilerdir. Türkiye Cumhuriyetinin her iki ülke ile de karşılıklılık anlaşması bulunmamaktadır. Dolayısıyla, fiili olarak dava konusu ihale işleminde karşılıklılık ilkesi ihlal edilmiş olup, açık bir hukuka aykırılık durumu ortaya çıkmıştır. Bu şirketlerin ülkemizde bir metrekare dahi gayrimenkul edinme hakları bulunmazken, ülkenin en stratejik kurumunu almış olmaları büyük bir tezat oluşturmuş ve kamu vicdanını yaralamıştır. Bu nedenle, hukuka, kamu yararına ve ülke egemenliğine ilişkin temel bir ilkeye açıkça aykırılık içeren devir işleminin iptali gerekirken, istemimizin reddedilmiş olması, kararın bozulmasını gerektirir."
Özelleştirmenin amaçlarına da aykırı olan bir uygulamayla yabancı ve özel tekele yol açıldığı, blok satış işleminin kamu zararına olduğu, gerçek değerinin altında satış yapıldığı anlatılan dilekçede, Telekomun satışının hukuka ve kamu yararına aykırı olduğu belirtildi.
Rekabet Kurulunun devir işlemine izin veren kararının iptali istemiyle açılan davaya ilişkin temyiz başvurusunda da, Rekabet Kurulunun kararına dayanak oluşturan 2. Daire Görüşünün çelişkili ve yetersiz olduğu kaydedildi. Rekabet Kurulu ve 2. Dairesinin görüşünde yer alan "hangi koşullarda rekabetin oluşacağına yönelik saptamalar", devire verilen iznin "hayali gerekçesini yaratmaya yönelik zorlama yorumlardan ibaret" olarak nitelendirildi. Kablo TV altyapısının yerel telefon şebekesinden ayrılıp özelleştirilmesinin önerildiği ve bu öneriye uygun olarak Telekom özelleştirmesinin gerçekleştirildiği anımsatılan dilekçede, şöyle denildi:
"Oysa dava dilekçemizde ayrıntılı olarak ortaya koyduğumuz gibi, Kablo TV altyapısı, T. Telekomun sahip olduğu yerel telefon şebekesine alternatif değildir ve bu yolla rekabetin oluşması da olanak dışıdır.
(Rekabet Kurumunun) Cevap dilekçesinde açıkça itiraf edildiği gibi, Kurul kararı; Ekonomik açıdan irrasyonel ve teknolojik açıdan yetersiz bir oluşumun, yeni yatırımlarla ve teknolojik gelişmelerle ileride alternatif konuma gelebilme ihtimali üzerine verilmiştir.
Rekabet Kurulunun izin kararını hukuka aykırı kılan yön, T. Telekomun özelleştirilmesiyle birlikte, özel bir tekel oluşacağı ve bu tekelin alternatifsiz kalacağıdır. Telekomünikasyon alanında rekabetin tesis edilebilmesi için gerekli tedbirlerin alınmadığı koşullarda, Rekabet Kurulunun ya tekelleşmeyi önleyici, hakim durum yaratılmasını engelleyici formüller içeren kimi kayıtlarla izin kararı vermesi ya da bu koşullarda devre izin vermemesi gerekirdi."
Türk Telekom ve Aveanın kontrolünün tekelde toplanmasına da itiraz edilen dilekçede, Rekabet Kurumunun görüşlerindeki değerlendirmelerden yola çıkılsa bile iki hizmet alanına yönelik hakim durumun güçlendirilmesinin söz konusu olacağının görüldüğü belirtildi. Dilekçede, hukuka aykırılık iddiaları şöyle sıralandı:
"...Turkcell açısından getirilen kısıtlamaların, diğer GSM Operatörü şirketler için de getirilmemiş olması hukuka aykırı olmuştur. Diğer yandan, doğabilecek her türlü sakıncanın önlenmesi için, Rekabet Kurulunun özelleştirme öncesinde T. Telekomun sahip olduğu Avea hisselerinin Türk Telekomla birlikte satışa konu olamayacak bir şekilde ayrıştırılmasını koşul olarak öngörmesi gerekirdi. Nitekim Rekabet Kurulunun görüşünün dayanağını oluşturan 2. Daire görüşünde GSM ve sabit telefon birleşmesi açısından kısıtlama getirilmesi talebinin tek gerekçesi GSM pazarında hakim şirketin Telekomu satın almasının engellenmesi değildir. Türk Telekomun piyasadaki hakim durumu da temel bir gerekçe olarak ortaya konulmaktadır. Türk Telekomun GSM pazarında faaliyette bulunan bir şirkete sahip olmasının getireceği sakıncaların da dikkate alınmasının zorunluluğu açıktır."
Telekomun özelleştirilmesi sonrasında yaşanan kamu yararına aykırı uygulamaları takip eden Elektrik Mühendisleri Odası, özelleştirme işlemine karşı yürüttüğü mücadeleyi sonuna kadar sürdürmekte kararlıdır.
ELEKTRİK MÜHENDİSLERİ ODASI
06 Eylül 2007