Basın toplantısı Şubemiz Yönetim Kurulu Başkanı Erol Celepsoy`un günün anlam ve önemine değinerek yaptığı açılış konuşması ile başladı. Söyleşi için biri Japonya`dan diğeri ABD`den gelen konuklara hoşgeldiniz diyerek kürsüye çağıran Celepsoy, basın açıklamasına geçmeden önce 22 Nisan 2018 günü Sinop NKP`nin düzenlediği mitingin yasaklanmasını protesto ettiklerini ve bunun için de aynı gün İstanbul Beşiktaş`ta gerçekleşen basın açıklamasına katıldıklarını belirtti.
"32 yıl önce bugün 26 Nisan 1986, saat 01.23.58de, Çernobil Nükleer Santralının 4 numaralı enerji bloğunda bulunan reaktör, bir dizi patlama sonucu yerle bir oldu. Çernobil felaketi 2. Dünya Savaşında Japonya`nın Hiroşima ve Nagazaki şehirlerine atılan atom bombalarının toplamından 200 kat daha fazla etkiyle 20. yüzyılın en büyük teknolojik yıkımına yol açtı" diyerek basın metnine başlayan Erol Celepsoy, nükleer santralların yol açtığı ve yol açacağı felaket ve yıkıma dikkat çekti.
Ülkemizde AKP iktidarının ısrarla sürdürdüğü Nükleer Santral Macerası, bilimsel ve ekonomik veriler açısından, toplum ve çevre koşulları açısından akıl dışı olduğunun altını çizen Celepsoy; "Odamızın her zaman söylediği gibi nükleer santral kurma konusundaki amaç teknik bir zorunluluk değildir, sadece ve sadece politik nedenlere dayanmaktadır. Sonuçları itibarıyla ülkemizin ve halkımızın büyük ve telafisi mümkün olmayan bir tercihtir ve kabul edilemez bir karardır" dedi.
Basın Açıklamasının tam metni için bakınız
Basın metninin okunmasından sonra gazetecilerin ve katılımcıların sorularına konuklarımız tarafından yanıt verilerek söyleşiye geçildi.
Söyleşide ilk sözü alan Green Think Tank of Turunc Foundation Vakfı kurucusu Prof. Dr. Hayrettin Kılıç, Akkuyuya dair Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) raporunun kesme yapıştırma yöntemi ile hazırlandığını, hiçbir bilimsel bilgiyi içermediğini belirtti. Geçtiğimiz günlerde temeli atılan Akkuyu Nükleer Santrali ile ilgili konuşan Kılıç, şunları söyledi:
Akkuyu hem Türkiye hem de Rusya için kötü bir yatırım diyen Kılıç, "Çünkü teknolojik olarak dünyanın hiçbir yerinde hamam suyuyla santral çalıştıramazsınız. Akdenizdeki hava suyu sıcaklığı 30 derece. O santrali soğutmanız için Sinoptaki santralin 4-5 katı reaktörü çalıştırmanız ve çevirmeniz lazım. O bölgedeki deniz suyu da tuzlu, soğutma için kullanacağınız vana ve su boruları için ne kadar kimyasal bassanız da bu olmaz" dedi.
Rus firması Rostom ile ilgili olarak şirketin mali konular nedeniyle batmak üzere olduğunu söyleyen Kılıç, Sinop`ta da durumun çok farklı olmadığını, duyumlarına göre, Japonların Sinop`a nükleer santral yapımından çekileceğini belirtti. Kılıç, Japon kaynaklarından edindikleri bu iddiayla ilgili olarak, "Çünkü hiçbir finans kurumu ve banka bu konuda kredi vermiyor. Nükleer santrallere kredi vermek istemiyorlar" ifadesiyle iddiasını gerekçelendirdi.
"Sinopta nükleer atık yayılımı olursa Karadenizin tüm doğal yapısı değişecek ve ölü denize çevrilecek. Karadenizin kimyasal yapısı bozulacak, Karadenizin havası iklimi tamamen değişecektir" diyen Kılıç, Karadeniz Koruma Forumu kurulması gerektiğini de söyledi.
Hayrettin Kılıçın ardından söz alan Fuşikima nükleer felaket tanığı Masumi Kowata, Fukuşima nükleer santralı patladıktan sonra bölgeden uzaklaştığını ve bölgede yaşan herkes gibi kendisinin de bütün hayatının değiştiğini belirtti. Japonya hükümetinin, Fukuşimada nükleer atıklar temizlendi, evinize dönün çağrısı yaptığını belirten Kowata, bu çağrıya karşın evlerine geri dönen insanların sayısı çok değil. Çünkü radyasyonun ölümcül etkileri devam ediyor, rüzgar çıktığı zaman radyasyon seviyesi 100 kat oluyor. Ayrıca, su kirliliği de söz konusu" dedi.
Evlerine dönen insanların sorunlarıyla hükümetin ilgilenmediğinin altını çizen Kowata, bölgede işsizlik olduğunu belirtti. "Eskiden balıkçılık vardı. Sinop gibiydi orası da. Ben Sinopa gittiğimde ağladım. Orada herkes balık tutuyordu. Fakat bizim bölgemizde biz bunu yaşayamıyoruz. Şimdi balıkçılık yapanlar da işsiz. İşlerini değiştirdiler. Ben çiftçiydim. Tarım da sona erdi. Mantar yetiştiriyordum, sebzecilik yapıyordum. Ama artık bu mümkün değil. Ben bu nedenle dönmüyorum, çünkü orada kendi işimi yapamayacağım" diye konuştu.
22 Nisan günü gittiği Sinopta, insanların nükleer santral istemediklerini gördüğünü söyleyen Kowata, "Kendimizi kendimiz koruyacağız bunun başka yolu yok gibi görünüyor. Sesimizi çıkartarak birlikte hareket etmemiz gerekiyor" dedi.
Daha sonra söz alan Japon konuklarımızdan Daisuke Sato da, "Japonyada 54 reaktör vardı, 6 tanesini yeniden açtılar. Biz karşı çıkıyoruz sürekli olarak. Malezyada, Endonezyada önemli nükleer karşıtı hareketler var. Vietnamda mücadele sonucu iptal edildi nükleer santral. Dolayısıyla biz de bunun için çabalayalım" dedi.
Son olarak konuşan Şubemiz üyesi Nurcan Bircan Yayla ise şu anda elektrik santrallarının, kurulu güç açısından enerji arzı fazlası olduğunu, nükleer santral kurma kararının tamamen politik bir tercih olduğunu belirterek, dünyada sadece 448 tane çalışabilir durumda santral olduğunu, ancak bunların hepsinin çalışmadığını belirti. "Yüzde 5 elektrik için mi bu riski alıyoruz" diyen Yayla, "Enerjide dünyaya bağlıyız diyorlar. Kendi ülkesinde doğalgaz olmayıp elektriğini doğalgazdan sağlamamaya çalışan tek ülke biziz. Hidroelektrik gibi alternatiflere yönelmek yerine doğalgaz alıyorlar. Neden? Çünkü yüzde 100 alım garantisi verildi. Bir şey halk için değil rant için yapılırsa sonuç tabii ki dışa bağımlılık olur" dedi. Nükleer santrallerin dünya ülkelerini tehdit ettiğini söyleyen Yayla, nükleer santrallara karşı aklın ve bilimin ışığında mücadele edileceğini belirtti.