Tüm Haberlere Dön
Haberler Ankara

MADEN KANUNU`NDA DEĞİŞİKLİK TEKLİFİ GERİ ÇEKİLSİN

EMO Yönetim Kurulu, Maden Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin TBMM gündemine gelmesine ilişkin bir açıklama yaparak, kanun teklifinin derhal geri çekilmesini istedi.

 AKP Grup Başkanlığı`nın, 7 Aralık 2018 tarih ve 38 Sayılı yazı ile TBMM gündemine getirdiği Maden Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi`nin yasalaştırılması için harekete geçilmiştir.    

Söz konusu kanun; 3213 Sayılı Maden Kanununun yanısıra, 10 adet kanun ve kararnamede (3096 Sayılı Türkiye Elektrik Kurumu Dışındaki Kuruluşların Elektrik Üretimi, İletimi, Dağıtımı ve Ticareti ile Görevlendirilmesi Hakkında Kanun, 3516 Sayılı Ölçüler ve Ayar Kanunu, 4628 Sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu`nun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunu, 5015 Sayılı Petrol Piyasası Kanunu, 5307 Sayılı Sıvılaştırılmış Petrol Gazları (LPG) Piyasası Kanunu, 5346 Sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun, 6446 Sayılı Elektrik Piyasası Kanunu, 6491 Sayılı Türk Petrol Kanunu, 702 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname (Nükleer Santrallara Dair Düzenleme) ve 4 Nolu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi)  daha değişiklik içermektedir.    

AKP milletvekillerince, TBMM Başkanlığı`na sunulan ve milyonlarca kişiyi ilgilendiren, genel gerekçesinde, bir ülkenin ekonomik ve uluslararası gücünün temel yapı taşlarından enerjinin, sürdürülebilir olması için gelişen teknoloji ve değişen uluslararası dengelere uyumlu bulunmasının zorunluluğu öne sürülerek hazırlanan kanun teklifi derhal geri çekilmelidir.

Birbiri ile hiç ilgisi olmayan düzenlemeler içeren kanun teklifi, halkın yaşamını doğrudan etkileyecek maddeleri kapsamakta olup; bütünlüklü bir çerçeveye sahip değildir.  Kanunun yaşama geçirilmesi ile birlikte diğer kanun hükümleri üzerinde değişikliklere de neden olacak, kendi bütünlüğü içinde değerlendirilmediği için hatalı sonuçlarla karşılaşılacaktır.  

Kanun teklifinin yasalaşması; milyonlarca elektrik, doğalgaz ve su abonesi olumsuz etkileyecek, halk daha büyük ve ağır bir ekonomik yükün altına girecektir. Değişiklik teklifi ülke ekonomisine önemli bir katkı sağlamayacağı gibi ekonomik krizi daha da büyütecektir.   

Kanun ile birlikte petrol piyasasının tekelleşmesine yol açılırken, yenilenebilir enerji kaynaklarının tahsisinde bir grup yatırımcıya büyük avantajlar sağlanacak, doğa talanı artarak devam edecektir. Yasalara uyma gereği duymayan hükümet destekli yatırımcıların yatırımları yasa ile güvence altına alınacak, ülkemizin nükleer çöplük olması yolunda son adımlar hızla atılacaktır. 

Milyonlarca kişiyi ilgilendiren ve sivil toplum kuruluşlarının görüşleri alınmadan hazırlanan kanun teklifi derhal geri çekilmeli, sektörün tüm paydaşlarının da katılımı ile halk yararına yeni bir düzenleme yapılmalıdır.

 

ELEKTRİK MÜHENDİSLERİ ODASI

46. DÖNEM YÖNETİM KURULU
10.01.2019

 

 

TMMOB Maden Mühendisleri Odasının tasarının Maden Yasasını ilgilendiren ilk 23 maddesi için yapmış olduğu itirazına katılıyoruz ve geri kalan 27 madde için itirazlarımızı dile getirmek için aşağıda ki tabloyu dikkatinize sunuyoruz

Yalanlar

Gerçekler

MADDE 24-

3516 sayılı Ölçüler ve Ayar Kanununda yer alan takograf, taksimetre ve tartı aletlerinin periyodik muayene İşlemleri 2012 yılından başlayarak özel yetkili servislere devredilmiş olmasına rağmen 3516 sayılı Kanunda servislere ilişkin herhangi bir yasak ve cezanın bulunmaması nedeniyle bu servislere kanuna aykırı fiillerde bulunmaları halinde idari para cezası verilememektedir. Madde ile, Ölçü aletlerinin muayenelerini veya tamir ve ayarını yapmak için Bakanlık tarafından yetkilendirilen servislerin, yetki kapsamındaki hizmetlerde ilgili kanun ve yönetmeliklere aykırı faaliyette bulunmasının yasaklanması öngörülmektedir.

MADDE 24-

Madde gerekçesinde yer alan "takograf, taksimetre ve tartı aletleri" ile sınırlı tanımlama yanıltıcı niteliktedir. Çünkü yasa başta elektrik, doğalgaz, su sayaçları olmak üzere tüm ölçü aletlerini kapsamaktadır. Bu derece geniş bir çerçeve gözlerden kaçırılmaktadır.

Maddeye eklenmek istenen h) fıkrası ile esasen kamunun yapması gereken "kamusal bir  görevi" özel hukuk çerçevesinde iş gören "yetkili servisler" üzerinden yaptırılması doğru değildir. Toplumun genel menfaatlerinin korunmasısını amaç edinen kanun yapıcı bu durumu gözetmek zorundadır. Var olan yasal düzenlemelerle sayaçların ayarlarını yapan şirketlerin abonelere hizmet veren elektrik , su doğalgaz vb. Şirketlerin yan şirketi olmaması  veya onlarla ticari ilişki içerisinde olmaması sağlanamadığı ve sağlanamayacağı için abonelerin kamusal güvencesi ellerinden alınmış olmaktadır

MADDE 25-

3516 sayılı Kanunda bazı ölçü aletlerinin piyasa değeri düşükken bazı ölçü aletlerinin piyasa değerinin ise yüksek olmasına rağmen hepsine, damgası kopmuş, bozulmuş, damga süresi dolmuş olarak kullanılması halinde aynı ceza uygulanması adaletsizliğe ve ucuz olan ölçü aletinin cezasının ödenmesi yerine yenisiyle değiştirilmesine yol açmaktadır. Ayrıca yetkisiz olduğu halde mevzuat kapsamındaki ölçü aletlerinin bakım ve tamirini yapan kişilere ilişkin idari para cezasının caydırıcı olmaması nedeniyle yetkisiz bakım ve tamir işlemleri engellenememektedir. Madde ile, bu fiillerin işlenmesi halinde, alt ve üst limit belirtilerek idari para cezalarının Ölçü aletine göre nispi/oransal olarak artırımı sağlanarak bu adaletsizliğin önüne geçilmesi amaçlanmaktadır.

MADDE 25-

Madde gerekçelendirilirken sanki "adillik" ilkesi işletiliyor. Ancak "damga süresi geçmiş" ibaresi gizleniyor. Asıl yapılmak istenen; Damga süresi geçmiş ölçü aletlerinin maliyeti ve sorumluluğu kullanıcılarca karşılanarak değiştirilmesinin sağlanmasıdır. Öncesinde kullanıcıların bu konuda sorumluluğu yokken değişiklikle sorumluluk yüklenilmiş olacak.

Maddenin c) fıkrası düzenlenirken konulan "damga süresi geçmiş" ifadesi;

Kullanımının kontrolü kullanıcı açısından nerede ise imkansız bir durumdur. Çünkü elektrik, doğalgaz, su sayaçları gibi yaygın kullanılan ölçü aletlerinde aboneler abone olma süreçlerinde damga üzerindeki tarihi kontrol etmedikleri gibi damga süreleri ve mevzuat konusunda bilgi sahibi olmaları mümkün değildir.  Bu madde milyonlarca aboneyi ilgili şirketin keyfi yaklaşımlarına bırakır. Şöyleki bazı dağıtım şirketleri sayaçların damga süreleri doldu gerekçesi ile sayaçları değiştirmekte (ki sayaçlar sökülmeden kontrol edilebilecek ve hata sınır aşımı yoksa değiştirilmeden yeniden mühürlenebilecekken), değiştirirken sökme, takma ve sayaç bedeli adı altında ücretler almakta abonenin konu hakkında yeterince bilgisi olmamasından faydalanmaktadır.takılan sayaçların bir çoğunda yapılan incelemelerde de sayacın +%1,5- %1,9 arası hata ile çalıştığı görülmektedir. Bu durum sonraki aylar boyu aboneden haksız gelir elde edilmesinin sağlamaktadır.

Maddenin e) fıkrası düzenlenirken "Ayarı doğru olmayan ölçü aletlerini kullanan kişiye," ibaresi;

ifade ile genelleme yapılmaktadır. Ölçü aletini kullanan kişi yasal satıcılarından almıştır ve arızalı olduğunu bilemez. Kullanılırken ölçü aleti kasıt olmadan arızalandı ise ve kişi kasti olarak bu arızalı ölçü aletini kullanmıyorsa bir sorumluluğu bulunmadığı halde cezalandırılmaktadır.

 

Maddenin h), ı) j) fıkraları düzenlenirken bozuk sayaçların ticaretini yapanların cezalarını hafifletirken olaydan bi haber kullanıcıların cezalandırılmasını sağlıyor

MADDE 26-

3516 sayılı Kanunun 16 ncı maddesinde suç sayılan ve karşılığında hapis cezası öngörülen fiillerden birinci ve ikinci fıkradaki fiiller 15 inci maddede "İdari cezalar" başlığı altına alınmış ve söz konusu fiillerin işlenmesi halinde idari para cezası öngörülmektedir. Bu nedenle 16 ncı maddenin birinci ve ikinci fıkraları madde metninden çıkarılmaktadır.

Madde 26-

Madde hatalı ölçü aletlerini üreten ve ticaretini yapan kişiler için konulmuş hapis cezasını  kaldırılmış olması dolandırıcılık şuçunun caydırıcılığını azaltmaktadır

MADDE 27- 3516 sayılı Kanunda bazı ölçü aletlerinin piyasa değeri düşükken bazı ölçü aletlerinin piyasa değerinin ise yüksek olmasına rağmen hepsine, damgası kopmuş, bozulmuş, damga süresi dolmuş olarak kullanılması halinde aynı ceza uygulanması adaletsizliğe ve ucuz olan ölçü aletinin cezasının ödenmesi yerine yenisiyle değiştirilmesine yol açmaktadır. Bu nedenle, ölçü aleti kullanıcılarının mağduriyetlerinin giderilmesi amacıyla 15 inci maddenin birinci fıkrasının (c) bendinde yer alan fiilleri işlemiş olanlar hakkında, maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren doksan gün içerisinde damgası kopmuş, bozulmuş, damga süresi geçmiş ölçü aletleri için periyodik muayene başvurusunda bulunmaları halinde idari para cezasının, uygulanmayacağı düzenlenmektedir.

Madde 27-

Bu madde de periyodik kontrol yaptırılması isteniyormuş gibi gözükse de bu kadar kısa sürede milyonlarca sayacın periyodik kontrolünün yapılacağı alt yapının olmadığı göz önüne alındığında kontrolün mümkün olmayacağı bellidir. Sonuç olarak bu düzenleme ile bir an önce milyonlarca sayacın değiştirilmesi sağlanacak ve bu işlemin bedeli abonelere yüklenecektir.

Milyonlarca kişi bir biçimiyle bu değişimi yada periyodik muayeneyi gerçekleştirilemediği taktirde para cezası ile de karşılaşacaktır.

Sayaç değiştirme ve sayaç bedellerine dair mahkeme kararları boşa çıkarılmaktadır. Dağıtım şirketlerinin hiç bir bedel taleb etmeden yapmaları gereken işlemin abonelerin üzerine yıkılması ve bunun için 90 gün süre verilmesi uygun değildir. Ön ödemeli doğalgaz sayaçlarının bu karar gereği değiştirileceği dikkatten kaçmamalıdır.

Ayrıca sayaçların yerlerinde ölçüm yapılarak doğruluk testi yapılabilecekken sağlam sayaçların sökülmesi, takılması, değiştirilmesi gibi ekonomik külfet getirici yaklaşımlar ülke ekonomisine zarar verici nitelikte ısraftır.

MADDE 28-

Madde ile, BOTAŞ`ın uzun dönemli LNG alım satım anlaşmaları kapsamında, özellikle Nijerya gibi uzak mesafede yer alan ülkelerden temin edilen LNG‘nin kimyasal özelliği gereği gemilere yüklenen ve gemilerden boşaltılan miktarlar arasında oluşan fiili farklılıkların/kayıpların çoğu zaman 4458 sayılı Gümrük Kanununu 237 nci maddesinin dördüncü fıkrasında belirtilen %4`lük orandan fazla olması nedeniyle bu oranın fiili duruma uygun hale getirilerek %6 olarak belirlenmesi amaçlanmıştır.

Madde 28-

Yapılan düzenleme mesafe, hava koşulları vs durumları göz ardı etmekte kaçakçılığın önünü açabilecek bir uygulamadır.

MADDE 29 -

Enerji sektörü çok hızlı bir şekilde büyümekte, genişlemekte ve gün geçtikçe sektör karmaşık hale gelmektedir. Sektörün düzenleyici ve denetleyici otoritesi olan Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun da günün şartlarına uygun olarak yeniden organizasyonu gerekmektedir. Önerilen değişiklikle Kurumun teşkilat yapısının hizmetlerin etkin ve verimli sunulabilmesi için yeniden yapılandırılması amaçlanmıştır. Bu bağlamda, mevcut daire başkanlıklarının görev ve yetkilerinde değişiklik yapılması, Bilgi İşlem Dairesi kurulması, ayrıca, bu çerçevede bir adet kadro ihdası öngörülmektedir.

Madde 29

Hızlı büyüyen,genişleyen karmaşık hale gelen sektörü düzenleyicisi kurum 1 adet kadro ile duruma adapte olabilecekse...

MADDE 30- 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunun 3 üncü maddesinde "lisansların tabi olacağı usul ve esaslar" düzenlenmektedir. Kanun lisans sahiplerine, yüklediği yükümlülüklerin yanı sıra birçok hak da sağlamaktadır. Özellikle dağıtıcı lisansı sahipleri çok geniş yetkilere sahip olup Kanunda, dağıtıcı lisansı sahiplerinin petrol piyasasındaki asli faaliyeti bayilere akaryakıt ikmali olarak belirlenmiştir. Yıllar itibarıyla yürürlükte bulunan dağıtıcı lisansı sahibi sayısının ciddi ölçüde artmıştır. Dağıtıcı sayısındaki bu artış petrol piyasasında rekabeti iyileştirmesi bir yana özellikle ÖTV ve KDV usulsüzlükleri yapan şirketler vergi zayiine neden olduğu gibi piyasadaki rekabeti de bozucu etkiler gösterdiği görülmüştür. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) tarafından dağıtıcı olma ve dağıtıcı olarak faaliyet sürdürme kriterlerinin belirlenmesi konusunda yetkisinin genişletilmesine ihtiyaç duyulmaktadır. EPDK tarafından belirlenecek ilave kriterlerin piyasada sürdürülebilirliğe ve rekabet ortamına katkı sağalacağı değerlendirilmektedir.

Madde değişikliği ile dağıtıcı lisansları için bayilik teşkilatı, depolama kapasitesi gibi hususlarda düzenleme yapılabilmesine yönelik olarak "bayi sayısı, depolama kapasitesi (işletme stok kapasitesi hariç) konularında sayısal büyüklüklerle sınırlama yapılmaz" ibaresinin metninden çıkarılması planlamaktadır.

Ayrıca petrol piyasasına ilişkin katılma payı veya oluşabilecek kamusal zararların tahsil ve tazmininde yaşanan sorunların önüne geçilebilmesine yönelik olarak EPDK‘ya gerekli gördüğü hallerde teminat mektubu uygulaması yönünde yetki verilmesi amacıyla maddenin son fıkrasından sonra gelmek üzere ilgili fıkranın eklenmesi planlanmaktadır. Söz konusu değişiklik ile petrol piyasasında kısa süre faaliyet göstererek ve mevzuata aykırı davranışlar gösterme niyetinde olan taraflara karşı caydırıcılığın da artırılması hedeflenmektedir.

Madde 30-

Maddenin değiştirilmesi ile petrol piyasasında tekelleşmenin önü açılacağı gibi keyfi bir çok uygulamaya da yol açacaktır.

Rekabeti sınırlayacağı aşikardır.

Gerekçede ifade edilen yolsuzluklar için devlet otoritesi gerekli özeni gösterir ise engelleyici olacağı kesindir. Kontrol mekanizmalarınık yerinde işletilememesi daha çok sermayeye sahip kişilere olanak tanıyacak şekilde düzenleme yapılmasını gerektirmemektedir.

MADDE 31-

Türkiyede üretilen ham petrol, 4/12/2003 tarih ve 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanununun 10 uncu maddesine göre dünya piyasasındaki en yakın erişilebilir emsal ham petrol fiyatı esas alınarak serbest rekabet fiyatına eşit olacak şekilde gerekli ilave ve düzeltmeler yapılarak hesaplanır. Ayrıca, 5015 sayılı Kanuna göre üretilen ham petrole tekabül eden emsal fiyatın yayımlanmaması durumunda fiilen uygulanan satış fiyatı esas alınır.

Ancak, yerli üreticinin ürettiği ham petrol için, emsal fiyat olan Ras Gharib petrol fiyatı indiriminin yayımlanmaması sebebiyle Haziran 2016 ayından beri eski indirim marjı esas alınarak fiyat hesaplanmaktadır. Emsal Ras Gharib petrolü indirim marjı son yıllarda en yüksek olduğu noktada sabitlenmiş olduğundan bu durum, yerli üreticinin Batman Rafinerisine sattığı ham petrolün piyasa fiyatının altında satılmasına neden olmaktadır. Ras Gharib petrol fiyatı indirimine hala ulaşılamıyor olması, Kanunda yeni bir düzenlemeye gidilmesi gerekliliğini ortaya koymaktadır.

Yerli üretici firmaların Türkiyede ürettiği ve sattığı ham petrolün piyasa fiyatının altında satılması sorunu, düzenli olarak uluslararası petrol piyasası yayın kuruluşlarında yayımlanan emsal petrol fiyatlarının (Arab Heavy, Arab Medium gibi) fiyat hesaplamalarında kullanılması ile ortadan kalkacaktır. 26 API gravitesi altındaki petroller için yakın coğrafyamızda bulunan ağır petrolleri tarif etmekte kullanılan Arap Heavy petrolü, hem her zaman ulaşılabilir olması hem de fiyat dalgalanmalarında daha dengeli davranması sebebiyle Kanun kapsamına alınmalıdır. Yeni düzenleme ile tüm yerli ham petrol üreticileri de teşvik edilmiş olacak ve yerli üreticilerin Türkiyede petrol arama ve üretim konularında daha çok yatırım yapmalarını sağlayarak, yerli üretimimizin artması yönünde katkıda bulunabilecektir.

Ayrıca Batman Rafinerisine teslim edilen petrol için geçerli olan Batman-Dörtyol Boru Hattı taşıma bedeli ve tüm yüklemeler için Süveyş Kanalı geçiş ücreti ile navlun hesabında da emsal değerlerin tamamı alınmaktadır. Bu anlamda ilgili bedelinin tamamının alınması, petrol üreticisi firmaların üretimlerinin ve yatırımlarının devamını destekleyici olması açısından önem arz etmektedir. Bunun yanı sıra Rafineri, yurtdışından temin ettiği tüm petrollerde aynı maliyete katlandığından ve bu maliyetlerin tamamının yansıtılması uluslararası kabul görmüş bir uygulama olduğundan yerli ham petrol için de benzer fiyatlandırma uygulamasına geçilmesi gerektiği aşikârdır. Düzenleme ile belirtilen sıkıntıların giderilmesi amaçlanmaktadır.

Madde 31-

Bu maddede yapılan değişikliklerle yerli üretimi desteklemek gibi gösterilen zahiri bir yaklaşım sergilenmektedir. Bu malın bedelinin belirlenmesi için kendi maliyet süreçleri dikkate alınmalıdır. Maliyetler belirsiz değildir ki burada aşırı kar marjı sağlayacak bir yaklaşımın belirlenmesidir ki kamuyu zarara sokucu niteliktedir.

MADDE 40-

Kanunda geçen "hibrit üretim tesisi" İbaresi, birden çok kaynak ile elektrik üretimi gerçekleştiren tüm modelleri karşılamadığından bu modeller için elektik piyasasına ilişkin mevzuatta gerekli tanımlama ve düzenlemelerin yapılması gerekmektedir. Bu nedenle tamamı yenilenebilir olmak üzere birden fazla enerji kaynağından elektrik üretmek amacı ile kurulan üretim tesislerinde üretilerek sisteme verilen net enerji miktarının YEK destekleme mekanizmasından faydalanmasına ilişkin usul ve esasların EPDK tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenmesi amaçlanmaktadır.

Madde 40-

Yenilenebilir enerji Kaynaklarının Elektik Enerjisi Kullanımına ilişkin Kanunu hali hazırda YEK Desdekleme Mekanizmasını tanımlamakta ve desteklenen yenilenebilir kaynaklara dair listeleri içermektedir. Eklenecek yeni fıkra yeni bir olanağı ifade etmemektedir. Aynı yada yakın alanlara kurulacak birden farklı YEK santralları zaten mevcut uygulamada ayrı ayrı ölçülmek ve ilgili kaynağa göre desteklenmektedir. Bu yeni durumda tek ölçüm üzerinden bir değerlendirme yapılacaktır ki bazı kaynaklar için yapılmış olan yarışmayı ekarte edebilecek sonuçlar üretebilir. Eğer tümleşik santrallara ihtiyaç varsa bu santralların lisanslanma koşulları da yasa koyucu tarafından belirlenmeli çerçevesi belirsiz bir yönetmeliğe yetki devri uygun değildir.

MADDE 41-

Düzenleme ile yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı üretim tesislerinde ilave kapasite artış yapılmasının önünün açılması ile birlikte bir bütün olarak enerji piyasasında artan YEK destekleme mekanizması maliyetinin baskısının tüketicilere yansımasının önüne geçilmesi amaçlanmaktadır. Kapasite artış kapsamında kurulacak olan ünite ve türbinlerin kurulumu ve tesis edilmesi sahada fiilen uygulanması ve devreye alınarak yenilenebilir enerjinin üretime kazandırılması en hızlı ve etkin olarak yerli ve yenilenebilir enerji üretimini arttıracak metottur. Bu nedenle yenilenebilir enerjide kapasite artışının yapılmasının desteklenmesi elzemdir. Ancak diğer yandan tüketicilere yansıyan YEK destekleme mekanizması destekleme fiyatları nedeni ile tüketicinin ödediği elektrik faturasına etkisinin azaltılmasının da bir gereklilik olduğu değerlendirildiğinde yatırım maliyeti ve işletme maliyetinin yeni yatırım yapılmasına kıyasla nispeten daha az olduğu kapasite artış kapsamındaki ilave ünite ve türbinlerin destekleme mekanizmasından faydalanmasına ihtiyaç olmayacağı değerlendirilmektedir.

Madde 41-

Maddeye eklenen hükümün Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının kullanımını artırıcı bir özellik olarak sunulmaktadır. Kabaca bir değerlendirmede bu hüküm doğru olmakla birlikte bir yarışma ile alınmış lisans hakları için yarışma koşullarının değiştirildiği gerçekliğini, TEİAŞ veya Dağıtım sistemi kullanımı için getirilmiş kısıtları haksız olarak değiştirdiği gerçekliğini dikkatlerden kaçırmaktadır.

Bu ve benzeri düzenlemeler yasanın bütünlüğü içerisinde ele alınmalıdır. Fırsat eşitliğini kaldıracak düzenlemelerden uzak durulmalıdır.

MADDE 42-

6446 sayılı Kanunun 7 nci maddesinin yedinci fıkrası kapsamında yapılan düzenleme ile yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı üretim tesislerinin kapasite artışının yapılmasının önündeki mevzuat engelleri ortadan kaldırılarak yeni yatırım yapılmasından daha hızlı bir şekilde devreye alınarak Ülke ekonomisine ve enerji ihtiyacına daha etkin bir şekilde katkı koyması beklenen İlave ünite ve türbinlerin tesis edilmesi amaçlanmaktadır. Bu sayede yeni yatırımların yapılmasındaki devreye alma ve üretime başlama sürecinden daha kısa sürede hayata geçirilerek yenilenebilir potansiyelin daha hızlı üretime geçmesi beklenmektedir. Yatırımcı açısından da ilk yatırım ve işletme maliyetlerinin nispeten daha az olduğu kapasite artışlar tercih edilmektedir. Bu düzenleme ile yenilenebilir enerjinin üretime kazandırılması ve dışa bağımlılığın azaltılması hedeflenmektedir.

Sekizinci fıkra hükmü ile lisans sahalarının kullanılabilir alanlarında veyahut birden fazla kaynağa ulaşmada fırsatı olabilecek olan tesislerde diğer kaynakların özellikle birden fazla yenilenebilir kaynakların birbirinden faydalanarak üretimi arttırmaları sağlanmaktadır. Benzer şekilde bazı konvansiyonel üretim sahalarında yenilenebilir kaynağı da birlikte kullanarak (tesislerin çatıları gibi veya kömür sahalarının elverdiği açık alanları gibi) elektrik üretiminin arttırılması hedeflenmektedir. Bu hüküm ile özellikle yenilenebilir kaynakların birlikte kullanılmasının yanında diğer kaynaklar ile birlikte yenilenebilir kaynakların enerji üretimini teknik yönden destekleyecek uygulamalara imkân sağlanacaktır. Bu kapsamdaki tesislere ön lisans ve lisanslarının verilmesi, tadili, sona erdirilmesi, iptali, süreleri, süre uzatımı, yenilenmesi ve lisans kapsamındaki hak ve yükümlülüklerin askıya alınması ile bu tüzel kişilerin piyasa faaliyetlerine ilişkin usul ve esasların düzenlenmesi ise Kuruma yetki verilerek gerekli görülen piyasa dinamiklerine uygun bir şekilde yapılabilmesi amaçlanmaktadır.

Madde 42-

Daha önce de belirtildiği gibi burada amaç enerji yatırımlarının tekelleşmesini sağlamaktır. Enerji santrallarının kullanım sahasına farklı bir enerji kaynağına dayalı üretim yapmak için yani bir düzenleme yapılabilir. Ancak bu düzenleme eklenen fıkrada olduğu gibi başka kişilerin haklarını ve fırsat eşitliğini gasp edecek nitelikte olmadan da yapılabilir. Güçlü bir termik santralin  içerisine yerleştirilecek güneş santrali için var olan kısıtları değiştirmeden  yada diğer yatırımcıların aleyhine olmayacak şekilde genişleterek lisanslana bilir.

MADDE 43-

Ülkemiz enerji sektörünün 2020 yılına kadar toplam yatırım ihtiyacı 100 milyar doları bulmaktadır. Bu çerçevede, ihtiyaç duyulan yatırımların mümkün olduğu kadar özel sektör tarafından yapılmasını sağlayacak düzenlemelerin hayata geçirilmesi yönünde gerekli çalışmalar yapılmaktadır. Bu bağlamda Ülkemizde özel sektör tarafından yapımı planlanan elektrik üretim yatırımlarının süresi içerisinde tamamlanabilmesi arz güvenliğimiz açısından da önem arz etmektedir. Enerji iletimi/dağıtımı ve bunlarla ilgili tesislerin yapılması ve vaktinde devreye alınması Ülkemiz için büyük önem arz etmektedir. Enerji iletimi/dağıtımı yapılacak tesislerin ormanlık alanlara rastlaması durumunda, mevzuatına göre alınması gereken yüksek bedellerin ödenmesi gerekecektir. Kamu tarafından yine bir Kamu kurumu olan Orman Genel Müdürlüğüne ödenecek bu bedeller, tüketicilerin kullanımına sunulan elektrik enerjisindeki maliyeti arttıracak olup, maliyet artışları da tarife yoluyla vatandaşa yansıtılmak zorunda kalınacaktır. Bu nedenle enerji iletim/üretim tesislerinin orma

EMO Haber Portalı

Elektrik Mühendisleri Odası'nın resmi haber ve duyuru portalı.

Abone Ol

Yeni haberler ve etkinliklerden haberdar olmak için e-posta adresinizi bırakın.

Abonelik özelliği yakında aktif olacaktır.

© 2026 EMO Haber Portalı | Elektrik Mühendisleri Odası